TÜRKİYEDE NÜKLEER ENERJİ SANTRALİ

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 
TÜRKİYEDE NÜKLEER ENERJİ SANTRALİ kurulsun mu? kurulmasın mı?


ÖNCE NÜKLEER ENERJİ SANTRALİ HAKKINDA BİLGİ VERELİM.

NÜKLEER ENERJİ NEDİR?

Atom çekirdeklerinin parçalanması sonucunda büyük bir enerji açığa çıkmaktadır. Ağır atom çekirdeklerinin nötronla bombardımanı sonucu bu çekirdekler parçalanır. Buna 'fisyon' denir. Her parçalanmada açığa fisyon ürünleri çıkar (2-3 nötron). Atom çekirdeklerinin birleşme tepkimeleri de büyük bir enerji açığa çıkarır (füzyon). Bu iki tepkimeyle elde edilen enerjiye nükleer enerji denir. Nükleer reaktörler bu enerjiyi elektrik enerjisine çevirir. Oluşan ısı enerjisi kullanılarak türbinler döner ve atom tepkimeleri elektrik enerjisine dönüştürülür.

"Türkiye'de ve Dünyada Enerji-Nükleer Enerji Gerçeği" kitabının yazarı Türkiye Teknik Elemanlar Vakfı (TÜTEV) Enerji Danışmanı Serdar İskender, 2006'nın sadece Türkiye için değil, dünya için de enerji yılı olacağına inanıyor. İskender'e göre Ukrayna-Rusya doğalgaz krizi bunun işaretçisi. Nükleer enerji, enerji problemlerimizin tek çözümü değil, ancak çözümün önemli bir parçası. İskender nükleer enerji tercihinin sürdürülebilir kalkınma çerçevesinde ele alınarak, riskleri ve avantajlarıyla birlikte değerlendirilmesini istiyor: "Nükleer teknoloji, ülkemizin elektrik talebinin güvenle karşılanmasına önemli katkıda bulunacak, ucuz elektrik sağlayacak, yüksek teknoloji kazandıracak, sanayi için bir itici güç oluşturarak, yeni istihdam alanları açacak. Öncelikli olarak, kamuoyu doğru olarak bilgilendirilmeli ve bilinçlendirilmeli. Kısa ve uzun vadeli planlar yapılarak, nükleer enerjinin avantajları; güvenilir, temiz ve rekabet edebilir bir enerji alternatifi olduğu anlatılmalı. Nükleer santraller halka rağmen değil, halkın istek ve desteğiyle acilen kurulmalı."

Enerji tüketiminin kalkınmışlık göstergesi olduğuna işaret eden İskender ilginç bir örnek veriyor: "1973-2000 yılları arasında Türkiye gayri safi milli hasılasını 1.994 dolardan 3.158 dolara çıkarttı. Yani yüzde 58'lik bir artış yaşandı. Buna karşılık enerji talebi yüzde 231 arttı. Sürdürülebilir büyüme hedefleri açısından bakıldığında 2020-2030 hedeflerinde enerji talebindeki artış yüzde 160'lardan kat be kat fazla olur. Bu darboğazdan kurtulmanın en temel yolu nükleer enerji yatırımlarını şimdiden yapıp, 30 yıl sonra önümüzü görmemizden geçer. Nükleer enerji, pek çok ülkede radyasyon riski nedeniyle engellemelerle karşı karşıya kaldı. ABD'de 104 reaktörün bir kişiye yüklediği fazladan doz 0,001 mSv/yıl (ışınım oranı) olmasına rağmen, 1.000 MWe gücündeki kömürle çalışan bir termik santralin bacasından çıkan radyoaktif partiküllerin bir kişiye yüklediği fazladan doz 0,004 mSv/ yıl'dır. Yani nükleer diğer yakıtlara oranla daha az riskli temiz bir enerji türüdür."


HANGİ YAKITTAN NE KADAR ENERJİ ELDE EDİLİYOR?

Nükleer yakıtın, çok yüksek olan enerji yoğunluğu avantajlı bir fiziksel özelliktir. Katı yakıtlar ve nükleer için birim yakıt miktarı başına elde edilen elektrik enerjisi değerleri aşağıdaki gibidir.

1 kg odun 1 kwsaat,
1 kg kömür 3 kwsaat,
1 kg petrol 4 kwsaat,
1 kg Uranyum 50.0000 kwsaat,
1 kg Plütonyum 6.000.000 kwsaat enerji çıkarır.




TÜRKİYE'NİN NÜKLEER HAMMADDE REZERVLERİ

Türkiye radyoaktif hammadde aramalarını 1953'te MTA başlattı. Yaklaşık 10 bin ton civarında uranyum rezervimiz var. Bu rezerv 3 bin megavatlık bir santralin 25 yıllık yakıtını karşılayabilecek kapasite demek. Hammadde konusunda Türkiye dışa bağımlı değil. Güney Kore ve Romanya rezervlerini kullanıp kendi yakıtını yapıyor. Uranyum uluslararası piyasada nükleer enerji hammadesi olarak sarı pasta halinde kilogramı 80-130 dolardan işlem görüyor. Zenginleştirilmiş Uranyum satıcıları ABD, Rusya, Fransa ve Japonya. Eskişehir-Sivrihisar-Kızılcaören'deki toryum yatağının kapasitesi 383 bin ton.



Yıllarca sürüncemede kalan nükleer enerjide yatırım kararları uygulamaya geçerse, Türkiye 2015'te elektrik enerjisinin yüzde 7'sinden fazlasını nükleer santraller vasıtasıyla elde edecek. 2030 enerji ihtiyacı tahminlerine göre dünya enerji talebi yüzde 50-60 artarken, Türkiye'nin yüzde 160 artacak. Doğalgaz ve petrol açısından enerjide dışa bağımlılık yüzde 80'lere dayanacak. Nükleer santraller açığı kapatmanın alternatiflerinden biri haline gelecek.
İlk yatırım maliyetleri yüksek olmasına karşın yakıt maliyetlerinin düşüklüğü, çevre kirliliği açısından (karbondioksit-kükürt-azot değerleri) en temiz enerji elde etme yöntemi olan nükleer santraller daha şimdiden kendine yeni müşteriler bulmaya başladı. Avrupa'nın en çok elektrik ithal eden iki ülkesi İtalya ve İngiltere nükleere dönme kararı aldı.
Elektrik enerjisi üretiminin yüzde 78'ini nükleerden elde eden Fransa; İngiltere, Almanya ve İtalya'ya enerji ihraç ediyor. İngiltere en büyük elektrik alıcısı ve enerji bağımlılığından kurtulmak için nükleere dönme kararı aldı geçen sene. Fransa, 10 milyar dolarlık elektrik ihracatından para kazanıyor. İsveç kapatalım dediği halde elektrik enerjisi üretiminde nükleerin payı yüzde 50'lerde. Fransa'nın Loire nehri üzerindeki 14 reaktör suyunu alıp aynı yere bırakıyor ve çevresel sorunlar yaşanmıyor.

Etrafımızda onlarca reaktör ve nükleer santral kurulmasına rağmen gerçek riskleri göz ardı eden sivil toplum temsilcileri hâlâ nükleer karşıtı kampanyalar sürdürüyor. Çevreciler nükleer yatırımlarını 'çıkmaz sokak' olarak tanımlıyor. Oysa Türkiye'nin enerji taleplerini karşılamak için 2015'te 60 bin megavat/gün, 2020'de 96 bin megavat/gün kurulu güce ihtiyacı olacak. Petrol, doğalgaz, hidroelektrik, jeotermal dâhil tüm kaynaklar harekete geçirilse de 2015'ten itibaren 5 bin megavatlık bir enerji açığı ile karşı karşıya kalacak. Bunun nükleer enerji yoluyla ya da yeni kaynaklarla kapatılması şart. Kuşkusuz ABD ile ilişkiler, AB müzakereleri, Türkiye'nin nükleer enerji pazarlıklarında da belirleyici olacak. Nükleer enerji stratejisi açıklandığında 200 ülkenin gözü, bu teknolojiye sahip 30 ülkenin yatırımcılarının eli Türkiye’ye dönecek.


 
 

 
 
Kurulsun tabi ki...Böyle önemli bir enerji kaynağını herkes kullanırken biz neden kullanmayalım ki?

faydaları nelerdır bızı aydınlatabılecek yokmuu ???

türkiyede özellikle uranyum madeninin işlenmesi çok büyük bir atılım olur.. keşke hükümet ciddi bir gelişim payı ayırsa

türkiyede özellikle uranyum madeninin işlenmesi çok büyük bir atılım olur.. keşke hükümet ciddi bir gelişim payı ayırsa
Neden özellikle uranyum.?

faydaları nelerdır bızı aydınlatabılecek yokmuu ???
Umarım yardımcı olmuşumdur.

örnek verecek olursak çok cüzi miktarda uranyumla koskoca yük gemileri daha hızlı daha uzak yerlere gidebilirler bunun gibi.. olay sadece salih bazında  bakılmamalı yani :)

enerji yoğunluğu açısından güçlü bir maden bildiğim kadarı ile...

aslında bazen aklıma geliyor ;metal fırtınayı okuyanlar bilirler...kitaptaki tarihte yaklaştı üstelik...  türkiye - abd arası bir savaş çıksa ve hedefte türkiyedeki uranyum ve tor madenleri üzerine olsa...( allah göstermesinde...) olabilirmiş gibi geliyor bazen... özellikle tarihler yaklaştıkça... kitaptaki kadar aciz bir savunmamı söz konusu olur yoksa daha mı farklı olur...  :-X

aslında bazen aklıma geliyor ;metal fırtınayı okuyanlar bilirler...kitaptaki tarihte yaklaştı üstelik...  türkiye - abd arası bir savaş çıksa ve hedefte türkiyedeki uranyum ve tor madenleri üzerine olsa...( Allah göstermesinde...) olabilirmiş gibi geliyor bazen... özellikle tarihler yaklaştıkça... kitaptaki kadar aciz bir savunmamı söz konusu olur yoksa daha mı farklı olur...  :-X

Kesinlikle katılmıyorum.Türkiye öyle kolay kolay işgal edilebilecek bir ülke değildir.Bir kere Devlet geleneği olan bir ülkeyiz.Ayrıca çok köklü bi geçmişimiz vardır.İran'dan da çekinilmesinin en büyük sebeplerinden biri,bizim gibi köklü bi geçmişe ve Devlet geleneğine sahip olmasıdır.
Başka sebeplerde var tabi...

bence en büyük sebeblerinde biri türk tarihine bakılırsa görülecektir... çekincelerinin başında da o geliyordur... türk ırkı hiç bir zaman dünya tarihinde başka bir ülkenin esiri olmamıştır... korksunlar bizden :) biz adamı ham yaparız ruhları duymaz....;)

Tabi haklı olduğunuz yanlar var ama,geçmiş geride kaldı.Daha çok Türk insanının miliyetçilik ruhundan çekiniliyor bence.Şöyle bi düşünürsek,Türkiye'ye bi savaş açıldığında, Avrupada kaç milyon Türk nüfus yaşamakta,bırakın milyonları her ülkede 10 tane Türk,İngiltere,Fransa,Almanya... ve daha bir çok ülkede,en önemli yerleri bombaladıklarını ya da buna benzer karışıklıklar çıkardıklarını düşünün ki,biz Türk'ler bu gibi olayları yapmaktan çekinmeyiz.Hele hele de ülkemiz,bayrağımız,en önemlisi ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ elimizden alınacaksa yaparız.Bu da tüm dünyayı kaosa sürükler. ;)

aynı fikirdeyim.. ondan  söylüyorumya ham yaparız die... :)


Çok çok enerji sıkıntısı çekildiğinde yaparlar ya : ) Madem nükleer santraller savaş zamanında bulunduğu ülke için çok büyük bi risk ve madem şimdilik geçinip gidiyoruz, bırakalım şimdilik böyle gitsin..

Bence böyle insanlar eskide kaldı artık bu dediklerinizi yapabilecek insanlar yokmuş gibi görünüyor.Şu anda da zaten hiçbir şeye itiraz etmeyen her şeyi kabüllenen bir topluluğa sahibiz.Belki böyle bir şey olursa(Allah göstermesin) uyanırız.Üzerimizdeki ölü toprağını atarız belki

nükleer santral e her ne pahasına olursa olsun karşı çıkmalıyız die düşünüorum..detaylarını anlatacak zamanım yok şu an ama:) yok illaolacaksa da kesinlikle Uranyum değil belki Toryum temelli santraller inşa edilmeli..edilecekse de mekanı mutlaka iyi düşünülmeli..Sinopa santral cinayettir,terördür, çevresel  soykırımdır
Annelerin ninnilerinden
spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı.

Toryumu kullanmak çok zor şuanda.

TORYUM fisil bir madde olmadığı için tek başına nükleer yakıt olarak kullanılamaz ve fisil bir izotop olan U233 e dönüşebilmesi için de bir tetikleyiciye (nötron) gereksinimi vardır. Bu nedenle nükleer yakıt olarak kullanılabilmesi için fisil izotoplar olan U235 veya Pu239 ile birlikte kullanılmalıdır.

Toryumun nükleer yakıt olarak kullanılması ile ilgili çalışmalar yapılmaktadır ancak günümüzde toryumla çalışan ticari ölçekli bir nükleer reaktör bulunmamaktadır.


toryum aynı zamanda uranyum dan daa çevreci v türkie de uranyumdan da çok bulunur daa ucuz bi madde..tesis i ne için kuruoruz işte işletmek için..o zman neden toryum olmasın
Annelerin ninnilerinden
spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı.

nukleer enerjinin getirisi kadar bi okadarda götürüsü muhakkak vardır buna göre düşüneim ama bende yapılmasından ynayım enerji gelişen her ülke için muhimdir olmalıdır

goturulerı nelerdır anlatırmısın

bilindiği üzere kimyasal maddeler kanser etkisi yuksek olandır bunun için zararlar olabilir dedim
ama ulkemizdede enerji açığı hatsafaya gelmiş durumdadır gelişim için tabiki önemlidir ve olmalıdır

Normal prosedür izlenirse doğal yaşama  ve insan hayatına hiç bir zararı yoktur.
Gamzeleri gelir aklına...
Korkunçtur yalnızlığımız, anlarsın. Bir oynur oynarız, oyalanırız...

doğal prosedür izlenen her yerde olduu gibi bizde de doğaya toprağa ve insanlıa zararları vardır..inanılmaz maddi bi yüktür borçla yada yabancılara peşkeşle yapılacak bi santral..daasını saymadan önce iyi niyetle ve önyargısız beni dinleyeceğinize emin olmak isterim..tabii ki hem fikir olmayabiliriz..ehrkes aynı şeyi düşünüorsa kimse birşey düşünmüo demektir..ben sadece tek doğru gibi göstermenize karşıyım..ve de nükleer santrale,nükleer silahlanmaya..
Annelerin ninnilerinden
spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı.

Basit bir soru sorayım; sonra devam et.

Nükleer santral, normal prosedürün izlendiği nerede doğaya, toprağa ve insanlara zarar vermiştir?
Gamzeleri gelir aklına...
Korkunçtur yalnızlığımız, anlarsın. Bir oynur oynarız, oyalanırız...

normal prosedür dediin şey inşaası ve çalışma şartları falan sa Çernobil de 96 da ermenistan da(ayrıca fransa son beş yılda sayısız santralini devre dışı bıraktı çeşitli sızıntılar sebebile,) yaşanan patlamalar bile tek başına yeterken başka neler var..
Nükleer teknolojinin tartisilmaz öncüleri kabul edilen ABD ve Almanya'daki bilim adamlari, nükleer kazalarla bas edecek yüzde yüz güvenli bir teknolojiye henüz hiçbir ülkenin sahip olmadigini itiraf etmektedirler. Bu nedenledir ki ABD'de Çernobil kazasindan çok önce nükleer santral yapimindan kaçis baslamis; önceden yapimi baslamis 100 nükleer santral iptal edilmistir.
Ayni sekilde Almanya'da da 36 nükleer santral projesinden vazgeçilmistir. Sadece ABD'de iptal edilen projeler için harcanan para 30 milyar dolardir. Ayrica, Çernobil'den önceki en büyük nükleer kaza sayilan "3 mile island" (ABD, Penn.) olayinda 10 milyar dolar civarinda harcama yapilarak nükleer atiklar ancak 15 yil sonra temizlenebilmistir.
Annelerin ninnilerinden
spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı.

Elektrigin nükleer santrallarda daha ucuz üretildigi israrla ileri sürülmektedir. Bu görüs tamamen yanlistir. Nükleer santralin yakit maliyeti fosil yakitlardan daha ucuz olmakla beraber 1000 MW'lik bir nükleer santralin yapim maliyeti 3.5 milyar dolar mertebesinde; buna karsilik ayni güçte bir dogal gaz çevrim santralinin maliyeti ise 750 milyon dolar mertebesindedir. Bir nükleer santral en az 6 yilda kurulabilmekte, dogalgaz santrali ise 1.5 yilda kurulmaktadir. Aradaki maliyet farki 2.75 milyar dolardir ki, bu meblagin yillik faizi ile dogalgaz santralinin bir yillik yakit masrafi karsilanabilir. Bu durum, nükleer santralda üretilen elektrigin ucuz oldugu iddiasini çürütmektedir. Dogalgaz santrali ile nükleer santralin her ikisi de yakit bakimindan disa bagimli olmalarina karsilik, nükleer yakit sadece birkaç ülkenin tekelindedir ve çok siki denetime tabidir. Oysa dogalgaz temini için Türki cumhuriyetlerin yanisira Iran, Körfez ülkeleri, Libya gibi seçenekler mevcuttur ve dolayisiyla saglanmasi çok daha kolaydir.

Nükleer santralin kaza orani istatistik olarak öbür elektrik santrallarina göre daha azdir; ne var ki, bir nükleer santral kazasinin sonucu bir bölgeyi haritadan silecek kadar vahimdir.

Fizyon reaksiyonuna göre çalisan nükleer santrallar ömürlerini tamamlamis ve artik demode olmuslardir. Bugün gelecegin enerji sorununu kökten halledecek, az riskli ve çok ucuz enerji üretecek füzyon reaktörleri üzerinde arastirmalar yogunlasmistir. Bu arastirmalara finansal katki saglamak üzere eski tip santrallari gelismekte olan ülkelere satmak için türlü çareye basvurulmaktadir. Ayrica, geri kalmis bir ülkeye yapilan 3.5 milyar dolarlik bir yatirimda en az 250 milyon dolar komisyon, provizyon ve "belgesi olmayan borç" gibi ödemeler sözkonusu olacaktir ki, bu büyük meblag birçok kimsenin istahini kabartmakta ve heyecan uyandirmaktadir. Bazi "dernek"lerin son günlerde birdenbire nükleerci kesilmesinin ardinda da bu heyecan yatiyor olabilir. Elektrik fazlamiz olmasina karsin son zamanlarda sik sik yapilan elektrik kesintileri de bu baglamda bir taktik izlenimi vermektedir.

Nükleer santral kurulmadigi takdirde karanlikta kalacagiz diye ülkeyi ayaga kaldiranlar, Bursa için planlanan, 2 yildan beri finansmani hazir bekleyen ve 800 milyon dolara malolacak olan 1.350 MW gücündeki dogalgaz çevrim santralinin neden savsaklandigini sormalidirlar. Bu santral kurulmus olsaydi 10 milyar KWh elektrik üretecek ve ülkenin elektrik kapasitesi %6.5 artacakti. Bu örnek, bizce "karanlikta kalacagiz" yaygaralarinin asil amacinin elektrik üretmek degil, nükleer santral kurmak oldugunu gayet açik biçimde ortaya koymaktadir.
Annelerin ninnilerinden
spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı.

             

--------------------------------------------------------------------------------
Nükleer Santral Dosyası 17.04.2006 Sabah

Dünya üzerinde halen 32 ülke nükleer enerji kullanıyor. Bu ülkelerde faaliyette olan 443 nükleer santral yılda toplam 370 bin megavatt elektrik enerjisi üretiliyor.

Bu rakam toplam dünya elektrik enerji üretiminin yüzde 18'ine eşit. Ancak santraller bu üretimi yaparken diğer yandan da her yıl toplam 12 bin ton nükleer atık üretiyor. Bu atıkların tam olarak nerede depolanacakları ise tam bir bilmece. Zira başta Avrupalı ülkeler olmak üzere birçok devlet kendi topraklarında nükleer atık depolamak istemiyor. Bunun nedeni ise nükleer atıkların etrafa yaydıkları radyasyonun çok ölümcül olması ve bir felaketin yaşanmaması için atıkların uzun yıllar büyük bir dikkatle saklanmasının gerekmesi.

Etkisi 293 bin yıl sürüyor

Tuzla ile başa çıkamayan Türkiye, 300 bin yıl nükleer atıkları kontrol edecek! Tuzla'da yaşanan kimyasal atık olayı akıllarda yeni bir soru yarattı: Henüz kimyasal atık sorununu dahi kontrol edemeyen Türkiye nükleer atık problemini nasıl çözecek?

Nükleer atıklarla ilgili en büyük sorun ise atıkların çevreye çok uzun yıllar aralıksız olarak radyasyon yaymaları. Örneğin, nükleer atık içerisinde bulunan Plutonyum 239 adındaki izotopun ışıma gücünün yüzde 100'den yüzde 99'a düşmesi için 24 bin 400 yıl geçmesi gerekiyor. Bu izotopun radyasyon yaymaması için ise toplam 292 bin 800 yılın geçmesi gerekli. Son rakamlar ortalama bir nükleer santralin yaklaşık 3-5 milyar dolara mal olduğunu gösteriyor. Böyle bir santral yılda yaklaşık 11 milyar kilovattsaat enerji üretiyor.

Diğer yandan aynı santral yılda ortalama 60 metreküp radyoaktif atık açığa çıkarıyor. Atıkların ortadan kaldırılması ise ortalama 38 milyon Euro'ya mal oluyor. Bu teknolojiyi kullanan ülkeler atıkları 70 dereceye varan yüksek ısıları nedeniyle önce santral yakınlarında bulunan soğuk su havuzlarında 'dinlendiriliyor'. Bu dinlendirme 5 yıl sürüyor. Ardından ara depolama safhası başlıyor. Soğuyan radyoaktif maddeler toprak altına gömülmeden önce ışıma oranı düşmesi için genellikle toprak üzerinde bulunan 'ara depolarda' yaklaşık 30 yıl daha bekletiliyor.

 
Annelerin ninnilerinden
spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı.

Bu da Çernobil etkileri üzerine..Hala eskileri temizleyemioruz,yenilerini düşünüoruz..Çernobil hala Hopa' da 12.04.2006 Haber Türk

'Hopa'da son 3 yılda meydana gelen ölümlerin yüzde 47.9'unun nedeninin kanser olduğunun belirlendi'

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Çernobil Nükleer Santrali'nde meydana gelen kazanın etkileri üzerinde yapılan araştırmada, ''Hopa'da son 3 yılda meydana gelen ölümlerin yüzde 47.9'unun nedeninin kanser olduğunun belirlendiğini'' bildirdi.

''Çernobil Kazası Sonrası Türkiye'de Kanser'' konulu araştırmanın sonuçları, İstanbul Tabip Odası'nda düzenlenen basın toplantısında açıklandı.

TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Orhan Odabaşı, Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'nin kaynak sularına ilişkin yaptığı açıklamayı hatırlatarak, insanların içtikleri sulardan, yedikleri gıdalardan emin olamadıklarını, vücutlarında meydana gelen en ufak bir değişiklik veya ellerinin üzerinde çıkan küçük bir yaradan bile kaygılandıklarını söyledi.

Kanser hastalığı ile ilgili ''Sağlık Bakanlığı'nın elinden düzenli veriler olmadığını'' anlatan Odabaşı, o dönemde Karadeniz Bölgesi'nde kolu, bacağı veya kafası olmayan bebeklerin dünyaya geldiğinin kendilerine anlatıldığını, ancak bunlara hiçbir kayıtta rastlanılmadığını ileri sürdü.

Hopa Belediye Başkanı Yılmaz Topaloğlu da, resmi verilere göre kanserin diğer coğrafi bölgelere göre Hopa ve Karadeniz'de daha çok görüldüğünü savundu.

TTB tarafından gerçekleştirilen araştırmanın sonuçlarının Sağlık
Bakanlığı'nı harekete geçirmesi, hastalığın erken dönemde tespit edilerek tedavisinin başlatılmasına yönelik çalışma yapılması gerektiğini söyledi.

Topaloğlu, kendi ailesinden de 2 kişinin kanser hastalığı sonucu hayatını kaybettiğini ve halen 4 kişinin aynı hastalıktan tedavi gördüğünü belirtti.

ARAŞTIRMA SONUÇLARI

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kayıhan Pala da, araştırmanın sanatçı Kazım Koyuncu'nun kanserden ölümünün ardından, duyarlılığın arttığı Hopa'da gerçekleştirildiğini, 1939 ev ve 7 bin 831 kişi ile görüşüldüğünü bildirdi.

Kayıhan Pala, 1-30 Eylül 2005 tarihleri arasında yapılan
araştırmaya göre, Hopa'da, tanısı doğrulanmış 49, doğrulanmamış 27 olmak üzere toplam 76 kanser hastası olduğunun tespit edildiğini kaydetti.

Araştırmaya göre, Hopa'da yıllık kanser görülme sıklığının erkeklerde yüzbinde 149.5, kadınlarda yüzbinde 117.5 olarak ortaya çıktığını ifade eden Pala, bu oranının dünyaya göre çok yüksek olduğunu vurguladı.

Pala, ''Hopa'da son 3 yılda meydana gelen ölümlerin yüzde 47.9'unun nedeni kanser olarak belirlenmiştir'' dedi.

Çernobil kazasının en önemli etkisinin, tiroid kanserinin görülmesindeki artış olduğunu belirten Pala, ayrıca radyoaktif
kirliliğin olduğu riskli bölgede yaşayan kadınlarda da, meme kanserinin görülme sıklığında artış olduğunun bilindiğini söyledi.

Kayıhan Pala, ''Geçerli ve güvenilir bir kayıt-bildirim sisteminin kurulmaması nedeniyle, kazanın bölgede kanser olguları ve ölümleri üzerine etkisini kanıta dayalı değerlendirmek mümkün değildir'' diye konuştu.

Sağlık Bakanlığı tarafından bütün Türkiye'de ivedi olarak ''Toplum Tabanlı Kanser Kayıt Sistemi'' ile Doğu Karadeniz'de Kanser Araştırma,
Tanı ve Tedavi Merkezi kurulması gerektiğini kaydeden Pala, bölgede ayrıca kanser taraması yapılması gerektiğini söyledi.

''SANTRALİN SIZINTILARI DEVAM ETMEKTE''

Araştırmada görevli Edirne İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Gamze Varol Saraçoğlu da, Çernobil'deki kazanın 26 Nisan 1986'da meydana geldiğini hatırlatarak, ''Çernobil Nükleer Santrali'nin hala sağlık, sosyal ve ekonomik alanlarda zararları sürmektedir. Santral, 2000 yılında kapatıldı, ancak sızıntılar var. Tehlike devam ediyor'' dedi.

Kayıhan Pala, daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Pala,radyasyonlu çay konusundaki bir soruya karşılık, ''Ben çayı güvenle içmiyorum. Radyasyon var, demiyorum'' diye konuştu.

Hopa Belediye Başkanı Yılmaz Topaloğlu da, bir soru üzerine, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'nca özellikle Sarp Sınır Kapısı'nda ölçümler yapıldığını, ancak bunların açıklanması noktasında sıkıntı yaşandığını ileri sürdü.

Annelerin ninnilerinden
spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı.

--------------------------------------------------------------------------------
NÜKLEER SANTRALA NEDEN HAYIR?

Nükleer enerji üretimi, dünyanın büyük bir bölümünde artık keşfedildiği gibi, bilinen en kirletici, en pahalı enerji üretim biçimidir:

Uranyum madenciliğinde ve yakıtın arıtılıp zenginleştirilmesinde oluşan RADYOAKTİF ATIKLAR
Santralın sürekli ürettiği düşük-düzeyli rutin RADYASYON
Gerçek boyutları gizlenmeye çalışılan KAZALAR
NÜKLEER SİLAH ham maddesi olan PLÜTONYUM üretimi
Okyanusların toprağın derinliklerine atılarak bin yıllar boyu çocuklarımıza zehirli bir miras oluşturacak korkunç RADYOAKTİF ATIKLAR

RADYASYON NEDEN ZARARLIDIR?

Radyasyon, atomun parçalanmasıyla yayılan yüksek enerji ve parçacıkları biçiminde, canlıların hücrelerini bombardıman ederek bedene zarar verir.

Tüm canlılar, bir kısım uzaktan gelen, bir kısmı kayalar, toprak ve deniz suyunda bulunan uranyum, toryum gibi radyoaktif maddelerden yayılan doğal radyasyonla karşı karşıyadır. Bazı bölgelerde doğal radyasyon bile kanser ve genetik bozukluklara yol açabilmekte; nükleer silah denemeleri; nükleer santrallerin normal işleyişleri ve kazaları nedeniyle ortaya çıkan insan yapısı buna eklenmektedir.

RADYASYONUN ZARARSIZ DOZU YOKTUR!!! RADYASYON GÖZLE GÖRÜLMEZ SINIR TANIMAZ!!! 40 yıl önce nükleer dünyayı kurtaracaktı, bugün dünya nükleer beladan kurtulmaya çalışıyor...

Annelerin ninnilerinden
spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı.

 Dünyada 1978 yılından beri planlanan ve sipariş verilen yaklaşık 200 nükleer santral projesi iptal edildi.
* ABD 1978den bu yana nükleer santral kurmadı. 1974ten sonra siparişi verilen 116 santral iptal edildi.
* Almanya 1982den bu yana, Kanada 1975ten sonra nükleer santral yapmadı.
* Fransanın Enerji Bakanı, 1977 yılında 2010 yılına kadar yeni nükleer siparişinin olmadığını ve Superhelix Hızlı Üretken Santralinin kapatılması kararı alındığını açıkladı.
*Brezilya, yapımı bitmek üzere olan 2. Santralinden ve 1.1 milyar dolar harcadığı 3. Santralinden vazgeçti.
* İtalya, 1987de yapılan referandum sonucunda işletmeye hazır nükleer reaktörüyle beraber tüm nükleer programını iptal etti.
* Rusyanın Kostrama bölgesinde yapılan referandumda bölge halkının yüzde 87si nükleer santrale hayır dedi.
* Japonyanın Muki bölgesinde yapılması düşünülen nükleer santrale bölge halkının yüzde 62si hayır dedi.
* İsveç, elektrik üretiminin yüzde 51ini karşılayan tüm nükleer reaktörlerini 2010 yılına kadar aşamalı olarak kapatma kararı aldı.
* Norveçin hiçbir zaman nükleer santrali olmadı.

Annelerin ninnilerinden
spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı.

şimdi arkdaşlar yukarıda yazdıklarımdan bi kısmı çeşitli yerlerde şahsen yazdıım yazılar bi kısmı da güvendiim ortamalrdan topladıım arşivimdeki yazılar.bilimselliğini ispatlayabileceğimi düşündüüm yazıları oraya naklettim..elbette aynı fikirde olmayabiliriz zira herkes aynı şeyi savnunuorsa kimse gerçekten düşünmüo demektir..ama ben var gücümle her zaman nükleer teröre karşı oldum ve olacağım..savlarımdan düşünce ggerekçelerimden bi kısmı yukarıda özetle verilmiştir..cevap vermek isteyenelrinizi de saygıla dinlerim..
Annelerin ninnilerinden
spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı.

Bu saydıkların nükleer santrallerin güvenilmez olduğunun değil, insanların bu santralleri koruyamadığının kanıtı. Çernobil olayı basit bir kaza ya da sadece kaza olarak adlandırılamaz. Ya da Fransa'daki sızıntı olayları.

Bunun haricinde zikredilen ülkelerin çoğu halen nükleer enerji kullanmakta.

Biz santrallerimizi koruyabilecek miyiz? Bunu bilemem.

Ancak sadece "Çevreye zarar veriyor!" diyerek nükleer enerjiyi reddetmenin yanlış olacağını biliyorum.
Gamzeleri gelir aklına...
Korkunçtur yalnızlığımız, anlarsın. Bir oynur oynarız, oyalanırız...

çevreye zarar veren bi şey sadece çevrye zarar vermekle kalmıor ki?
Annelerin ninnilerinden
spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı.

Çevreye zarar verme durumu yapılan işin kalitesi ile alakalı. Sen işini düzgün yaparsan, kimse zarar görmez.
Gamzeleri gelir aklına...
Korkunçtur yalnızlığımız, anlarsın. Bir oynur oynarız, oyalanırız...

yukarıdaki yazıları ve yorumları okumadım ama türkiyenin nükleer enerjiye gecmeden önce elektirk kullanımındaki kacağı önlemeli ve elindeki enerji kaynaklarını tam kapasite kullanması gerektiğini düşünüyorum.
BİLİYORSAN KONUŞ FEYZ ALSINLAR,BİLMİYORSAN SUS ADAM SANSINLAR!!!

yukarıdaki yazıları ve yorumları okumadım ama türkiyenin nükleer enerjiye gecmeden önce elektirk kullanımındaki kacağı önlemeli ve elindeki enerji kaynaklarını tam kapasite kullanması gerektiğini düşünüyorum.

O konuda olumlu adımlar atıldı ama yeterli değil. Üstüne biraz daha düşmeleri lazım...
Gamzeleri gelir aklına...
Korkunçtur yalnızlığımız, anlarsın. Bir oynur oynarız, oyalanırız...

arkadaşa katılıyorum elektrik kaçağı ülekemizde aşırı boyutlarda ve buda ülkenin buyuk ölçüde zarara uğramasına sebeb oluyor .bir yerde kul hakkıdır bu hesabı elbet birgün sorulacak kaçış mumkun değil
 >:(

Nexr kardeşim bu konuyu açıp bizi araştırmaya yönelttiğin için sana teşekkür ederim benimde bu konu hakkında fikrim nükleer santral şart:)
CeNNeT ya da CeHeNNeM İyİ ya da KöTü ŞiMDi ya da AsLa...

SuSuYoRsAk KoRkUmUzDaN DeğiL AsALeTiMiZdEnDir...

gecenlerde türkiyenin enerji politikasıyla ilgili bi program izlemiştim,türkiyenin 2010 yılında ege bişiler yapmazsa karanlıkta kalıcağını sölüyodu.yapması gerekenkerin ise biran önce su,rüzgar,kömür ve güneş enerjisi kaynaklarına yüklenmeli diyodu.özellikle termik santrallerinin halinin içler acısı olduğunu ve bunlarda biran önce iyileştirme yapılması gerektigini sölüyodu.ama herşeden önemlisi kacak elektirik kullanımı biraz önce aşagıya cekmek gerekirmiş aksi taktirde hizmete girecek yeni enerji kaynaklarının hiçbir değer ifade etmiyecegini sölemişti.nükleerin kısa vadede çözüm olmadığını suan yapılmaya baslasa bile 10 yıl sonra enerji sağlamaya başlıyacagını anlatmıstı.yani nükleerden önce yapılması gerekn şeyler var nükleer son çare
BİLİYORSAN KONUŞ FEYZ ALSINLAR,BİLMİYORSAN SUS ADAM SANSINLAR!!!

Türkiye en kısa zamanda nükleer Santralini kurarak, Nükleer enerjiyi elde etmelidir. Hemen yanı başımızda bulunan Ermenistan'da bile Nükleer santral olmasına rağmen bizde olmaması büyük bir eksikliktir. Hatta Nükleer Silahlara da sahip olmalıyız. İran'ın Nükleer silah edinmesini de destekliyorum. JANISSARY kardeş Nükleer hemen yapılması gerekmekte olduğunu görmüyormusun. Sana katılmıyorum.

Dalgakıran arkadaşa görüşlerine aynen katılıyorum. Nükleer Santralde enerji Kw' si 3 cente mal oluyor. Daha ucuzu yok. Janıssary kardeşim Nasıl oluyorda Nükleer Enerji son çare oluyor. Sen hesap bilmezmisin. Yada araştırma yapmazmısın. Dünya ile rekabet nasıl edeceğiz. 
ELİNE , BELİNE , DİLİNE SAHİP OL....


Dalgakıran arkadaşa görüşlerine aynen katılıyorum. Nükleer Santralde enerji Kw' si 3 cente mal oluyor. Daha ucuzu yok. Janıssary kardeşim Nasıl oluyorda Nükleer Enerji son çare oluyor. Sen hesap bilmezmisin. Yada araştırma yapmazmısın. Dünya ile rekabet nasıl edeceğiz. 
peki sen okuma yazma biliyomusun?? yazdığım yazıyı okusan demek istedigimin aslında senin anladığın gibi olmadığını görürsün.ben dedim ki gecenlerde bi program izledim orda bu enerji sorunuyla ilgili işi bilen bir prof vardı dediki''biz zaten nükleer enerjiye karsı değiliz ama kısa vadede çok ciddi enerji ihtiyacıız var nükleerden önce bunu halletmeliyiz dedi''
şimdi nedir bu kısa vade?? arastırma raporları doğrultusunda 2010 yılı yani türkiyenin 2010 yılına akdar suan kullanımda olan enerji santralleri üzerinde genel anlamda bir iyileştirme yapması lazım,nükleer den ziyade daha kısa sürede kurulan ve işletmeye gecen kaynakları kullanıp 2-3 yıl içerisinde enerji ihtiyacını karsılılamak lazım ve kacak enerji kullanımını önlemek lazım.enerji üretimi ile tüketimi birbirini karsılar düzeye geldiğinde nükleere yonelmek lazım ki enerji üretimimiz enerji tüketimimizi gecsin.
NOT:T.C de suan nükleer santral yapılmaya başlasa ancak 10 yıl sonra enerji üretimine katkıda bulanabilecek...
BİLİYORSAN KONUŞ FEYZ ALSINLAR,BİLMİYORSAN SUS ADAM SANSINLAR!!!

Türkiye en kısa zamanda nükleer Santralini kurarak, Nükleer enerjiyi elde etmelidir. Hemen yanı başımızda bulunan Ermenistan'da bile Nükleer santral olmasına rağmen bizde olmaması büyük bir eksikliktir. Hatta Nükleer Silahlara da sahip olmalıyız. İran'ın Nükleer silah edinmesini de destekliyorum. JANISSARY kardeş Nükleer hemen yapılması gerekmekte olduğunu görmüyormusun. Sana katılmıyorum.
degerli kardeşim ben nüklere karsı değilim ama bunu bi yolu yordamı var.neden elimizdeki kaynakları tam kapasite kullanmadan,kacak elektiriği kabul edilebiilr düzeye indirmeden neden nükleer?ben karsı değilimki önce eldeki kaynaklar tam kapasite hizmete sokulsun ihtiyac olursa nükleer yapılsın benim dediğim bu.
BİLİYORSAN KONUŞ FEYZ ALSINLAR,BİLMİYORSAN SUS ADAM SANSINLAR!!!

sevgili janissary mersin akkuyunun tüm raporları hazırlanmış bir şekilde duruyor.bir raporu en az 4 senede hazırlanıyor.(zemin etüdü,iklim,yağış rejimleri.....)bazı ahmaklar işi baltalayıpta şu an ihale edilse 2010 da hazır olur ve enerji üretimine başlar.kaçağı önlemenin çareside caydırıcı ceza ve halkı bilinçlendirmek.ben kaçağın nasıl kullanıldığını ş.urfada gördüm çok iyi biliyorum.adamlar ahıra elektrik sobası kurup hayvanları ısıtıyorlardı.su kuyusuna elektrik kablosu atıp su ısıtanlar vardı.
ELİNE , BELİNE , DİLİNE SAHİP OL....

sevgili janissary mersin akkuyunun tüm raporları hazırlanmış bir şekilde duruyor.bir raporu en az 4 senede hazırlanıyor.(zemin etüdü,iklim,yağış rejimleri.....)bazı ahmaklar işi baltalayıpta şu an ihale edilse 2010 da hazır olur ve enerji üretimine başlar.kaçağı önlemenin çareside caydırıcı ceza ve halkı bilinçlendirmek.ben kaçağın nasıl kullanıldığını ş.urfada gördüm çok iyi biliyorum.adamlar ahıra elektrik sobası kurup hayvanları ısıtıyorlardı.su kuyusuna elektrik kablosu atıp su ısıtanlar vardı.
işte boyle dersen kabul ederim neticesinde ben bu konuda uzman biri değilim sadece okuduğum ve dinlediğim şeyleri paylasayım dedim.
BİLİYORSAN KONUŞ FEYZ ALSINLAR,BİLMİYORSAN SUS ADAM SANSINLAR!!!

nukleer sanralımız olursa sıyası;ve maddı olarak gucumuz artar... ustelık yenı ıs sahaları acılır ... ustelık urranyum kaynagı olan ıllerımız kalkınır ok

ok gokce sızın sınıfta munazare yapıldı sanırım kım kazandı ama

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; TÜRKİYEDE NÜKLEER ENERJİ SANTRALİ hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri TÜRKİYEDE NÜKLEER ENERJİ SANTRALİ siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com