Üst nedir? Üst ne demek?


Google Reklamları





Üst nedir? Üst ne demek? ile ilgili benzer olabilecek konular...

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


02 Mayıs 2015, 06:57:09
Forum
Forum Sitesi
Admin
Mesajlar: 86813












Sponsorlu Bağlantılar

sponsorlu bağlantılar

Üst nedir? Üst ne demektir?

Üst anlamı, kısaca tanımı:

  • Bir şeyin görülen yanı, yüzü.
  • Sınıflamalarda temel olarak alınan bir tipe göre ileri derecede olan.
  • Öte, arka.
  • Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı, üzeri, fevk, alt karşıtı.
  • Giyecek, giysi.
  • Artan, geriye kalan bölüm.
  • Vücut, beden.
  • Bir şeyin dış yüzü, yüzey.
  • Birkaç şeyden birbirine göre yukarıda olan.
  • Birine göre yüksek aşamada olan kimse, mafevk.

"Üst" cümle içerisinde nasıl kullanılır?

  • "Üst makam. Üst rütbedekiler."
  • "Bir liranın üstü olarak uşağın getirdiği yetmiş beş kuruşu masanın üstünden kaldırmaz." - A. Ş. Hisar
  • "Köyün üst tarafında, saman, taş ve yangın arasında, üstü sazlarla örtülmüş bir kulübenin önünde ateş yanıyor." - H. E. Adıvar
  • "Sonunda, üstlerinin de onayıyla bir sınav yapmaya karar verdi." - İ. O. Anar
  • "Kadınların beni böyle göz hapsine almaları yüzünden üst düğmelerimi gevşetemiyordum." - R. N. Güntekin
  • "Ben onu Şehzade Camisi'nin üst yanında, sokak içi, eski ahşap bir evde tanıdım." - Y. Z. Ortaç
  • "O günden sonra kapıya diktiği bir bekçiye iş çıkışları işçilerin üstlerini arattı." - L. Tekin
  • "Bu sefer taşın üstünden inip yere oturdu." - M. Ş. Esendal

Üst ile ilgili Atasözü, Deyimler, Birleşik Sözler veya Fiiller

  • Üst geçit: Trafik akışını kesmemek için bir yolun üstünden geçirilen köprü biçiminde üstü açık geçit.
  • Üstünü görmek: gebeyken aybaşı olmak.
  • Üst dudak: Dudaklardan üstte bulunanı. Eklem bacaklı hayvanlarda ağız parçalarını örten bir uzantı, karından bacaklılarda ağız bölgesinin dış yanı.
  • Üstüne üstüne gitmek: çekinmeden sonucu tehlikeli olabilecek bir şeyle uğraşmak, yılmamak.
  • Böbrek üstü bezi: Böbreklerin üstünde bulunan, hormon niteliğinde salgısı olan bez.
  • Üstüne olmamak: daha üstü, iyisi bulunmamak.
  • Yolüstü: Yolun hemen kenarı.
  • Yaşamüstü: İnsan ömrünü aşan.
  • Üstünde durmak: bir işe önem vermek, bir işle yakından ve sürekli ilgilenmek.
  • Üstüne gül koklamamak: sevdiği birinden başkasını sevmemek.
  • Üst insan: Görüş, irade vb. nitelikleri yüksek, yetenek ve erdemleri herkesten üstün olan insan, dâhi.
  • Kıçüstü: Kıçı yere gelmiş durumda.
  • Üst deri: Deriyi oluşturan iki tabakadan dışta olanı, epiderm. Yüksek bitkilerde bütün bölümleri sararak onları dış etkilerden koruyan renksiz, saydam, bir hücreli tabaka, epiderm.
  • (birinin)  üstüne varmak: bir şey yapmasını baskı yaparak istemek. saldırmak. kadın evli bir erkekle evlenmek.
  • Üst katman: Toplumun bir bölümü tarafından ulaşılmaz olduğuna inanılan para, bilgi vb. şeylere sahip sınıf.
  • Üstüne atmak: bir suçu birine yüklemek.
  • Gerçeküstü: Gerçeği aşan, gerçeğin üstündeki gerçek, sürrealite.
  • Üstündeki üstünde, başındaki başında: "üstündekinden başka hiçbir şey kalmadan" anlamında kullanılan bir söz.
  • Üstüne tuz biber ekmek: üzüntüyü, kusuru artıracak durum yaratmak.
  • Üst alize: Alizelere karşıt olarak her iki yarı kürede Ekvator bölgelerinden kutuplara doğru 3-10 kilometre yükseklerde esen yel.
  • Üst çıkmak (veya gelmek): yenmek.
  • Üstüne basmak: yerinde bir düşünce ileri sürmek. iyice belirtmek.
  • Üstüne çekmek: kendi üzerine almak, muhatap olmak.
  • Üstüne toz kondurmamak: bir şeyin veya bir kimsenin kusurlu olabileceğini kabul etmemek.
  • İnsanüstü: İnsan gücünü ve yeteneklerini aşan, fevkalbeşer.
  • Üstüne perde çekmek: isteyerek örtmek, gizlemek.
  • (bir yerin)  üst başı: yukarı yanı, yukarıda olan bölümü.
  • Üst perdeden: Yüksekten.
  • (birinin)  üstünden geçmek: aradan herhangi bir zaman geçmek.
  • Masaüstü: Bilgisayar açıldığında klasör, program vb. simgeler ile genel görüntülerin yer aldığı çalışma ortamı.
  • Üstüne yaptırmak: bir malın tapusunu kendi adına yazdırmak.
  • Üstünden kibarlık akmak: aşırı derecede kibar davranmak.
  • Üstüne çullanmak: saldırarak üzerine abanmak.
  • Arkaüstü: Arkası yere gelecek bir biçimde.
  • Üst güverte: Gemilerde güvertenin yüksekte kalan bölümü.
  • Üstü kalsın: hesaptan artakalan az miktardaki paranın alınmaması, bahşiş olarak bırakılması sırasında söylenen bir söz.
  • Üst kurul: Kendilerine bağlı kurum veya kuruluşların yaptıkları işleri denetleyen ve onaylayan üst bir birim.
  • Akşamüstü: Güneşin battığı sıralarda, akşama doğru, akşam yaklaşırken, akşamüzeri.
  • Duyuüstü: Duyularla verilmeyen. Algılama yoluyla değil, düşünme ile kavranan.
  • Tabiatüstü: Doğaüstü.
  • Üstü kapalı: Açık ve kesin olmayan. Açık ve kesin olmayan bir biçimde.
  • Üstüne alınmak: bir davranışın kendisine karşı olduğunu sanarak tedirgin olmak, alınmak.
  • Üstüne geçirmek: bir malın tapusunu kendi adına yazdırmak. evlat edinmek.
  • Üste çıkmak: suçlu olduğu hâlde karşısındakini suçlamak. zeytinyağı gibi üste çıkmak.
  • Buğusu üstünde: Çok sıcak.
  • Rüzgârüstü: Orsa, boca karşıtı.
  • Üst tabaka: İleri gelenler sınıfı.
  • Üst kat: Bulunulan yere göre bir üst daire ve bölüm.
  • (birinin veya bir şeyin)  üstüne yüklenmek: saldırmak. ısrar etmek.
  • Altüst: Çok karışık ve dağınık.
  • Üstünden geçmek: aradan herhangi bir zaman geçmek.
  • Üstüne gitmek: bir işe el atmak, karışmak. üstüne doğru gitmek. bir şeyi ısrarlı bir biçimde yapmak. bir işi yapmak için kişiyi zorlamak.
  • Üstüne sevmek: birini severken bir başkasını daha sevmek.
  • Öğleüstü: Öğleye yakın zamanda, öğleüzeri.
  • Üstüne fenalık gelmek: aşırı derecede sıkılmak, pek bunalmak.
  • Üstüme (veya üstümüze veya üstünüze) sağlık (veya iyilik sağlık veya şifalar): "Tanrı esirgesin, üstümden uzak olsun" anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü. şaşma, şaşkınlık belirtmek için kullanılan bir söz. kötü bir durumdan söz ederken konuşanın dinleyene söylediği iyi dilek sözü.
  • Üst üste: Çok kalabalık, sıkışık. Birbirinin üstüne konulmuş bir biçimde. Birbiri arkasından.
  • Yüzüstü: Yüzü yere gelecek biçimde, yüzükoyun. Başlanmış fakat tamamlanmamış bir durumda.
  • Tepeüstü: Baş aşağı.
  • Üstünüze afiyet (veya sağlık): hastalıktan söz ederken karşısındakinin o hastalığa tutulmaması dileğiyle söylenen söz.
  • Üstten bakmak: kibirli, gururlu bir biçimde.
  • Üstünde kalmak: mal, artırma sonucunda bir kimsenin olmak. suçlanmak.
  • Üstüne bir bardak (soğuk) su içmek: bir işten umudunu kesmek, o işin olacağına inanmamak, o işten vazgeçmek.
  • (birinin)  üstünden silindir gibi geçmek: perişan etmek, çok yormak.
  • Normalüstü: Olağan dışı.
  • Dumanı üstünde: Çok taze (sebze, meyve, yemek vb.). Çok yeni, üzerinden çok zaman geçmemiş. Genç.
  • Suçüstü: Birini suç işlerken yakalama, cürmümeşhut, meşhut suç. Suç işlerken.
  • Üstüne kapanmak: belli bir işi aralıksız bir biçimde yapmak.
  • Üstünden atmak: bir şeyi ödev olarak kabul etmemek. bir şeyin kendi üzerinde bıraktığı etkiyi kaldırmak.
  • (birinin)  üstüne güneş doğmamak: güneş doğmadan önce kalkmak.
  • Üstüne titremek: bir şeye veya kimseye sevgi, özen göstermek.
  • Üst küme: İçinde bulunulan lig maçlarının bir üst ligi.
  • Bayramüstü: Bayrama yakın zamanlarda.
  • Üstüne yatmak: hakkı yokken bir şeyi kendine mal etmek, bir şeyi alıp vermemek.
  • Üstünden (şu kadar zaman) geçmek: aradan herhangi bir zaman geçmek.
  • (bir şeyin)  üstüne gelmek: bir şey yapılırken veya konuşulurken çıkagelmek.
  • Ayaküstü: Oturmadan, ayakta durarak. Kısa sürede, acele olarak, ayaküzeri.
  • Üstüne kuş kondurmak: olağanüstü, o ana kadar görülmemiş bir şey yapmak.
  • Üstüne oturmak: hakkı yokken bir şeyi kendisine mal etmek.
  • (birinin)  üstüne vazife olmamak: görevi olmamak, o görev kendini ilgilendirmemek.
  • Partilerüstü: Siyasi partilerin savunduğu görüş ve düşüncelerin üzerinde ülke gerçeklerine ve çıkarlarına uygun olarak birleştiricilik, uzlaştırıcılık özelliği olan (görüş, konu veya kimse). Düşünceleriyle herhangi bir siyasi partinin görüşlerine bağlı olmayan (kimse). İlke açısından hiçbir siyasi partiye bağlı olmaması gereken (konum).
  • (birinin)  üstüne yıkmak: kendisinin de sorumlu olduğu bir işin ağırlığını başkalarına yüklemek. kendi suçunu başkasına yüklemek.
  • Yer üstü: Yerin yüzeyi üstündeki bölümü.
  • Kalburüstü: Seçkin, sivrilmiş, önde gelen. Değerli, güzel. Başarılı.
  • Üst sınıf: Bir üst sınıf veya ileri sınıf. Toplumda sosyal ve ekonomik açıdan ileri düzeyde olan insan topluluğu.
  • Set üstü ocak: Alt bölümünde fırın yerine bulaşık veya çamaşır makinesi gibi beyaz eşya bulunan ocak.
  • Üstüne düşmek: bir kimseyle veya bir şeyle çok ilgilenmek.
  • Dizüstü: Bilgisayarın her türlü donanımı ile küçültülerek taşınabilir duruma getirilmiş biçimi.
  • Üst diş: Üst damak üzerinde sıralanan dişlerin her biri.
  • Üst baş: Giyecekler, giysiler, giyim kuşam.
  • Köprü üstü: Kaptan köşkü.
  • İkindiüstü: İkindiye doğru, ikindiüzeri.
  • Deneyüstü: Deneyle kazanılması imkânsız, akılla ilgili olan bilgi, transandantal.
  • (birinin)  üstüne yıkılmak: yamanmak.
  • Başüstüne: Bir isteğin, buyruğun hemen yerine getirileceğini bildiren söz, oldu.
  • Bireyüstü: Tek bir bireyi aşan. Genellikle fertlerin çevresini aşan, bireylerin bilincinden bağımsız olan.
  • Üstyapı: Altyapı üzerine kurulan, oturmaya veya üretime yarayan yapıların tümü. Altyapı üzerinde oluşan kültür, din, sanat, felsefe, bilim, ülkü, siyasal kurumlar gibi toplumsal değerleri içeren genel kavram, altyapı karşıtı. Demir yolculukta toprak düzleme hattının ve köprü, kemer vb. sanat eserlerinin üstünde yapılan ve demir yolu hattının döşenmesini amaçlayan etkinliklerin tümü. Bir alaşımın mikroskop kullanmadan çıplak gözle incelenen yüzeysel tabakalarından anlaşılabilen genel yapısı.
  • Doğaüstü: Doğa yasalarına uymayan, doğa yasalarıyla açıklanamayan, tabiatüstü.
  • Üstçavuş: Orduda astsubaylığın ikinci aşaması olan, çavuşla başçavuş arasındaki görevli.
  • Üstsubay: Binbaşı, yarbay ve albay rütbesindeki subaylara verilen genel ad.
  • Diz üstü: Boyu dizlerin üst kısmına gelen (etek, pantolon, çorap vb.). Dizleri yere gelecek biçimde.
  • Üstünden akmak: bir durumu çok belli olmak.
  • Üst çene: Çenenin üst bölümü, üst dudağın bulunduğu yöndeki çene. Mengenenin V biçimli, üzerinde yiv ve setler bulunan çenesi.
  • Altı üstü: Alt tarafı. Futbol maçında bahse konu olan takımların atacağı üç golün altında kalma veya üstüne çıkma tahminini yapmaya dayanan oyun.
  • Üstüne ölü toprağı serpilmiş gibi: tembel, uyuşuk, cansız, miskin. çok derin bir biçimde. hareketsiz bir biçimde.
  • Başüstü: Geminin ön bölümünde çıpanın bulunduğu yer.
  • Üstünden dökülmek: ...
  • Sırtüstü: Sırtı yerde olmak üzere.
  • Lisansüstü eğitim: Lisans eğitimi bittikten sonra yapılan yükseköğretim.
  • Üstüne kuma gelmek: kocası, başka bir kadın almak.
  • Üst geçiş: Bir yıldızın ufuk üzerinde en yüksek noktadan geçiş durumu, yücelim.
  • Üstüne almak: bir işi yapmaya söz vermek, ödev alınmak.
  • Üst tarafı: Olup olacağı, sonuç olarak.
  • Üstüne yok: "bundan daha iyisi olamaz, hepsinden iyisi bu" anlamında kullanılan bir söz.
  • Olağanüstü: Alışılmıştan, benzerlerinden farklı olan, fevkalade. Beklenmedik bir zamanda yapılan, önceden tasarlanmamış olan, fevkalade. Harikulade.
  • Üstünde hakkı olmak: birinde emeği, iyiliği, hakkı bulunmak.
  • Üstüne kalmak: güçlükler birinin omuzlarına yüklenmek.
  • Üst bitken: Başka bir bitkinin üzerinde biten ancak asalak olmayan (bitki), epifit.
  • (birinin)  üstüne yürümek: korkutmak, yıldırmak amacıyla saldıracakmış gibi yapmak.
  • Üstüne koymak: katmak, eklemek.
  • Tepe üstü: Trafikte karşı yoldan gelen aracın görülmediği en yüksek nokta. Bir tepenin zirvesi.
  • Üstüne bir iki güneş doğmak: sabah yataktan geç kalkmak.

Üst hakkında resimler
(Resimleri Göster)

Üst ile ilgili diğer yazılar



Forumlar okunmak ve paylaşmak içindir...


Bu Konunun Linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz. Bu sayfada Üst nedir? Üst ne demek? ile ilgili olarak; Üst nedir? Üst ne demek? hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri Nedir ne demek kısaca anlamı tanımı ne demektir hakkında bilgiler ile ilgili kısa yazılar ne anlama gelir neye denir gibi bilgileri veya indirme linklerini, sözleri veya resimleri Üst nedir? Üst ne demek? siteleri gibi benzer birçok konuları bulabilirsiniz.

 
Gerçek mutluluk, ancak gerçek sevgi ile yaşanabilir.

Copyright © 2006-2017 AjansMail
Her hakkı saklıdır.