Yahya Kemal Beyatlı Şiirleri

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 
YAHYA KEMAL BEYATLI ŞİİRLERİ


MODA'DA MAYIS

Şafaktan önce uyandım bahar odamdaydı
Mayıs, çiçekleri etrafa öyle bir yaydı
Ki varlığım büyülenmişti en derin haz'la
Cihanda lezzet alınmaz bu duygudan fazla

Seven kadınla seven erkeğin visâli gibi
Bütün saâdet olan mevsimin bu hâli gibi
Sürekli sevgiyi duydukça anne topraktan
İçimde korku nedir kalmıyor yok olmaktan

Hayatı râyiha gibi sihriyle sindiren toprak
Bugün ne semtine baksam, çiçek, çimen, yaprak
İçinde rahata varmış yatan azîz ölüler
Demek ki böyle bahar örtüsüyle örtülüler







RİNDLERİN ÖLÜMÜ

Hâfız'ın kabri olan bahçede bir gül varmış
Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle
Gece, bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
Eski Şîrâz'ı hayal ettiren âhengiyle

Ölüm âsûde bahar ülkesidir bir rinde
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar, her gece bir bülbül öter






GEÇMİŞ YAZ

Rüya gibi bir yazdı. Yarattın hevesinle
Her anını, her rengini, her şiirini hazdan
Hâlâ doludur bahçeler en tatlı sesinle
Bir gün, bir uzak hatıra özlersen o yazdan
   
Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin
Geçmiş gecelerden biri durmakta derinden
Mehtap... iri güller... Ve senin en güzel aksin
Velhasıl o rüya duruyor yerli yerinde







AKINCI

Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı, o gün dev gibi bir orduyu yendik

Ak tulgalı beylerbeyi haykırdı "ilerle"
Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kafilelerle

Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan
Şimşek gibi, Türk atlarının geçtiği yoldan

Bir gün dolu dizgin boşanan atlarımızla
Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla

Cennette bugün gülleri açmış görürüz de
Hâlâ o kızıl hatıra titrer gözümüzde

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik







SESSİZ GEMİ

Artık demir almak günü gelmişse zamandan   
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan   
       
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol   
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol   
       
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli   
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli   
       
Biçare gönüller, ne giden son gemidir bu
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu   
       
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler   
Bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler   
       
Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden 
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden







MEHLİKA SULTAN

Mehlika Sultan'a âşık yedi genç
Gece şehrin kapısından çıktı;
Mehlika Sultan'a âşık yedi genç
Kara sevdalı birer âşıktı.

Bir hayâlet gibi dünya güzeli
Girdiğinden beri rüyalarına;
Hepsi meshûr, o muamma güzeli
Gittiler görmeye Kaf dağlarına.

Hepsi, sırtında aba, günlerce
Gittiler içleri hicranla dolu;
Her günün ufkunu sardıkça gece
Dediler: "Belki son akşamdır bu."

Bu emel gurbetinin yoktur ucu;
Daima yollar uzar, kalb üzülür;
Ömrü oldukça yürür her yolcu
Varmadan menzile bir yerde ölür.

Mehlika'nın kara sevdalıları
Vardılar çıkrığı yok bir kuyuya
Mehlika'nın kara sevdalıları
Baktılar korkulu gözlerle suya.

Gördüler: "Aynada bir gizli cihan...
Ufku çepçevre ölüm servileri..."
Sandılar doğdu içinden bir an
O, uzun gözlü, uzun saçlı peri.

Bu hazin yolcuların en küçüğü
Bir zaman baktı o viran kuyuya.
Ve neden sonra gümüş bir yüzüğü
Parmağından sıyırıp attı suya.

Su çekilmiş gibi, rüya oldu!
Erdiler yolculuğun son demine;
Bir hayal âlemi peyda oldu
Göçtüler hep o hayal âlemine.

Mehlika Sultan'a aşık yedi genç
Seneler geçti, henüz gelmediler;
Mehlika Sultan'a aşık yedi genç
Oradan gelmeyecekmiş dediler!..






RİNDLERİN AKŞAMI

Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç
Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç

Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle

Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasından güneş doğmayan büyük kapıdan

Geçince başlayacak bitmeyen sükunlu gece
Guruba karşı bu son bahçelerde, keyfince

Ya şevk içinde harap ol, ya aşk içinde gönül
Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahut gül






AŞK HİKAYESİ

Ah o akşam o tirenden gülüşün!
O gülüş kalbime aksettiği an
Duymadım ilk ateşin düştüğünü;
Şavka benzer bir ışık zannettim.
Macera başlamak üzereymiş o gün.
Sürecekmiş bu ateş yıllarca.
Bir taraftan Yakacık, mor dağlar...
Bir taraftan da deniz, şuh adalar...
O gün ömrümde, kader
Geçecek aşkı resimleştirmiş
Bu güzel çerçevede.

Yine dün geçtim o yoldan;
Aynı raylarda tirenler geçiyor...
Karşı dağlar, hep o dağlar...
Kıyı hep aynı kıyı
Ve deniz aynı deniz;
O gülüşten bir eser yok yalnız;
O güzel çerçeve bomboş!
Belki kalbim daha boş!






EYLÜL SONU

Günler kısaldı. Kanlıca'nin ihtiyarları
Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları
     
Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa
Yazlar yavaşca bitmese, günler kısalmasa
     
İçtik bu nadir içkiyi yıllarca kanmadık
Bir böyle zevke tek bir ömür yetmiyor, yazık
     
Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor
Lakin vatandan ayrılışın ıstırabı zor
     
Hiç dönmemek ölüm gecesinden bu sahile
Bitmez bir özleyiştir, ölümden biter bile






VUSLAT

Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar
Ömrün bütün ikbalini vuslatta duyanlar
Bir hazzı tükenmez gece sanmakla zamanı
Görmezler ufuklarda şafak söktüğü anı
Gördükleri rüya, ezeli bahçedir aşka
Her mevsimi bir yaz ve esen rüzgarı başka
Bülbülden o eğlencede feryad işitilmez
Gül solmayı, mehtap azalıp bitmeyi bilmez
Gök kubbesi her lahza bütün gözlere mavi
Zenginler o cennette fakirlerle müsavi
Sevdaları hülyalı havuzlarda serinler
Sonsuz gibi bir fıskiye ahengini dinler

Bir ruh o derin bahçede bir defa yaşarsa
Boynunda onun kolları, koynunda o varsa
Dalmışsa, onun saçlarının rayihasiyle
Sevmekteki efsunu duyar her nefesiyle
Yıldızları boydan boya doğmuş gibi, varlık
Bir mucize halinde,o gözlerdedir artık
Kanmaz en uzun buseye, öptükçe susuzdur
Zira susatan zevk o dudaklardaki tuzdur
İnsan ne yaratmışsa yaratmıştır o tuzdan
Bir sır gibidir az çok ilah olduğumuzdan

Onlar ki bu güller tutuşan bahçededirler
Bir gün, nereden, hangi tesadüfle gelirler
Aşk onları sevk ettiği günlerde, kaderden
Rüzgar gibi bir şevk alır oldukları yerden
Geldikleri yol... Ömrün ışıktan yoludur o
Alemde bir akşam ne semavi koşudur o
Dört atlı o gerdune gelirken dolu dizgin
Sevmiş iki ruh, ufku görürler daha engin
Simaları gittikçe parıldar bu zaferle
Gök her tarafından donanır meşalelerle

Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar
Varlıkta bütün zevki o cennette duyanlar
Dünyayı unutmuş bulunurken o sularda
- Zalim saat ihmal edilen vakti çalar da -
Bir an uyanırlarsa leziz uykularından
Baştan başa, her yer kesilir kapkara zindan
Bir faciadır böyle bir alemde uyanmak
Günden güne hicranla bunalmış gibi yanmak
Ey talih! Ölümden de beterdir bu karanlık
Ey aşk! O gönüller sana mal oldular artık
Ey vuslat! O aşıkları efsununa ram et
Ey tatlı ve ulvi gece! Yıllarca devam et







ÖZLEYEN

Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde
Sen nerdesin, ey sevgili, yaz günleri nerde?
Dağlar ağarırken konuşmuştuk tepelerde
Sen nerde o fecrin ağaran dağları nerde?
   
Akşam, güneş artık deniz ufkunda silindi
Hülya gibi yalnız gezinenler köye indi
Ben kaldım, uzaklarda günün sesleri dindi
Gönlümle, hayalet gibi, ben kaldım o yerde.

 
 

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Yahya Kemal Beyatlı Şiirleri hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Yahya Kemal Beyatlı Şiirleri siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com