TV dizileri, internet ve sosyal medya sizi esir etmesin!

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 
TV, INTERNET VE SOSYAL MEDYA SİZİ ESİR ETMESİN!

Gülgün Göktan

İnternet ve televizyon olmasaydı, her şey ne kadar zor olurdu. Gerçekten hayatımızda çok büyük bir konfor onların varlığı… İstediğimiz anda dünyanın her yerindeki her olayın en güncel, en gerçek, en doğru bilgisine ve görüntüsüne hemen ulaşabiliyoruz.

Evimizden dışarı dahi çıkmadan dünyanın dört bir köşesini, sanki oradaymış gibi seyredebiliyor; dünyanın tüm güzelliklerinden, sosyal aktivitelerinden, etkinliklerinden faydalanabiliyoruz. Gitmediğimiz yerleri, görmediğimiz insanları, bilmediğimiz kültürleri tanıyabilme imkanı buluyoruz.

Sadece kendi aklımız, bilgimiz ve kültürümüzün sınırları içerisinde yaşamak zorunda kalmıyor; bizim dışımızda binlerce farklı kültürden, binlerce farklı bilgiye sahip, binlerce farklı aklın gücünden istifade edebiliyoruz.

Sadece kendi hayal gücümüzü değil, milyarlarca insanın hayal gücünü kullanabiliyoruz.

Sadece kendi zevk anlayışımızla sınırlı kalmıyoruz; dekorasyondan, giyime, saç modellerinden, yemek çeşitlerine kadar dünyanın en önde gelen tasarımcılarının, uzmanlarının zevklerinden yararlanabiliyoruz.

Tüm bunlar hayatımıza ne kadar büyük renk ve güzellik katıyor gerçekten de. Bu yüzden internet ve televizyon bu yüzyılın ‘olmazsa olmazları' adeta.

Ancak her insanın elindeki bir imkanı, bir fırsatı ya da bir nimeti kullanma şekli bir diğerinden çok farklı. Kimileri internet ve televizyonu sadece bu bakış açısıyla değerlendirirken, kimileri de bunları ‘amaçsızca oyalanmanın' bir yolu olarak kullanıyor. Hayata bakış açılarındaki boşluğu, televizyon internet gibi araçların sunduğu detaylarla ile doldurmaya çalışıyorlar. Yemek, uyumak, para kazanmak gibi sadece fiziksel anlamda ‘yaşayabilmeyi' amaçlayan ve hayatta daha büyük ideallerin peşinde olmayan insanlara göre internet ve TV, vakit öldürmenin, zaman harcamanın iyi bir yolu.

Kimileri içinse internet ve televizyonun insanlara sundukları, neredeyse yaşamın asıl hedefi olmuş durumda. Sabah evinden çıkan böyle bir insanın bütün telaşı, bir an önce işlerini bitirip belirli bir saatte başlayan bir dizi, yarışma ya da takipçisi olduğu benzer bir programa yetişmekle sınırlı. Gün içindeki en büyük hedefi bu olmuş neredeyse. Daha büyük bir ideali, daha iyi bir sonuç alabilmek için çabaladığı bir amacı yok.

İnternet ve televizyon onun için bir nimet değil, tam tersine o internet ve televizyonun esiri olmuş halde.

Bu hale gelmiş insanlar arasında çok çeşitli kitleler var:

 

1-  Kimisi sadece televizyon kanallarındaki Türk dizilerinin vazgeçilmez takipçisi. Her kanalda, hemen her gün yayınlanan tek bir diziyi takip etse, ve en az on televizyon kanalındaki dizileri seyretse, gününün ne kadar büyük bir bölümünün bu hayali senaryolarla oyalanmakla geçtiğini az çok anlayabiliriz. Bu kimseler gece yatacakları saatten itibaren her şeylerini; sabah uyanacakları, evden çıkacakları, çocuklarına ailelerine ayıracakları vakitlerini dahi dizilere göre planlıyorlar. Diziyi sadece seyretmekle de kalmıyor, diziden sonraki vakitlerinde de arkadaşlarıyla ya bir araya gelerek ya da telefon yoluyla seyrettikleri son bölüm hakkında saatlerce konuşabiliyorlar. Magazin programlarında bu diziler ya da dizilerin oyuncuları hakkında yapılan haberleri, eleştiri ve yorumları takip etmek de, onlara ayrı bir zevk veriyor.

2-  Bir başka kitle ise, yabancı film ve dizilerin peşinde. Hemen her sezon zaten, bir önceki sezon başlamış olup halen devam eden dizilere, yenileri de ekleniyor. Her birinde dünya çapında tanınmış oyuncuların yer alması, takipçilerin her başlayan yeni diziyi, mecvut listelerine eklemelerine neden oluyor. Gençlerin büyük bir kısmı bu dizileri ‘torrent' gibi programlar yoluyla ya da bu konu için özel oluşturulmuş internet sitelerinden düzenli olarak takip edip bilgisayarlarına indiriyorlar. Bir kısmı da ‘online dizi/film izle' gibi siteleri titizlikle takip ederek, internete düştüğü anda dizilerin yeni bölümlerini hemen seyrediyorlar. Ayrıca bilindiği gibi Digitürk kanallarının büyük bölümü de bu konuya ayrılmış durumda. Bir dizinin tek bir bölümü dahi, takipçileri tarafından kaçırılmasın diye, gün boyunca onlarca kere tekrar tekrar yayınlanıyor. Ve aynı anda birçok kanalda birden onlarca farklı dizi, aynı şekilde tekrarlanıyor. İşte yabancı dizilerin ‘hastası' haline gelmiş bu kitle de günlerinin büyük bölümünü bu imkanları kullanarak yabancı dizileri seyrederek geçiriyorlar.

3-  Diğer bir kitle ise hepimizin bildiği gibi hayatlarını Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde geçiriyor. En çok kullanılanları Facebook ve Twitter belki, ama aslında bunlar gibi daha pek çok sosyal paylaşım sitesi var. Ve kuşkusuz ki eğer bir amaç doğrultusunda, güzel ahlakla, akılla, vicdanla kullanılırsa hepsi büyük nimet. Bir anda binlerce insana birden ulaşabilmenin güzel bir yolu. Ama bir çok insan, açtığı sahte profillerle facebook ve twitter sayfalarını sadece oyalanmak, vakit geçirmek hatta insanları rahatsız etmek için kullanıyor. Kimliklerinin gizlenmiş olmasını, gayri hukuki, gayri ahlaki, gayri insani eylemler yapabilmek için bir fırsat olarak kullanıyorlar. Ya da kavgacı, agresif kişiliklerini dışa vurabilecekleri bir imkan olarak görüyorlar. Hemen her konuda herkesle fikir çatışmasına girerek etrafa rahatsızlık veriyorlar. Ya da bu imkanları kendilerinden farklı düşüncelere sahip olan insanlara hakaret edebilmenin, aleyhte propaganda yapıp karalayabilmenin, iftira atabilmenin bir yolu olarak kullanıyorlar.

4-  7'den 70'e büyük bir kitle de vaktini internetteki ‘arkadaş bulma siteleri'nde geçiriyor. Evet, böyle bir kitle de var… Ve bu kitle arasında her yaştan, her kültürden, her karakterde insan var. Diğer saydıklarımız gibi hayatta büyük bir amaçları yok. Bu yüzden ilkel ve basit bir kültür içerisinde vakit geçirmenin bir yolu olarak ‘arkadaş bulma' sitelerinin neredeyse her birini gezip duruyorlar. Açtıkları sahte hesaplarla, sahte profillerle kendilerini olmadıkları özelliklerde insanlar olarak tanıtıp, basit ve ilkel bir kültür içerisinde kendilerince vakit geçirip oyalanıyorlar.

5-  Evet bir de TV kanallarındaki ‘evlenme programları'nın takipçileri var. Ama bu sığ ve ilkel kültürden ve ilkel yaşam tarzından bahsetmek, bu tarifsiz ilkelliğin lafını etmek bile çok yakışıksız. Bu yüzden yazıma dahil etmedim. Zaten çok az bir akla sahip olan insanlar için bile, bu konuda söze gerek yok.

Elbette ki film ya da dizi seyretmek veya internetin sunduğu farklı imkanlardan faydalanmak, insanın kendisini geliştirmesinde, yeni bakış açıları edinmesinde, düşünce ufkunu genişletmesinde katkı sağlayabilecek birer imkan olabilir. Hatta insan kimi zaman sırf aklını dağıtmak, dinlenmek ya da sırf eğlenmek için, istediği filmi, diziyi hatta televizyondaki reklamları bile seyredebilir. İnternette her konuda çeşitli sayfaları inceleyebilir. Burada eleştirilen seyredilenlerdense, seyredenlerin hayata bakış açılarındaki boşluk, amaçsızlık, yüzeyselliktir. İnternette kullanılan imkanlardansa, bunu kullananların nasıl bir kültür içerisinde olduklarıdır. Ve bu insanların vakitlerini harcamak isteyecekleri, zevk alacakları daha büyük bir ülkülerinin olmayışıdır. Ve tüm bunları akıllı, şuurlu, bilinçli bir şekilde kullanmak varken, bu araçların onları yönlendiren, hayatlarını şekillendiren, akıllarını onlardan alan birer hastalık haline gelmiş olmasıdır. Ve tüm bunları yaparken ölçüsüz bir noktaya gelmiş olmalarıdır. İnsanın kısacık ve hızla geçen ömründe tek bir dakika bile çok kıymetliyken, bu insanların 24 saatin büyük bölümünü hayal ürünü senaryoları seyretmeye, onlar için heyecanlanmaya, üzülmeye, sevinmeye ayırmış olup, bunlarla nasıl oyalandıklarının farkında bile varmamalarıdır.

Ve internet ve televizyonu amaçsızca kullanan tüm bu insanların ortak noktası adeta onların birer esiri haline gelmiş olmalarıdır. Televizyon veya bilgisayara bakarken akılları neredeyse tamamen kapanmışcasına, yaşadıkları dünyayla, çevrelerindeki insanlarla tüm insani bağlarının kesilmiş olmasıdır. Yüzlerinde dolu, derin bir insanın yüz ifadesindense, bomboş, anlamsız, sati, kof bir ifadenin yer almasıdır.

Bu insanlar sadece beş on dakika durup düşünseler; dizi seyretmeye, internette bomboş sayfalarda dolaşmaya ayırdıkları vakitlerde neler yapabileceklerini, bu vakitler içerisinde maddi manevi ne kadar çok şey kazanabileceklerini bir anlasalar, hayata yepyeni bir perspektifle, bambaşka bir açıdan bakabilirler belki de. 20 yaşında olup da, istediği her şeyi yapabilecek güç ve sağlıkta iken günlerinin büyük bölümünü ekran başında harcayan bir insan, 70 yaşına gelip, sağlığını, gücünü, enerjisini kaybettiğinde, o eski imkanlarına bir daha dönebilmiş olmayı nasıl da canı gönülden isteyecektir. 70 yaşında iken “Şimdiki aklım, o zamanki gücüm, sağlığım vaktim olsaydı, sabahtan akşama kadar dizi seyretmek yerine, neler yapardım” diyecektir. “O zamanki sıhhatim, kuvvetim şimdi yine olsaydı, vaktimi sevmeye, sevilmeye, neşeye, eğlenmeye, iyilikler, güzellikler yapmaya, kendime sevdiklerime maddi manevi güzellikler kazandırmaya ayırırdım” diyecektir.

Elbette ki Allah'tan korkan, Kuran'a bağlı, ahirete inanan bir insan için bu mantıkların hiçbirine ihtiyaç yoktur. Tüm bunlar imanı gereği gibi bilmeyen insanların kıyas yapıp anlamaları ve daha iyisini tercih etmeleri içindir.

Yoksa Allah'tan korkan bir insan için tek bir saniye bile çok değerlidir ve bu saniyeyi dahi nasıl geçireceğine imanıyla, aklıyla vicdanıyla karar verir. Uyku, yemek dinlenmek gibi zaruri ihtiyaçlarını bile akılcı bir mantık içerisinde en aza indirerek Allah'ın verdiği bu kısa hayata olabildiğince çok şey sığdırmaya çalışır. Aklını, vicdanını, ahlakını, iradesini, gücünü, enerjisini olabilecek en iyi şekilde kullanarak, en doğru, en güzel, en iyi şeyleri yapmaya çabalar.

Bu nedenle de bir yandan dünyada kendisine sunulan tüm imkanları, televizyonu, interneti en iyi şekilde kullanırken, bir yandan da yaşadığı her saniye dünya ve ahiret için bir güzellik kazanma ve peşindedir. Allah Kuranda Müslümanın vaktini kullanmadaki bu vicdan ve şuur açıklığını şöyle bildirir:

“Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya-devam et. Ve yalnızca Rabbine rağbet et.” (İnşirah Suresi, 7-8)

Gülgün Göktan
http://facebook.com/gulgun.goktan
https://twitter.com/GulgunGoktan

 
 

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; TV dizileri, internet ve sosyal medya sizi esir etmesin! hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri TV dizileri, internet ve sosyal medya sizi esir etmesin! siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com