Yalancı gazeteler bazen unutuluyor, hatırlayalım...

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 
Milliyet Gazetesi’nin tam da Ramazanın arifesinde gündeme getirdiği iddiaya bakın. Dünkü sayısında Milliyet Gazetesi “Evrim Teorisine Etiyopya’dan Selam Geldi” başlıklı bir haber yayınlayarak, kamuoyuna defteri çoktan dürülmüş bir araştırmanın sonucu sanki yeniymiş gibi sundu. Söz konusu haberde Milliyet Gazetesi, Etiyopya’da bulunan bir “İnsansı” fosili bulunduğunu ve bu fosilin Evrim Teorisini destekleyen en büyük kanıtlardan biri olduğunu öne sürmüştü. Hatta hızını alamayan gazete, haber içeriğinde artık modern insanın erken atalarının neye benzediğine dair net bir resmin elde edilmek üzere olduğunu iddia ediyordu.


Türü tükenmiş bir maymuna ait
Evrim Teorisi üzerine yaptığı araştırmalarıyla haklı bir üne sahip olan Dr. Cihat Gündoğdu, Etiyopya’da bulunan fosilin, bir insansıya değil, türü tükenmiş A. Afarensis adlı bir şempanze türüne ait olduğunu söyledi. Gündoğdu, “Evrimciler basın ve medya yoluyla evrim teorisini sanki bir gerçekmiş gibi yansıtmaya çalışıyorlar. Sanki bilimsel veriler evrim teorisini kanıtlıyormuş gibi davranmaya çalışıyorlar. Oysa olayın temeline bakıldığında, kimya, paleontoloji, fizyoloji ve tıp gibi bilimlerin hiçbir şekilde Evrim Teorisini desteklemediği, aksine çürüttüğü görülür. Bu son olayla, paleontoloji’nin Evrim Teorisi’ni kanıtladığı gibi bir imaj oluşturulmaya çalışılıyor. Konuya uzak, konunun detaylarını bilmeyen insanlara karşı bir aldatmaca oyunu sergilenmiş oluyor. Bu son fosil örneği incelendiğinde aslında karşımıza yeni bir şeyin çıkmadığı görülüyor. Çünkü bulunan fosil A. Afarensis adı verilen soyu tükenmiş maymun türüne aittir. Bugüne kadar yaklaşık 6 bin 500 tane maymun türü yaşamış ve bugün bunların sadece120 tanesinin soyu hala devam etmektedir. Bu soyu tükenmiş maymun türlerine ait fosilleri buldukları zaman, üzerine spekülasyonlar yapıyorlar.  Yani Darwinist ideolojiyi temellendirip, insanı Cenab-ı Allah’ın yaratmadığını, her şeyin tesadüfen oluştuğunu ve türlerin rasgele değişim ve dönüşümlerle meydana geldiği iddiasını bu şekilde bir propagandaya dönüştürüyorlar. Çünkü A. Afarensis üzerine yapılan araştırmalar bunun soyu tükenmiş bir şempanze türünden başka bir şey olmadığını gösteriyor. Bu türe ait sayısız fosil örnekleri de bulsalar, bulunan fosiller bu sonucu değiştirmeyecektir” dedi.

Dik yürüyemezler
Gündoğdu, Paleontoloji alanında dünyaca tanınmış bir İngiliz paleontolog olan Lord Solly Zuckerman’ın da, 20 yılı aşkın çalışmaları sonucunda A. Afarensis’lerin hiçbir şekilde dik olarak yürüyemedikleri sonucuna vardığını kaydetti. Gündoğdu, “Soyu tükenmiş olan bu maymun türünün iç kulak yapısı incelendiğinde bu türün insandan çok farklı olarak dik olarak kesinlikle yürüyemediği, bunun yerine dört ayağı üzerinde yürüdüğü çok net bir şekilde anlaşılmıştır. Bu gerçek dünyanın tüm bilimsel otorite çevreleri tarafından artık kabullenilmiş olmasına rağmen, Milliyet Gazetesi’nin bu haberinde bu gerçekten hiç bahsedilmemiş. Üstelik Etiyopya’da bulunan bu fosilin leğen kemiği zaten ortada yok, yani leğen kemiği bulunamamış. Konuyla ilgili çıkarımda bulunmamıza olanak tanıyacak olan kısım leğen kemiğidir. Ancak leğen kemiği ortalarda yok. Çünkü kuyruk sokumu ve leğen kemiğiyle beraber bir canlının ayakta durup duramayacağı anlaşılabilir. Bahsedilen fosil örneği zaten 5 yıl önce bulunmuş bir fosil örneğidir ki, bugüne kadar bununla ilgili ses seda çıkmamıştı. Ancak günümüzde ellerindeki tek malzeme bu olduğu için gündeme getirdiler” şeklinde konuştu.

Darwinist ideolojiyi ayakta tutmaya çalışıyorlar
Dünyanın çeşitli yerlerinde kurdukları yaşayan fosiller sergisi ile evrim teorisni çürüttüklerini dile getiren Gündoğdu, şöyle konuştu: “Paleontoloji bilimi bize şunu gösteriyor: Türler bir anda ortaya çıkmışlardır. Yani türler ilkelden gelişmişe doğru bir süreç izlememektedir. Paleontoloji böyle bir değişimin olmadığını bize açıkça gösteriyor. Evrimciler bu konuyu saklarlar, anlaşılmasını, öğrenilmesini istemezler. Bununla beraber, bizim şu anda dünyanın birçok yerinde hala sergilemekte olduğumuz fosil örnekleri bugün yaşamakta olan canlı türlerinin tıpa tıp aynısıdır. 50 milyon yıllık bir karınca fosilinin bugünkü örneğinden hiçbir farkı yoktur.  300 bin yıllık bir köpek balığı fosili bugünküyle aynıdır. Bu milyonlarca yıl içinde hiçbir değişime, dönüşüme uğramamış binlerce, yüz binlerce fosil örneğiyle doludur müzeler. Evrimciler bu hiç değişime uğramamış fosilleri depolarda saklarken, biz bunları gün yüzüne çıkarıp sergiliyoruz. Evrimcilerin artık savunacakları hiçbir şey kalmadığı ve insanlar da artık bu konuda aydınlandığı için, böyle bir fosil örneği ile karşımıza çıkıp öyle iddialarda bulunuyorlar ki bu iddialar bilimsellikten çok uzak komik iddialar oluyor. Bu olay evrimcilerin son çırpınışlarını göstermesi açısından çok güzel bir örnektir aslında. Bulunan bu fosil örneğinin yeni bir bulguymuş gibi lanse edilmesi kadar komik bir çaba olamaz. Bu, basının dünya çapında bir abartmasıdır. Bu fosili bulan paleontologlar bile, bu fosilin insanla bir benzerliğinin olmadığını kendileri Nature dergisinde dile getirdiler. Ama Darwinist propagandayı ayakta tutmak adına basın ve medya, söz konusu araştırmanın sonuçlarına kendi yorumlarını ekleyerek kamuoyuna sunmaktadır.”

Bu konuda yalancı gazetelerin aldatmacalarına ayrı ayrı tüm net cevaplar aşağıda

http://www.netcevap.org/gazeteler.html
 
 

 
 
 ???

İnsanların kafasını karıştırmaya yönelik manipulasyonlar işte...



Ne kadar vefakâr bir milletiz biz....

Nerdeyse dünyanın tamamında çürütülen ve müfredattan çıkarılan bu teoriyi bizim kartel medyamız hala nasıl destekliyor anlam veremiyorum....

'Ramazan'da alkol dayağı' haberleri yalan çıktı

Bazı gezetelerde 'Ramazan'da alkol dayağı... Ramazan'da içki dayağı' başlıklarıyla verilen haberlerin gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı. 'Sahur vakti içki içtikleri için dayak yedikleri' belirtilen gençlerin, aslında bara birlikte geldikleri arkadaşları tarafından dövüldükleri polis soruşturmasıyla anlaşıldı. Böylece, medya, sezonun ilk 'oruç dayağı haberinden' eli boş döndü.

Söz konusu gazete haberlerinde, 'iki gencin Ramazan'ın ilk günü sahur vakti alkol aldıkları gerekçesiyle Ankara'nın göbeğinde tekme tokat dövüldükleri' iddiası yer almıştı. Ayrıca, yerde yatan biri bayan diğeri erkek iki arkadaşın fotoğraflarına yer verilmişti. Ancak olayın aslının böyle olmadığı ortaya çıktı. Buna göre, sadece kavga olayı doğruydu. Kavganın taraflarını da içeren ayrıntılar ise gerçeği yapsıtmıyordu. Her şey, Çankaya Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin tahkikatı sonrası bir kaç saat içinde gün ışığına çıktı.

Emniyet bilgilerine göre, Ankara'da barların ve kulüplerin yoğun olarak yer aldığı Konur Sokak'ta bir bara gelen 6 kişilik grup gece geç saatlere kadar eğlendi. Aşırı alkol alan gençler bir süre sonra hem kulübü karıştırdılar hemde ilk belirlemelere göre hesap yüzünden birbirleriyle tartışmaya başladılar. Gençler ardından kendi aralarındaki sorunu sokağa taşıdılar. Kulüp sahipleri tarafından dışarı çıkarılan gençler sokak ortasında birbirleriye çevreyi rahatsız edecek şekilde tartışmaya başladılar. Tartışmanın alevlenmesiyle tekme tokat kavga etmeye başlayan grup ardından ikiye bölündü. 4 erkek, biri kız iki gence vurmaya başladı. İki genç alkolün de etkisiyle oldukları yere yığıldılar. Haberlerde fotoğrafları yer alan iki genç diğer arkadaşlarından ilk belirlemelere göre hesap yüzünden dayak yediler. Ardından bir evin bahçesine girerek kurtuldular.

Kavganın maydana geldiği sokakta özel bir işyerinde gece nöbetinde bulunan özel güvenlik görevlisi Şeref S. olayla ilgili gördüklerini polise anlattı. İfadesinde olayın her anını gördüğünü aktaran Şeref S.'nin anlattıklarına göre 6 kişi aynı anda bardan birbirlerine bağırarak çıktı ve bir süre sonra 4 kişi, biri kız diğeri erkek iki kişiyi karşılarına alarak tartışmaya başladı. Birbirlerini küfürler etmeye başlayan iki grup ardından kavga etmeye başladı. Vatandaşların bağırması üzerine diğer 4 kişi arkadaşlarını bırakarak kaçtı. Dayak yiyen gençlerin, olayla ilgili olarak kimseden şikayetçi olmamaları da dikkat çekti.
 
Kaynak: Vakit Gazetesi

Bir gazete kendini böyle yalanlar

 Milliyet, "Ders kitabında abdest hurafesi" diye manşetten bir haber verdi. Ardından günlerce bu haberi devam ettirdi. Dün verdiği haberle kendini öyle bir yalanladı ki sormayın
Milliyet gazetesi 22 Eylül'de manşetten duyurduğu "Ders kitabında abdest hurafesi" başlıklı haberini günlerce farklı başlıklar altında sürdürdü. Bu yıl 11. sınıflarda okutulacak olan " Din Kültürü ve Ahlak bilgisi" kitabında adestle ilgili ifadeleri Milliyet gazetesi manşete taşıdı. Bunun hurafe olduğuna ilişkin kamuoyu oluşturmaya yönelik peş peşe haberler yaptı.

Milliyet gazetisi dünkü sayısında ise kitapta kaynak gösterilen Dr. Schalle'nin "Die Kneipp Kur" kitabını buldu ve burada su tedavisine yönelik bilgileri aktardı. Daha önce abdestin "alyuvar sayısında artış sağladığı" bilgilerini hurafe olarak gösteren Milliyet bu kez suyla tedavi yöntemleri başlığı ile suyun faydalarını sayfasına taşıdı.

Dr. Schalle'in kitabında "soğuk su kürünün alyuvar sayısında artış sağladığını" hatırlatan Milliyet, "Ama kitapta abdest geçmiyor" gibi komik bir yaklaşımla kendini savunmaya kalktı. Kitapta "abdest ifadesi geçmiyor" diye kendini savunmaya kalktı.

Sanki, abdestle yapılanın, Dr. Schalle'in bahsettiği soğuk su küründen daha farklı bir şeymiş gibi...
 

Gene mi yalan ya. Bıktık bu kartel medyasından...



Hürriyet gazetesi bugün 2 tekzip birden yayınladı. 'Olmaz denilen imamı müdür yaptılar' başlığı ile Hürriyet'te verilen haberin gerçekle ilgisinin olmadığı ortaya çıktı.               
 
İşte Hürriyet'te iki haberle ilgili olarak bugün yayınlanan tekzip metinleri:

TEKZİP METNİDİR:

Gazetenizin 02.09.2006 tarihli nüshasının 16. sayfasında "OLMAZ DENİLEN İMAMI MÜDÜR YAPTILAR" başlığı altında verilen haber GERÇEK DIŞIDIR. İlgili haberde kentte 10 yıldır cami imamı olduğu belirtilen Selahattin ÇOLAK, imam olarak değil, Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü emrinde memur kadrosunda 31.08.1993 tarihinden beri görev yapmaktadır. Selahattin ÇOLAK Zonguldak İli Sağlık Müdürlüğünde (İdari ve Mali İşler Şube Müdürlüğünde) memur olarak görev yapmakta iken; başarılı çalışmaları ve derece yükselmeleri nedeni ile 07.04.2005 tarihinde Valilik oluru ile Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğüne İdari Sağlık Müdür Yardımcısı olarak görevlendirilmiştir.

 Sonradan bu görevlendirme Bakanlık görevlendirilmesine çevrilmiştir. 26.05.2006 tarihinde ise ’13.03.2003 tarih ve 25047 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik’ gereği hukuka ve usulüne uygun olarak bulunduğu göreve Sağlık Bakanlığı tarafından ASALETEN ataması yapılmıştır. Sonuç olarak Selahattin Çolak hakkında 02.09.2006 tarihli gazetemizde yayımlanan; kentte 10 yıldır camide imamlık yapan Selahattin ÇOLAK, Sağlık Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün olumsuz görüş bildirmesine rağmen aynı bakanlıkça Zonguldak İl Sağlık Müdür Yardımcısı olarak atandığına dair haber gerçek dışıdır. Bu haber nedeni ile Selahattin ÇOLAK’ın gerek özel gerekse de mesleki çevresindeki kişiliği hakkında olumsuz izlenimler meydana gelmesine sebep olduğundan gerçeklerin kamuoyuna tekziben duyurulması gerekli görülmüştür.

Selahattin ÇOLAK

Okurlarımıza açıklama
Yukarıdaki tekzip metni, Selahattin Çolak’ın Zonguldak 1. Sulh Ceza Mahkemesi’ne yaptığı tekzip talebinin reddetmesine rağmen, Zonguldak 1. Asliye Ceza Mahkemesi’ne yaptığı itiraz üzerine mahkemenin aldığı karar nedeniyle yayınlanmıştır. Yasaya göre; bu karardan sonra gazetemiz avukatlarının karara itiraz için herhangi bir mahkemeye dilekçe verip itiraz etme ve belge sunma hakkı yok. Okurlarımızın bilgisine sunarız.

Düzeltme ve cevap
Hürriyet Gazetesi’nde 26 Haziran 2006 tarihinde yayınlanan "Töreden kaçtı" ve "Üvey oğlu tecavüz etti" "Sus öldürürüz dediler" başlıklı haberde Fadime Sarıtaş tarafından yapılan açıklamalar tümüyle gerçekdışı ve müvekkilimin aile şerefini zedeleyici niteliktedir. Haberde anlatılan olayların hiçbiri gerçekleşmemiş, Fadime Sarıtaş’a yönelik maddi, psikolojik veya cinsel bir baskı uygulanmamıştır. Kamuoyunun ve gazete okurlarının bilgisine saygıyla arz olunur. 14.8.2006

Mehmet Çiçek Vekili
Av. Hüseyin AYGÜN


 

aslında bunların yaptığı haberlerin hepsi yalan da bakmayın işte 2 tanesi için yalandan tekzip yayınlamışlar,sahtekar herifler..

Milliyet gazetesinin DTP Kürtçe Linux'a geçiyor haberine, haberde sözü edilen Ubuntu Linux dağıtımının Türkiye grubundan düzeltme geldi.   

Ubuntu Türkiye Grubu'nun açıklaması:

Değerli Vatandaşlar;

21.11.2006 tarihinde Milliyet Gazetesinde “DTP’li Sur Belediyesi Kürtçe yazılıma geçiyor” başlığı altında bir habere yer verilmiştir.

Sözkonusu haberde;

“Tanıtıma katılan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı DTP’li Osman Baydemir pastayı kesti. Linux’un dönüştürülmesiyle “Ubuntu” adı verilen ilk Kürtçe yazılımı devreye soktuklarını söyleyen Demirbaş, amaçlarının çokdillilik olduğunu belirtti.”

ifadesi yeralmıştır.

http://www.milliyet.com/2006/11/21/guncel/agun.html
 

BASIN BILDIRISIDIR

Yukarida belirtilen Milliyet Gazetesi tarafindan yayinlanan haber gercegi yansitmamakla birlikte haberde adi gecen Kurtce Linux’un Ubuntu olarak belirtilmesi büyük bir hatadır. Haberi hazırlayan Milliyet yazarları haber içerisinde “Türkiye’deki ilk Linux tabanlı yazılım sistemine, Güney Afrika’daki yerel dillerde “yardım” veya “destek” anlamına gelen “ubuntu”adı verildi” ibaresine yer vermiştir. Bu cümle gerçeği yansıtmamaktadır.

Ubuntu adındaki LINUX dağıtımı bu olaydan çok önce piyasada yer almış, Linux dağıtımları arasında en popüler olanıdır.Bu konuda Linux dağıtımlarını popülerliğini listeleyen DistroWatch sitesine göz atabilirsiniz.(http://distrowatch.com/)

Ubuntu Linux; 1995 yilinda kurulmus Debian Linux tabanlidir. Debian bilgisayarınız için özgür bir işletim sistemidir. Bir işletim sistemi bilgisayarınızın çalışmasını sağlayan bir dizi temel program ve araçtan oluşmuş bir yazılım topluluğudur. Ubuntu, Linux çekirdeğini (işletim sisteminin çekirdeği) kullanır, ancak temel işletim sistemi araçlarının çoğu GNU projesinden gelmektedir; bu yüzden GNU/Linux olarak adlandırılmıştır. Bilgisayar kullanıcılarına daha rahat bir kullanım
saglayan  bir Linux Dagıtımıdır. Resmi finansmani Canonical Ltd şirketidir.

Ubuntu Linux dagıtımının ya da destekleyen firmanın hiç bir şekilde haberde adı geçen kurum ve kuruluşlarla ilişkisi olmadığını bilmenizi isteriz. Ubuntu ekibi, adi gecen bu kurum ve kuruluşları da desteklememektedir. Kesinlikle ilk Kurtce Linux olmadigi gibi kurtce ile herhangi bir ilgisi, bagliligi bulunmaktadir.

GNU/Linux projesi dünya üzerine yayılmış pek çok sayıda insan tarafından geliştirilmektedir. Bu sayede proje kapsamındaki
yazılımların farklı dillere tercümeleri çok kolay olmakta ve diğer yazılımlarla kıyaslandığında çok daha fazla dil seçeneğini
sunabilmektedir. Kürtçe dili de projeye bu şekilde girmiş ve bazı alt projelerin (yazılımların) tercümeleri bu dile göre
yapılmıştır. GNU/Linux projesi tamamen özgürlüğü felsefe edindiği için geliştiricilerin ve destekçilerin yazılımlarda farklı dilleri destekleyecek şekildeki güncellemelerini gayet tabi kabul edecektir.

Ayrıca belirsizlikler yüzünden Özgür Yazılım dünyasının bir şekilde propaganda malzemesi yapılmaya çalışılması da çirkindir. Bu noktada bir dil kavgasının içinde olmadığımızı ama Linux'un ve Özgür yazılım mantığının yanlış anlaşıldığının altını çizmek istiyoruz. Bu yanlış anlatımlı haber Linux ve Özgür yazılım Dünyasına gönül verenleri derinden yaralamıştır.

Bu konu hakkında daha önceden yapılmış haber veya daha sonrakiler için sorularınızı,aklınıza takılanları ubuntu-tr@lists.ubuntu.com adresine mail atarak sorabilirsiniz.

Tarafımızdan kamuoyuna duyurulur.

Ubuntu Turkiye Gonulluleri
ubuntu-tr@lists.ubuntu.com 



Yine yalan, yine yalan!..

Vekile 'eşsiz davet edildi' yalanı



Hürriyet, 'AK Partili Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu 29 Ekim kutlamalarına, eşsiz davet edildiği halde, başörtülü eşiyle gelerek kriz çıkardı' yalanı attı. Yalanı Baştopçu bozdu.               
 

hürriyet.com.tr'de yayınlanan "Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında türban krizi" başlıklı haberin yalanlarla dolu olduğu ortaya çıktı.

Haber merkezimizi arayan Baştopçu, törenler başlamadan önce Garnizon Komutan Vekili Hava Yarbay Vedat Göger'in protokol tribününe gelerek kendisi ve eşi ile tokalaştığını bayramlarını kutladığını söyledi.

Göger'in eşinin hemen yanında bir süre oturduktan sonra kaymakam ve belediye başkanı ile birlikte halkı selamlamak ve bayramını kutlamak için stada indiklerini belirtti.

Daha sonra Yarbay Vedat Göger'in geri yerine oturmadığını belirten Baştopçu, Göger'in beraberindeki askerlerle birlikte saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunmadan tören alanından ayrıldığını ifade etti.

Mustafa Dağbiçen'in haberi veriş şekline tepki gösteren Baştopçu, askerlerin tören alanını terketme nedenini bilemeyeceğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Bayrama eşimle birlikte geliyorum. Birlik beraberliğimizin olması gereken dönemde bunu yapmaları bizi üzüyor çok yazık oluyor."

haber hurriyet.com.tr'de nasıl yer buldu?

"AKP milletvekili türbanlı eşiyle katılınca, asker töreni terketti

KÖRFEZ(Kocaeli), (DHA)

KOCAELİ’nin Körfez İlçesi’ndeki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında türban krizi yaşandı. AKP Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu türbanlı eşini protokolun en ön sırasına oturtunca, Garnizon Komutan Vekili Hava Yarbay Vedat Göger ve diğer askerler protokolu terketti.

Körfez İlçesi’nde Alparslan Türkeş Stadı’nda gerçekleştirilen Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları sırasında, AKP Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu, türbanlı eşi Hale Baştopçu ile birlikte protokolun en ön sırasına oturdu. Bu sırada Kaymakam Erol Türkmen, Belediye Başkanı AKP'li Yunus Pehlivan, Hava Radar Mevzii ve Körfez İlçe Garnizon Komutan Vekili Hava Radar Yarbay Vedat Göger tribünden inerek halkın bayramını kutladı.

Kutlamaların tamamlanmasının ardından Yarbay Vedat Göger, milletvekili Muzaffer Baştopçu’nun türbanlı eşinin hala tribünde oturduğunu görünce yerine oturmadan, beraberindeki subay ve astsubaylara baktıktan sonra tribünden inerek diğer askerlerle birlikte stadyumu terketti. Komutan ve subaylar standyumdan ayrılırken, protokol tribününde soğuk hava esti.

Kutlamalara, Muzaffer Baştopçu’nun eşinin türbanlı olduğu bilindiğinden eşsiz davet edildiği, buna rağmen Baştopçu'nun eşini de törene getirdiği belirtildi."



HÜRRİYET'İN YALANINA AK PARTİLİ VEKİLDEN CEVAP

AK Parti Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu sitemizi arayarak haberin www.hurriyet.com.tr'de yer verildiği gibi olmadığını kutlamalara eşiyle birlikte davet edildiğini söyledi. Baştopçu, kaymakamlık tarafından gönderilen davetiyeyi haber merkezimize faksladı.

Muzaffer Baştopçu, basında yer alan "genel kutlamaya yapılan davetiyenin eşsiz olduğu" yolundaki haberler üzerine, Haber7'ye şu açıklamayı yaptı:

"Ben haberler üzerine Kaymakam Bey'i arayarak sordum. 'Siz eşsiz davet mi yaptınız?' dedim. Bana aynen şu cevabı verdi: 'Yok efendim, ne demek eşsiz. Eşsiz davetiye olur mu? Zaten bu halk bayramlaşması. Protokoldeki isimleri davet ediyoruz biz. İster eşli gelirsiniz ister eşsiz.

Kaymakam Bey'e, "Senin adın üzerinden spekülasyon yapılıyor" dedim. Kaymakam Bey, 'Hayır bu konu ile ilgili olarak beni de aradılar ve onlara da aynı şeyi söyledim' dedi.

İşte kaymayamlık tarafından AK Parti Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu'ya gönderilen davetiye:


HABER7COM

 

Türkiye sizinle gurur duyuyor...



Başörtüsü karşıtı yayınıyla dikkatleri üzerine çeken Milliyet, "basında güven" sloganını bir kez daha ayaklar altına aldı. Gazete bir haftada yaptığı iki yalan haber için özür diledi.
             
Ünlü  Hiphop'çu cezanın seslendirdiği, 'Türkiye sizinle gurur duyuyor' adlı reklam filmiyle, toplumda kötü giden her şeyin karşında kendilerinin olduğu mesajını veren Milliyet bir haftada yayına sürdüğü iki skandal haber için özür diledi. Samanyoluhaber.com, 'Basında Güven' sloganıyla çıkan Milliyet'in güven vermeyen skandal haberleri için dilediği özürleri ortaya çıkardı.

Aydın Doğan grubu gazetelerinden Milliyet Gazetesi, başörtüsü karşıtı haberlerde ölçüyü tutturamayınca skandallar ard arda gelmeye başladı.

İşte Milliyet Gazetesi'nin sadece 1 hafta içinde imza attığı iki skandal haber ve İKİ ÖZÜR...



İlk özür Recm haberinden geldi

Kuzey Irak'ta Dua Halil Aswad adında bir Kürt-Yezidi kızı, "Sünni Müslüman bir gence âşık oldu" diye ailesi tarafından taşlanarak linç edilmişti. Feci olayın görüntüleri 3 Mayıs 2007'de Milliyet internet sitesinde yer almıştı. Haber nedense bu hafta aynı görüntülerle yinelenince tepki çekti; kimi okurlarca TBMM'deki türbanla ilgili anayasa değişikliği oturumlarıyla ilişkilendirildi. Vakit ve Zaman gazetelerinde Milliyet İnternet'in tutumu eleştirildi. Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı şöyle yazdı: "Haberin doğru hali, 3 Mayıs 2007'de Milliyet'in internet sitesinde yayınlanmış. 'Çarpıtılmamış hali' kendi sitesinde dururken Milliyet gibi önemli bir markanın internet sitesinde böyle bir büyük hata yapılması şaşırtıcı. Hata diyorum; çünkü haber siteden aynı gün çıkarıldı."

MİLLİYET'E TEPKİ YAĞDI!

Okurlardan gelen tepkileri özetleyen bir "e-mail"i yayımlıyoruz:
"Dün sitenizde; 'Koca şiddetinden kaçtığı ve Yezidilere sığındığı için ilçe meydanında linç edilerek yarı çıplak soyulan ve çocukların yanında başına taşla vurularak linç edilen Sünni Müslüman kadının görüntüleri, insanlıktan nasıl çıktığını gözler önüne serdi' diye bir haber vardı. Söz konusu olay bir yıl önce yaşanmış ve aslı sizin verdiğiniz şekilde değil.

Taşlanarak öldürülen kadın Khalil Asvat'ı, ailesi infaz ediyor. Aile, Yezidi azınlığa mensup, kadın ise Müslüman bir erkeğe âşık oluyor ve 'İslam dinini kabul ettiği için ailesi tarafından taşlanarak' öldürülüyor. Daha da ilginç bir ayrıntı: Haberin doğru hali, 3 Mayıs 2007'de Milliyet'in internet sitesinde yayınlanmış. O halde şimdi yapılan haberle ne demek istiyorsunuz. Milliyet'in yaptığı en hafif kelimeyle ayıp."

 
İşleyen: Hata yaptık
Milliyet İnternet Yönetmeni Ercüment İşleyen Okur Temsilcisi'ne şu açıklamayı gönderdi: "Sitede yayımlanan haberde gerçekten de maddi hatalar yaptığımızı kabul ediyorum. Zaten bu hatayı fark edince haberi yayından kaldırıldık. Bu hata yüzünden özür diliyorum. Ancak eleştirenlerin haberin 'eski' olduğunu, 'bir sırrı' açıklar gibi dile getirmesini de yadırgıyorum. Çünkü zaten haberde bu olayın geçen yıl yaşandığı belirtiliyor, yeni olduğu iddia edilmiyor. Bir kadının linç edildiği olay ile Meclis'teki türban tartışmasını ilişkilendirenlere ise sadece şaşırıyorum. O görüntülerde bir kadının tekmelenerek öldürülüşü var. Ben görüntülere bakınca sadece kadına yönelik toplu şiddeti görüyorum."

Ombudsman'ın notu: "Basında Güven" logosuna sahip Milliyet'in bu tür hatalar kabul edilemez. Arkadaşlarımız daha dikkatli olmalılar. Okurlarımızdan özür dileriz.

okur@milliyet.com.tr
dsazak@milliyet.com.tr
Tel: 0212 505 62 03
Faks: 0212 505 68 09
Doğan Medya Center, Bağcılar 34204 İstanbul




İKİNCİ TEKZİP!

Şahin Alpay'dan başörtü açıklaması


Yazar Şahin Alpay, dün gazetemizde yer alan "AKP-liberaller ittifakı da çatladı" başlıklı haberde kendisinin ifadelerini konu alan bölüme ilişkin bir açıklama gönderdi:

10 Şubat tarihli Milliyet'te, 7 Şubat tarihli Zaman gazetesinde çıkan yazımdan bir alıntı yer alıyor. Ne var ki, alıntının hemen başına, "Biliyor musunuz neden karşıyım?" şeklinde bir cümle eklenmiş. Buradan kalkarak da alıntıya, "Karşıyım, çünkü..." başlığı konulmuş. Görüşlerimi tersine çeviren bu eklemeler nedeniyle şu hususların altını çizmek isterim: Öteden beri üniversitelerdeki başörtüsü yasağının karşısındayım. TBMM'nin üniversitelerde başörtüsü yasağını kaldıran anayasa değişikliğini kesinlikle destekliyorum.
 

Konuyla ilgili diğer haber:

Medyanın 'Eyvah irtica' kışkırtması
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=298645

Başörtüsü sorunu için ciddi çok tartışmalar yaşanırken kartel medyasının, Suudi Arabistan ve İran gibi ülkelerde yaşanan olayları manşete taşımasına tepkiler gelmeye başladı.

HABER7.com

Bunlardan hangisi yalan söylüyor?

Milliyet, Tarkan Tevetoğlu ve Hülya Avşar’ın Başbakan’a tavır takındığını iddia etti.
Hürriyet ise aynı haberi Avşar-Tarkan çekişmesi olarak verdi.

Biri yalan yazıyor ama hangisi?
             

Milliyet’in internet sitesinde bugün 'Tarkan ve Avşar’dan ilginç tavır', 'Başbakan’ın katıldığı törene gitmediler!'  başlığıyla verilen haberin detayında da 'Hülya Avşar ve Tarkan marka ödülünü almadı!’ başlığı kullanıldı.

Haberde, “Türk Patent Enstitüsünün '2007 Türk Patent Ödülleri', TPE Konferans salonunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı törenle sahiplerini buldu. Marka ödülüne layık görülen Hülya Avşar ve Tarkan törene katılmazken, ödüllerini almaya gelen de olmadı.” ifadelerine yer verildi.

Haberin sonunda Hülya Avşar ve Tarkan Tevetoğlu’nun mazeretleri nedeniyle ödül törenine katılmadıkları belirtildi.

Aynı haber Hürriyet’in internet sitesinde ise 'Haberi okudu geri döndü' başlığıyla verildi. Hürriyet haberde şu ifadeleri kullandı; “Türk Patent Enstitüsü'nün (TPE) bugün Hülya Avşar'a sunacağı 'Altın Marka' ödülünün, aslında daha önce Tarkan'a verilmesinin kararlaştırıldığı ortaya çıktı.  Bugün Hürriyet gazetesinde yayınlanan 'Aslında Ödül Tarkan’a verilecekti' başlıklı haberi Ankara’da okuyan Hülya Avşar, kendisine verilen 2007 Altın Marka Ödülünü almaktan vazgeçerek Ankara’dan İstanbul’a döndü.”

Doğan Grubu'nun iki gazetesinden biri, Tarkan ve Hülya Avşar'ın törene katılmaması 'İlginç tavır' olarak değerlendirildi. Tavrın Başbakan'a gösterildiği imasında bulunan Milliyet ancak haberin sonunda mazeret bildirdiklerini belitti.

Aynı haberi Hürriyet, kendi başarısı şeklinde sundu. Milliyet'in haberinden tamamen farklı haberde, ödülün önce Tarkan'a verilmesine Hülya Avşar'ın tepki gösterdiği belirtildi.

İki gazeteden biri okuyucularını yanıltan bilgilerle haberi sundu.

Haber 7




Hürriyet işine geldiği gibi yayınlamış

'Türban yasağının kaldırılmasını dünya şaşkınlıkla izliyor' manşetleri atan Hürriyet'in foyası ortaya çıktı. Erdoğan talimat verdi, dış basın tarandı.


İşte asıl gerçekler:
 
Anayasa düzenlemesinin Meclis'ten geçmesinin ardından dış basında çıkan haberlerin çarpıtılarak, Türkiye'de bazı gazetelerce kullanıldığı ortaya çıktı. Başbakan Erdoğan'ın talimatı üzerine AK Parti'li yetkililer dış basında çıkan haberleri geniş çaplı bir taramaya aldı. Haberlerin bazı gazetelerce, 'kendi politikalarına uygun hale getirilerek' yayınlandıkları anlaşıldı. La Repubblica ve Los Angelas Times gazeteleri dışında Hürriyet'in "işine geldiği gibi" yer verdiği dış basında çıkan haberlerin "gerçek"lerinin bir kısmı ise şöyle:
La Stampa (İtalya): "Şimdi akla gelen soru ise şu; 'Türban özgürlüğü'ne onaya paralel olarak düzenlenen halk gösterileri, bir ülkenin bölünmüşlüğünü mü sergiliyor? Bu sorunun cevabı 'hayırdır.”

The Wall Street Journal: "Türk Meclisi cumartesi günü bu yasağı kaldırdı. Bizim görüşümüz ise yasağın kaldırılması Türkiye'nin demokratik olgunluğunun bir işaretidir. Bazı profesörler bu yasağın laik öğrencileri başlarını örtmeleri için akranlarının baskısından koruduğunu söylüyorlar. Bir araştırma enstitüsü olan Avrupa Stability Initiative'e göre, kamuya açık yerlerde başı açık görünen kadınların oranı 1999 yılında yüzde 27 iken bu oran 2006 yılında yüzde 37'ye yükseldi."

Frankfurter Allgemeine Zeitung (Almanya): "Bir yasağın düşüşü" başlığı altında Rainer Hermann imzası ile yayımlanan yorumda " Parlamenter demokrasilerde çoğunluğun isteği kabul edilir, ancak Türkiye'de değil. Kemalist elitler ve son seçimlerde yüzde 20 oy alan onun Meclis'teki siyasi kolu CHP, hala toplumu yönlendirmek ve kendi istekleri doğrultusunda şekillendirmek hakkını kendilerinde görüyorlar." görüşlerine yer verildi.

Laik devlet ilkesi korundu

El Pais (İspanya): "Türkiye, üniversitede başörtüyü yasaklayan tek Avrupa Konseyi üyesiydi. Çoğunluğu Müslüman olan ülkede 80'li yıllarda yasaklanmış ve bir çok kadının eğitim hakkı kısıtlanmıştı. Üniversite öğrencileri kendi kararlarını verebilecek yaştalar, yani aile baskısı nedeniyle kapanmıyorlar. Türk hükümeti şimdi bu kararla laik devlet ilkesini koruyarak uygulanan yasağı ortadan kaldırıyor."

NASIL SAPTIRILDI?

Hürriyet Gazetesi, La Repubblica Gazetesi'nden yaptığı alıntıyı “Atatürk Cumhuriyeti bir darbe daha” başlığı ve "Atatürk Cumhuriyeti yeni bir darbe daha yedi... Türban kararı bu ülkede uygulanan kusursuz bir eğitim modelini yok etti" içeriği ile verirken, haberin orjinali ise "Atatürk Cumhuriyetine bir başka çekiç darbesi daha" başlığı ile çıktı.

Yazının orjinal devamı ise şöyle: Üniversitelere kadınların türbanlı da olsa girmeleri olumlu bir gelişmedir... AKP ve aşırı sağın milliyetçi hareketleri, o eşiği geçmedikleri sürece, Türk laikliğinin sona erişi uzak ihtimaldir.

Hürriyet'in, "Üniversite, yargı ve ordu liderliğine hakim olan laik kesim ile son yıllarda siyasi güç kazanan daha dindar Türkler arasında çatışma var" ifadelerine yer verdi. Ancak LA Times'ta orjinal haberde 'Oylamanın laik yapı ile dindar Türkler arasındaki son çatışma' olduğu ifadeleri yer aldı.


Yenişafak





MEHMET ACET 
mehmet.acet@kanal7.com

Yaptığı işin sadece yüzde 20'sinin gazetecilik olduğunu, vaktinin önemli bir bölümünü patron beyin kızlarından ve damatlarından fırça yemekle geçirdiğini söyleyen, “siz beni bilmezsiniz ben bir jonglör’üm” (5 tane topu yere düşürmeden havaya atıp havada tutabilenlere deniyor) diyen “çok yönlü” yayın yönetmeninin gazetesi de dahil olmak üzere; Anchor’larından en kırolarına kadar cümbül-cemaat “kaos bezirganlığı” yapan bir medya grubu, “rafine-ri” emellerine dünya basınını da alet etmek isteyince alıntı yaptıkları yabancı gazetelere bakma ihtiyacı duydum. 

“Dünya şaşkın” başlığıyla verilen haber de, çeşitli yabancı yayın organlarından alıntılar yapılmıştı. Ve denmişti ki; “Dünya, Türkiye’de yapılan başörtüsü düzenlemesine bir anlam veremiyor”

Önümde aynı yazılardan yapılan ayrı ayrı tercüme metinleri duruyor.

Bir bakın ve kimin “şaşkın” olduğuna siz karar verin. 

EL PAİS (İSPANYOLCA):
Hürriyet Gazetesi’nce yapılan alıntı:

“İslamcı hükümet, laik devletin direğini kırdı. Türkiye’deki laik devletin direklerinden biri olan üniversitelerdeki türban yasağı, dün kesin bir biçimde kırıldı.” 

Aynı gazetede çıkan aynı yazıdan yapılan diğer tercüme:

“Türkiye, üniversitede başörtüyü yasaklayan tek Avrupa Konseyi üyesiydi. Bu mesele, çoğunluğu müslüman olan ülkede 80’li yıllarda yasaklanmış ve birçok kadının eğitim hakkı kısıtlanmıştı. Türk hükümeti şimdi bu kararla laik devlet ilkesini koruyarak, daha önce uygulanan yasağı kaldırıyor.”

LA STAMPA (İTALYANCA)
Hürriyet Gazetesi’nin yaptığı alıntı:

“Laik Atatürk’e türban taktılar. Atatürk bugün yaşasaydı müslümanlığı aşağılamaktan hapsi boylardı. AB kapısındaki dev İslam ülkesi nereye gidiyor.?”

Aynı gazetede çıkan aynı yazıdan yapılan diğer tercüme:

“Türban özgürlüğüne çoğunluğun verdiği bu onaya paralel olarak düzenlenen halk gösterileri, bir ülkenin bölünmüşlüğünü mü sergiliyor.? Bu sorunun cevabı “hayır”dır. Söylendiği şekliyle “ılımlı islam” partisinin lideri Başbakan Erdoğan’ın Türkiyesi, ideolojik-dini kopmalar riski taşıyan bir ülke değildir. Türkiye, nihai sonucu AB üyeliği olan bir dizi yükümlülüğü kabul eden ve zaten NATO üyesi olan bir ülkedir.” 

NEW YORK TİMES (ABD)
Hürriyet’te yayınlanan tercüme: 

“Türkiye Meclisi, laiklerle son bir kavga için sahne hazırladı. Birçok laik türk, AKP’nin Türkiye’ye kendi muhafazakar değerlerini empoze edeceği kaygısını taşıyor. Dindar türkler artık elitin bir parçası. Kamu alanının nasıl paylaşılacağı konusunda zor konular ortaya çıkıyor.”

Aynı yazıdan bir başka bölümün tercümesi:

“Başörtüsü yasağı, Türkiye’deki en duygusal konulardan biri. Tartışılan konu ve tartışmalar din etrafında oluyor gibi gözükse de, işin esası bir iktidar mücadelesiyle ilgilidir. Bir tarafta giderek zenginleşen dinine bağlı orta sınıf ve diğer tarafta laik seçkinler arasında yaşanan bir iktidar mücadelesi.” 

Bunlar birkaç örnek.

Dünya medyasının geneli Türkiye’deki başörtüsü tartışmalarını ve yapılan düzenlemeyi nasıl görüyor diye merak etmeye devam ediyorsanız, Wall Street Journal Gazetesi’nde çıkan ve “bizim görüşümüz” diye başlayan yazının bir bölümünü aktarayım. 

WALL STREET JOURNAL:
“Bizim görüşümüz, yasağın kaldırılması Türkiye’nin demokratik olgunluğunun bir işaretidir. Erdoğan’ın İslami kökenli AKP’si haklı olarak kısıtlamaların din özgürlüğünü ihlal ettiğini savunmuştur. 2002’den buyana iktidarda olan AKP, İslami kökenli bir hükümetin demokrasi ve serbest piyasa ile bir arada var olabileceğini kanıtlamıştır.”

Sahi sizce kim “şaşırmış”...


Şu bir gerçek, Türkiye'de bağımsız ve tarafsız medya YOK-TUR! hepsi güdümlüdür..is-tis-na-sız.. belki bağımsız yazarlar vardır onlara bir şey diyemem ..

Yalnız Doğan Gurubu gazeteleri için bir şey söylemek istiyorum.. Bundan iki yıl önce Hükümet vergi affı çıkartıp trilyonluk vergi borçlarınızı düşürürken kuzu gibiydiniz, hükümetin yönetim politikasından gayet memnundunuz, baş yazarlarınız başbakanlık uçaklarıyla seyahat ediyordu..

Şimdi ne oldu da çark ettiniz? Siz mi tarafsız ve bağımsız medyasınız, devlete olan borçlarınızda yeniden indirime gidilsin de görürürüz o zaman yine gerçek yüzünüzü..
Başkalarının anlattıkları, yazdıkları değil..
Mitler, efsaneler, dinler değil..
Güvenebileceğin tek şey kendi aklın ve vicdanındır.

Kullanılan maddenin kezzap olmadığı gibi yakalanan saldırganın olayı "KIZLAR MİNİ ETEKLİ" diye gerçekleştirmediği de anlaşıldı.

Sonuç olarak yine bazı gazetelerimiz yan çizdi, yine U dönüşü yaptılar...







Mini Etek'ten böyle geri adım attılar


Pazartesi günü Tarsus'ta meydana gelen kezzap atma olayını, 'Mini etek giyen kızlara kezzap attılar' diye veren Hürriyet, Milliyet ve Vatan bugün keskin bir dönüş yaptı. Nasıl mı?
             

Ersin ÇELİK'in haberi

Bir haftadan beri Mersin’de dehşet saçan D.K. adlı zanlının bugün yakalanmasından sonra verdiği ifadelerde, ‘mini etekle bir ilgisinin olmadığını’ söylemesiyle olayların gün yüzüne çıkması Türkiye’nin en büyük gazetelerini de zor durumda bıraktı!

Mersin'in Tarsus ilçesi'nde Türkiye'nin değişik illerinde daha öncede yaşanan iğneli sapık benzeri yaşanan bir hadiseyi başörtüsü krizine dönüştüren Doğan Medya Grubu’nun haberleri bir kez daha yalanlandı.

Tarsus Emniyeti'nin geceli gündüzlü çalışması sonucu D.K(28) isimli zanlının yakalanması Türkiye’yi büyük bir krizden de kurtarmış oldu.

D.K. ilk verdiği ifadelerde yaptıklarını itiraf ederek, mini etekle bir ilgisinin olmadığını söyledi.

Zanlının yakalanmasının ardından Tarsus Emniyet Müdürlüğü'ne gelerek Emniyet Müdürü Halil Tokyürek'i Mersin Valisi Hüseyin Aksoy'un tebriklerini ileten Tarsus Kaymakamı Abdulhamit Erguvan, olayın kesinlikle mini etekle bir ilgisinin olmadığını vurguladı.

Zanlının ve ailesinin mutaassıp bir hayat tarzı olmadığını dikkat çeken Erguvan, "Zanlı da, ilk ifadesinde yaptıklarının mini etekle ilgisinin olmadığını açıklamıştır. Şırıngalı saldırıların mini etekle bir ilgisi yoktur" dedi.

Mersin’de yaşanan olayları; mini etekli, Doğan Medya Grubu gazeteleri, zanlı yakalandıktan sonraki haberlerinde, ‘mini etek’ ısrarından vazgeçtiler. Milliyet mini etek konusuna ise hiç değinmedi.

'KISA ETEĞE' YAKICI MADDE, “ŞIRINGALI SALDIRGAN” OLDU
 
Dün olayla ilgili verdiği habere, “Kısa eteğe yakıcı madde” başlığını atan ve haberi “Tarsus'ta birkaç kişilik grup, iki kız öğrencinin bacaklarına, 'Bunların etekleri kısa' diyerek yakıcı bir madde püskürttü. Pantolonlu bir hemşirenin bacağına da kimyasal madde sıkıldı” şeklindeki kesin ifadeleriyle veren Milliyet, zanlı yakalandıktan sonra haber veriş tarzını bir değiştirdi. Milliyet, zanlının yakalanmasıyla olay ortaya çıkınca, “Şırıngalı saldırgan yakalandı” başlıklı haberini, “Mersin’in Tarsus İlçesi’nde, pazartesi günü 2 kız öğrencinin bacaklarına yakıcı sıvı atılmasıyla başlayan, bu sabah aynı şekilde 2 kızın daha saldırıya uğramasıyla şırıngalı saldırı mağdurların sayısı 7'ye çıkarken, zanlı da yakalandı.” Şeklinde sundu.

EŞİ DE HAMİLE ÇIKMASA ŞAŞARDIK!

Milliyet bunu yaparken, Hürriyet ve Vatan ise kısmen de olsa ‘mini etek’ ısrarında devam ediyor.

Dünkü haberinde, “Pazartesi günü biri lise son sınıfta, diğeri ilköğretim okulu 6'ncı sınıfta okuyan 2 kız öğrencinin, kısa etek giydikleri gerekçesiyle bacaklarına yakıcı madde atılmasından sonra dün de aynı şekilde biri hemşire 3 kamu görevlisi kadın aynı şekilde saldırıya uğradı.” diyen Hürriyet, zanlı yakalandıktan sonraki haberinde DK’nın herhangi bir siyasi eğilimi olup olmadığı üzerine yoğunlaşırken, haberi, “Kezzapçının eşi hamile çıktı” diye verdi…

Hürriyet, bacaklarına yakıcı madde püskürtülen kızlardan B.S.Y (11)’nin bazı gazetelerde yapılan haberlerin kesinlikle yalan olduğunu söylemesine rağmen zanlı yakalnadıktan sonraki haberinde, “Mersin’in Tarsus İlçesi’nde ‘mini etekli oldukları’ gerekçesiyle 2 kız öğrenciye şırıngayla asit olduğu sanılan bir sıvı sıkan, daha sonra da 2’si hemşire 3 kadına benzer saldırı yapan bir kişi yakalandı. Saldırganın üzerinde 2 adet şırınga çıkarken, eşinin de hamile olduğu öğrenildi.” Diyerek zanlının bu işleri mini etek üzerinden yaptığı ısrarını sürdürdü. 

...

BAYKAL DA YANILDI !

Hürriyet, Milliyet ve Vatan'ın olayı mini eteklilere karşı yapılan bir saldırı gibi yansıtması siyasileri de yanılttı! Konuyla ilgili bir açıklama yapan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, olayın 'bir ruh hastasının yaptığı bir eşy olduğunu açıklamanın yeterli olmadığını ifa ederek Başbakan Erdoğan'a yüklenerek, ''Bu olayın 'bir ruh hastasının bireysel tepkisi' olarak izah etmek yeterli olur mu? Acaba, bunun, Türkiye'nin içine girdiği yeni siyasi iklim, yaşanan gerginlikler ve kutuplaşmayla ilgisi var mı? sorusu haklı bir soru değil mi? Bu işin sorumlusu sadece o saldırıyı yapanlar mı?'' demişti.

(C.S.J.: Bu kadarı da resmen hayal Baykal!..)

Öte yandan yaşanan olaylarla ilgili yetkili kişiler tarafından yapılan resmi açıklamara rağmen, olayı mini etek krizine dönüştüren gazetelerin herhangi bir açıklamama yapmaması ise tepkilere neden oldu.
 

Saldırıların 'mini etek'le ilgisi var mı?
Pazartesi gününden beri Mersin Tarsus'ta meydana gelen kezzaplı saldırıların, 'mini etek' giyenlerle alakalı olup olmadığı resmi olarak açıklandı. İşte saldırganın ilk ifadesi
 
Kezzapçı sapık Mersin'de yakalandı
Mersin'in Tarsus ilçesinde 7 kişinin bacaklarına şırıngayla kezzap sıktığı iddia edilen sapık yakalandı. Mersin'de bütük paniğe sebep olan zanlıdan iki adet şırınga çıktı..
 
Tarsus'ta 2 kadına daha asit atıldı
Tarsus'ta bacağına asit atılan kadın sayısı 5'e çıktı. 3 öğrenciye yapılan saldırıdan sonra 2 ev hanımına da benzer şekilde şırınga ile sülfirik asit atıldı. Asitin özelliği farklı:
 
CHP, Erdoğan'a 'Kezzap atma'yı sordu
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, Tarsus'ta kız öğrencilere ve bir hemşireye yakıcı madde atılması olaylarının, son günlerde laiklik konusunda ortaya çıkan gerginlikle bir ilişkisi olup olmadığını sordu.
 
Baykal: Başbakan barışı tehdit ediyor
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın izlediği politikanın Türkiye'nin siyasi kimliğini, huzurunu ve barışını tehdit ettiğini'' öne sürdü.
 
Kezzap tanığı da fiyasko çıktı
Mersin'in Tarsus İlçesi'nde 2 kız öğrenciye mini etekli oldukları için kezzap atıldığı yolunda çıkan haberlerde görgü tanığı olarak açıklama yapan Eda Özpolat'ın görgü tanığı olmadığı ve G.K'yı kuaförde olay yaşandıktan sonra gördüğü öğrenildi.
 
Okulda kezzaplı provokasyon
Mini etekli oldukları için şırınga ile bacaklarına yanıcı bir madde atıldığı iddia edilen öğrenci B.S.Y bazı gazetelerde yapılan haberlerin kesinlikle yalan olduğunu söyledi.
 



YAZIKLAR OLSUN, YALAN HABERE UYUP ÜLKEYİ BİRBİRİNE DÜŞÜREN SİYASİLERE VE YALAN HABER VEREN MEDYAYA YAZIKLAR OLSUN!!!

Dışişleri, Hürriyet'i nasıl yalanladı?


   
Hürriyet'in bugünkü manşetinde, Köşk'e davet edilen bazı emekli büyükelçilerin, Gül'ü sindiremedikleri için daveti kabul etmedikleri yazılmıştı. Peki gerçekten öyle mi oldu?

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Levent Bilman, emekli büyükelçilere mutad olarak plaket tevdi edilmesinin Bakanlık çalışmaları içinde olduğunu, ancak bu konunun Cumhurbaşkanlığına henüz intikal ettirilmediğini ve Cumhurbaşkanlığınca yapılmış bir davetin söz konusu olmadığını bildirdi.

Bilman, bir soruya cevaben yaptığı açıklamada, Dışişleri Bakanlığında emekli büyükelçiler ve mensuplarıyla iletişimin güçlendirilmesi yönünde muhtelif çalışmalar yapılmakta olduğunu belirterek, bu bağlamda, emekli büyükelçilere, mutad olduğu üzere plaket tevdi edilmesinin de bu çalışmalar arasında olduğunu bildirdi.

Bu çalışmaların halen sürdürüldüğünü belirten Sözcü Bilman, şunları kaydetti:

''Bulunulan aşamada, 17 Şubat 2008 tarihli Hürriyet gazetesinde ifade edildiği şekilde, bu konu Cumhurbaşkanlığımıza henüz intikal ettirilmediği gibi, emekli Büyükelçilere plaket tevdii için belirlenmiş bir düzenleme ve Cumhurbaşkanlığınca yapılmış şifahi veya yazılı resmi bir davet söz konusu olmamıştır.''

Hürriyet gazetesi bugünkü manşetinde, plalet verilmesi için Çankaya Köşkü'ne davet edilen emekli büyükelçilerin yarısının bu daveti kabul etmediğini, Köşk'ün de bu gelişme üzerine törenden vazgeçtiğini ileri sürmüştü.


CAFE SİYASET





Hürriyet Gazetesi, 19 Mayıs 2007

Bilim Araştırma Vakfı aleyhine açılan davanın zamanaşımına uğraması kararının Yargıtay tarafından bozulması haberini Yargıtay daha kararını açıklamadan bir gün önce, karanlık eller Hürriyet Gazetesi’ne servis etti.  Hürriyet Gazetesi de coşkun bir sevinçle bu haberi birinci sayfadan sürmanşet "Adnan Hoca şimdi yandı" başlığıyla yayınladı.

Hürriyet Gazetesi’ne bu haberi önceden servis edenler yine psikolojik savaşın elemanlarıydı. Daha sonra bu karar Yargıtay’ın başka bir dairesi tarafından bozuldu ama Hürriyet Gazetesi’nde bu konuyla ilgili tek bir haber yayınlanmadı. Bu haberin yapılmamasını kim sağlıyor? Bir düşünün. 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Yalancı gazeteler bazen unutuluyor, hatırlayalım... hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Yalancı gazeteler bazen unutuluyor, hatırlayalım... siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com