ilgiliforum facebook   ilgiliforum instagram   ilgiliforum youtube   ilgiliforum tumblr   ilgiliforum pinterest   ilgiliforum rss  

Yol nedir? Yol ne demek?

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 

Yol nedir? Yol ne demektir?

Yol kısaca anlamı, tanımı:

  • İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer.
  • Gidiş çabukluğu, hız.
  • Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer.
  • Kumaşta bulunan çizgi.
  • Hile, tuzak.
  • Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik.
  • Gaye, uğur, maksat.
  • Yolculuk.
  • Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan.
  • Kez, defa.
  • Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi
  • Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem.
  • Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik.
  • Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi.

"Yol" cümle içerisindeki kullanımı

  • "Bu işi yapmanın bir yolu vardır."
  • "Duyguların eğitimi de en iyi, sanat yoluyla olur."
  • "Celâl Bey'i sakal bırakma yolunda, kim, hangi örnek özendirdi diye çok düşünmüşümdür." - H. Taner
  • "Bu yolda çok emek harcandı."
  • "Bu vapurun yolu az."
  • "Yola çıkmak. Yoldan kalmak."
  • "Yolda oynayan çocuklara ne olduğunu sordu." - Ö. Seyfettin
  • "Bahçeleri bahçelere toprak yollar bağlardı." - Ç. Altan
  • "Su yolu. Sel yolu."

Yol ile ilgili Atasözü, Deyimler, Birleşik Sözler veya Fiiller

  • Ses yolu: Sesin oluşması için akciğerlerden gelen havanın gırtlak, burun veya ağızda izlediği yol. Bir ses kuşağında yer alan, ses titreşimlerinin görüntülerini taşıyan bir veya birkaç dar yol.
  • Yol bel: Geçilen yer, yol.
  • Yol tepmek: çok uzun bir süre yürümek.
  • Tıngırı yolunda: Kazancı iyi.
  • Yolgeçen hanı: "Girip çıkanı, geleni gideni çok ve belirsiz olan yer" anlamında kullanılan yolgeçen hanı gibi deyiminde geçer.
  • Geçim yolu: Yaşamak için gereken kazancı sağlama aracı veya çaresi.
  • Yol erkân: Usul, yöntem, davranış bilgisi.
  • Yol ağzı: Bir yolun başka yollarla kesiştiği yer. Bir yolun başlangıcı.
  • Yol kilimi: Dar ve uzun olarak dokunmuş kilim türü.
  • Yol gözlemek: bir şeyin olmasını ummak. bir kimsenin gelmesini beklemek.
  • Altı yol: Altı yolun birleştiği yer.
  • Kara yolu: Yerleşim merkezlerini birbirine karadan bağlayan yol.
  • Yol işareti: Yarış yolunda, yol gösteren oklar veya levhalar.
  • (bir yerin) yolunu tutmak: o yere doğru gitmeye başlamak.
  • Yola gelmek (veya yatmak): istenilen biçimde davranışı kabullenmek, düzelmek, uslanmak.
  • ... yoluna: ...
  • Yol boyu: Kara yolunda kenar. Yolculuk süresi.
  • Çevre yolu: Şehir trafiğini aksatmamak amacıyla yerleşim yerinin dışından geçen ve şehir yollarına bağlanan ana yol.
  • Yol şaşmak: yol çatallaşıp karışmak.
  • Yola dizilmek: yol kenarında sıralanmak.
  • Yol iz bilmek: gideceği yolu ve yeri bilmek. görgülü davranmak.
  • Yolunu değiştirmek: gittiği yoldan ayrılarak başka yola geçmek.
  • Yoldan çıkmak: belli bir yol izleyen taşıtlar herhangi bir sebeple yolundan ayrılmak, gitmez olmak. doğru yoldan ayrılmak.
  • Yol kesmek: geçmesine engel olmak, durdurmak. ıssız yerlerde soygunculuk yapmak. motor vb. hızını azaltmak, devrini düşürmek.
  • Orta yol: Çözüme açık, herkes tarafından kabul edilebilir olan davranış ve tutum.
  • Boru yolu: Boru hattı.
  • Yolları ayrılmak: iki kişi veya topluluk arasında görüş, düşünce ayrılığı ortaya çıkmak, ayrı görüş ve düşünceleri benimsemek.
  • Yolları tutmak: geçecek kimselere engel olmak, bırakmamak.
  • Yola çıkmak: araca binmek üzere yolüstünde durmak. bir yere varmak için bulunduğu yerden ayrılarak yolculuğa başlamak, harekete geçmek. herhangi bir şeyi esas almak, oradan başlamak.
  • Çakıl yol: Çakıl taşı ile döşenmiş yol.
  • Bisiklet yolu: Trafikte bisikletlerin gitmesine ayrılmış, dar yol.
  • Kötü yol: Yanlışlık, uygunsuzluk. Yasa dışılık.
  • Tercihli yol: Trafikte ana yolların kenarında veya ortasında bulunan, belirli araçlara ayrılmış özel yol.
  • Yol azığı: Yolluk.
  • Yola getirmek: birinin bir konudaki ters tutumunu düzeltmek.
  • Yol yapmak: yol oluşturmak. kandırmaya çalışmak, avutmak.
  • Keyfi yolunda: Keyfi yerinde.
  • Yolu açık olmak: bir iş, önünde engel olmamak.
  • Yol bulmak: çare bulmak.
  • Yol yordam: Uygun olan davranış biçimi, adap, adap erkân.
  • Yol almak: yolda ilerlemek.
  • Duble yol: Bölünmüş yol.
  • O yolda: Öyle, o gidiş ve düzenle.
  • Suyolu: Sutaş. Bazı kâğıtların dokusunda bulunan, ışığa tutulduğunda görülebilen çizgi, resim veya yazı, filigran. Kâğıt üzerine konulan noktaların aralarını çizgilerle birleştirerek oynanan bir çocuk oyunu.
  • Yolunu kesmek: engel olmak, engellemek.
  • Yolunu sapıtmak: doğru yoldan ayrılmak, kötü yola sapmak.
  • Yol açmak: yol yapmak. kapanmış olan yolu geçilir duruma getirmek. kalabalık bir yerde genellikle saygıdeğer bir kişinin geçmesi için insanları kenara çekip yol vermek. bir olayın sebebi olmak. davranışlarıyla başkalarına örnek olmak.
  • Yol vermek: geçmesine izin vermek. hızını artırmak. işten çıkarmak, işine son vermek.
  • Yol halısı: Yolluk.
  • Hacılaryolu: Samanyolu.
  • Yoluna baş koymak: bir amaca yönelmek, bütün varlığıyla kendini vermek.
  • Yol yol: Çizgiler biçiminde, iplik iplik.
  • Yoluna çıkmak: karşılamaya gitmek. yolda karşısına çıkmak.
  • Yol uğrağı: Geçerken uğranılan, yanından yol geçen yer, uğrak, çiğnek.
  • Köprü yol: Vadi veya ırmak üstünden demir yolu veya kara yolunun geçişini sağlayan, ayaklar üzerine oturtulmuş, yüksek ve uzun köprü, viyadük.
  • Yoldan (veya yolundan) kalmak: gidilmek istenen yere gidememek.
  • Gözü yolda: Sürekli bir şeyi bekleyen (kimse).
  • Yolunu beklemek (veya gözlemek): gelmesini beklemek.
  • Yaya yolu: Sadece yayaların kullanmasına ayrılan yol.
  • Koşu yolu: Sağlıklı yaşam için orman içlerinde veya yol kenarlarında özel olarak düzenlenmiş, şerit hâlinde toprak yol.
  • Yolunu kaybetmek: hangi yoldan gideceğini bilememek.
  • Uzak yol kaptanı: Her türlü büyüklükteki gemiyi Kızıldeniz ve Cebelitarık dışında kullanma, çalıştırma yetkisine sahip kaptan.
  • Yollara dökülmek: kalabalık hâlde yolda olmak.
  • Yolkesen: Yolda engelleme yapıp soygun düzenleyen.
  • Yol ayrımı: Yolların birbirinden ayrıldığı yer.
  • Yola gitmek: yolculuğa çıkmak.
  • Yol göstermek: kılavuzluk etmek, yolu bilmeyene anlatmak, tarif etmek. ne yapılacağını, nasıl davranılacağını öğretmek.
  • Yol tutmak: bir yoldan kimseyi geçirmeyecek biçimde düzen kurmak.
  • Yol gitmek: yolda ilerlemek.
  • Açık yol: Liman giriş ve çıkışlarında teknelerin kullanabilecekleri, sancak ve iskele şamandıralarıyla işaretlenmiş serbest yol veya kanal.
  • Yoluna can (veya canını) vermek: birinin uğruna ölmek.
  • Hacıyolu: Samanyolu.
  • Yola vurmak: yolcu etmek, uğurlamak. yola koyulmak.
  • Yoluna sapmak: başvurmak.
  • Yol parası: Yolculuk sırasında harcanmak için ayrılmış para.
  • Deniz yolu: Deniz taşıtlarının izlemek zorunda oldukları yol.
  • Yargı yolu: Mahkemeye başvurma hakkı, muhakeme usulü.
  • Yolu (veya yolunu) şaşırmak: yanlış yola sapmak.
  • (bir şey) yolunda görünmek: sorunsuz olduğu anlaşılmak.
  • Yolbul: Yol ve belirlenen yeri bulma işi, navigasyon.
  • Yolunu yapmak: bir işin istediği gibi olması için uygun zemin hazırlamak.
  • Yol aramak: çare bulmaya çalışmak.
  • Diplomatik yol: Diplomasi alanında tutulan yöntem, belirlenen tarz.
  • Yola (veya yollara) düşmek: yola çıkmak, yol almaya başlamak.
  • Ekspres yol: Taşıtların hızlarını kesmeden gidebileceği genişlikte, gidiş ve geliş yönleri bölünmüş yol.
  • Sidik yolu: İdrar yolu.
  • Yol evladı: Yolculuk sırasında arkadaşlık eden kimse.
  • Yan yol: Otoyolların kenarında, yerleşim alanları arasında gidiş gelişi sağlayan, ayrılmış özel yol.
  • Stabilize yol: Kum, çakıl veya mucur ve bağlayıcı olarak kil karışımıyla yapılan, silindirle sıkıştırılan yol.
  • Demir yolu: Lokomotif, vagon vb. demir tekerlekli taşıtların üzerinde hareket ettiği, paralel iki ray döşenerek yapılan bir yol türü, tren yolu, demir hat. Bu yolla yapılan taşımacılık sistemi.
  • İdrar yolu: İdrar torbaları ve siyeğin ortak adı.
  • Döl yolu: Döl yatağının ağzından dışarıya doğru uzanan yol, vajina.
  • Yolunda gitmek (veya yürümek): olumlu gelişme göstermek.
  • Yolüstü: Yolun hemen kenarı.
  • Hava yolu: Hava taşıtlarının uçuş sırasında izlemeye zorunlu oldukları yol.
  • Kısa yoldan: Uzatmadan, süreyi geçirmeden. Kesin bir biçimde.
  • Yolu almak: yolun sonuna varmak.
  • Yol yorgunu: Yoldan geldiği için yorulmuş kimse.
  • Açısal yol: Hareket eden cismin birim zamanda gözlemciye göre aldığı yol.
  • Tam yol: Çok çabuk, yüksek hızda, süratli.
  • Yolunu bulmak: yasal olmayan yollardan kazanç sağlamak.
  • Doğru yol: Her türlü kötülükten uzak olan tutum, hak yolu.
  • (bir şeyin) yolunu tutmak: o yere doğru gitmeye başlamak.
  • Yol çizmek: bir konuda plan yapmak.
  • Seğirdim yolu: Kale bedenlerinde korunmalı yol. Han odaları önündeki dar yol.
  • Çıkar yol: Güç durumlarda insanı başarıya ulaştıran, kurtaran davranış, çözüm yolu, çare.
  • Yolun açık olsun: "yolda bir engelle, bir kazayla karşılaşmamanı dilerim" anlamında yolculara söylenen bir iyi dilek sözü.
  • Bir yol: Bir kez, bir defa.
  • Ayakyolu: Tuvalet.
  • Otoyol: Hızlı bir trafik akımı sağlamak amacıyla yapılan, çok şeritli, çift yönlü, geniş yol, otoban.
  • Çözüm yolu: Bir güçlüğü giderme çaresi, hal çaresi.
  • Yola revan olmak: yola çıkmak.
  • Dört yol: Dört yönden gelen yolların birleştiği yer.
  • Tahsisli yol: Belediyece görevlendirilmiş toplu taşıma araçları için kentin ana caddelerinde ayrılmış yol şeridi.
  • Sıçan yolu: Lağım yolu veya buna benzer yer altı yolu.
  • Ana yol: Çevredeki yolların kendisine açıldığı geniş yol, cadde, ana hat.
  • Bölünmüş yol: Gidiş ve geliş yönü bariyerlerle ayrılmış yol, duble yol.
  • Yol yakınken: sezilen veya beliren kötü duruma düşmeden.
  • Harezmi yolu: Algoritma.
  • Yolunu bilmek: yöntemini biliyor olmak.
  • Çıkış yolu: Çözüm.
  • Samanyolu: Açık gecelerde gökyüzünde boydan boya görülen uzun, bol yıldızlı, ışıklı şerit, Gökyolu, Hacılaryolu, Hacıyolu, Kehkeşan, Samanuğrusu.
  • Yola (veya yoluna) koyulmak: yola düzülmek.
  • Kısayol: Bilgisayarda herhangi bir programa kestirmeden ulaşmayı sağlayan komutu içeren simge.
  • Yolbil: Taşıtlarda belirlenen noktaya ulaşmak için yön bulmayı sağlayan aygıt, navigatör.
  • Dikenli yol: Zorluk, sıkıntı ve üzüntü ile dolu olan süreç.
  • Yol kardeşi: Yol kardeşliği kuran iki ailenin fertlerinden her biri, musahip.
  • Uzun yol şoförü: Uzun yol sürücüsü.
  • Su yolu: Künk veya demir boru ile yapılmış oluk.
  • Gökyolu: Samanyolu.
  • (bir yeri) yol etmek: o yere sık sık gitmek.
  • Yoldan çevirmek: gideni durdurmak, gitmesine engel olmak.
  • Yoluna koymak: istenilen biçime getirmek, düzene koymak.
  • Yol görünmek: gitmek gerekmek.
  • Cinyolu: Tarlaların arasında görülen verimsiz topraklar.
  • Uzun yol sürücüsü: Uzun mesafeli yollarda ağır vasıta kullanan sürücü, uzun yol şoförü.
  • Keçi yolu: Patika.
  • Hak yolu: Doğru yol.
  • Yol yürümek: yolda gitmek.
  • Yolu açmak: yolda geçişi önleyen engelleri kaldırmak.
  • Yol harçlığı: Bir kimseye yolculuk sırasında kullanması için verilen para. Yolculuk sırasında kullanılacak para.
  • Yolu düşmek: bir yerden geçmesi gerekmek.
  • Yol vurmak: yol kesmek.
  • Yol haritası: Belirli bir konuda amaca ulaşmak için yapılması gereken işler bütünü.
  • Yoluna girmek: istenilen, gerekli olan biçimde gelişmeye başlamak.
  • Tali yol: Ana yola bağlanan ve trafik bakımından daha az yoğunluğu olan yol.
  • Tek yönlü yol: Üzerinde trafiğin yalnız bir yönde hareket edebildiği kara yolu.
  • Yola düzülmek: gidilecek yere doğru yola çıkmak.
  • (birinin) yoluna bakmak: beklemek.
  • Kaçamak yol: Kişinin bir sorundan kendisini kurtarmak için gelişigüzel ileri sürdüğü özür.
  • Yoldüzler: Dozer.
  • Yolda kalmak: kaza, doğal afet vb. sebeplerden olayı yolda ilerleyememek, gideceği yere varamamak.

Yol hakkında resimler
(Resimleri Göster)

Yol ile ilgili diğer yazılar

 
 
Forumlar okunmak ve paylaşmak içindir...

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Yol nedir? Yol ne demek? hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Yol nedir? Yol ne demek? siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com