Yusuf İMAMAOûLU’nu unutmadık. (8.HAZİRAN.1970)

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 
Yusuf İMAMAOĞLU’nu unutmadık. (8.HAZİRAN.1970)

YUSUF İMAMOĞLU





Ülkücü şehit Yusuf İmamoğlunu birkez daha şükran ve minnetle anıyoruz.




Bulgaristan göçmeni bir ailenin çocuğuydu. Ailece Bursanın İnegöl kazasında oturuyor, İstanbul Edebiyat Fakültesi Coğrafya bölümü son sınıfta okuyordu.

Fakülteye sokulmayan Ülkücü Yüksek Öğretmen Okulu öğrencilerinin karnelerini imzalatmak üzere okuluna gittiğinde, Vural Yıldırımoğlu, Yusuf Kayabaşı, Ali Menekşe, Feridun Şakar ve Vahram Apik isimli komünist anarşistlerin öncülüğünü yaptığı silahlı grubun yaylım ateşine maruz kalarak ağır yaralandı.

Okulun dışında gruplar halinde toplanan komünist militanlar, ambulansı içeri sokmadıkları için hastahaneye zamanında götürülemeyerek kan kaybından şehit düştü. (8 Haziran 1970)

Cenazesi, Bursa Emirsultan Mezarlığına defnedildi. (Yanında diğer şehit arkadaşları vardır)(yusufiyeli)




Şehit olduğu zaman cebinden 35 kuruş para çıkmış ve otopsi sırasında da üç gündür hiç bir şey yememiş olduğu tesbit edilmişti…



8 HAZİRAN 1970, YUSUF İMAMOĞLUDA ŞEHİT DÜŞTÜ...

"Yusuf İmamoğlu Türk İslam davasının ne ilk, ne de son şehididir. Aziz şehidimiz Yusuf İmamoğlunun ve diğer şehitlerimizin hesabı bir gün sorulacaktır." Başbuğ Türkeş (8 haziran 1970 Marmara Öğrenci Lokali)

İstanbul Ülkü Ocaklar Birliğinin önde gelen alperenlerinden olan İmamoğlu, yiğitliği, gözüpekliği, komandoluğuyla tanınmış ülkücü öğrenci Yusuf İmamoğlu, 8 Haziran 1970 günü komünistlerin işgali altında bulunan Edebiyat Fakültesinin koridorlarında silahlı kızıl bir çetenin saldırısı sonucu aldığı kurşun yaralarıyla şehit düşüyordu.

Şehit İmamoğlunun yapılan otopsi raporundan 24 saattir yemek yemediği açıklanıyordu. Cebinden ise 35 kuruş para çıkıyordu. O ne burjuva bir ailenin sosyetik çocuğu, ne de Amerikan ve yabancı kolejlerde okuyan batı kültürüyle yetişmiş fakirlik ve fukaralık edebiyatı yapan sosyalistlerin züppe çocuğuydu. O Bulgaristandan Türkiyeye gelen yoksul bir ailenin evladıydı.

İmamoğlunun şehit düşmesini müteakiben binlerce ülkücü öğrenci İstanbul sokaklarında protesto gösterilerinde bulundu.

Yusuf İmamoğlunun şehid edildiği günün akşamı MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş Marmara öğrenci yurdunda bir konferans vermiş ve Yusuf İmamoğlunun şehadetine temasla; "Yusuf İmamoğlu Türk İslam davasının ne ilk, ne de son şehididir. Aziz şehidimiz Yusuf İmamoğlunun ve diğer şehitlerimizin hesabı bir gün sorulacaktır." demişti.

İki bini aşkın dinleyice hitap eden Türkeşin konuşması sık sık "Kan... Kan... İntikam... İntikam..." sözleriyle kesilmiştir. Türkeş bu sözlere karşılık; "Komünistler milliyetçi bir gencimizi daha kahpece öldürdüler. O, Türk Milletinin edebiyete kadar intikal etmesi davasını savunan bir gençti. Davası uğrunda, vatan ve millet yolunda şehit oldu. Bizim innaçlarımıza göre, o, en yüksek mertebe olan şehitlik mertebesine ulaştı. Dün benim bir Yusufum vardı. Bu gün hepiniz Yusufumsunuz. O, bu din için millet için bu vatan için öldü. Ona kurşu sıkan ellere, ona fırsat veren kafalara lanet olsun." demişti.


Devlet Gazetesinin Şehit İmamoğlunu kapak yaptığı 15 Haziran 1970 tarihli, 63. sayısı




YUSUF İMAMOĞLU

Emine Işınsu, Devlet, 15 Haziran 1970, Sayı : 63

600 yıl süren o muhteşem destanın dirilmeğe başladığı yeşil Bursamızdanmış: İnegöl kasabasında doğmuş. Öyle de fakirmiş ki, su satarak okumaya çalıştığı zamanlar bile olmuş... Yüreğinin bir köşesinde Kara Osman Beyin akıllığını ve Sultan Muratın merhametini yerleştirmiş. Millet düşmanları Onu, altı aydan beri hep tehdit edermiş, yine de silah taşımazmış. Öldürüleceği sık sık aklından geçermiş ama, vurmağa kıyamazmış....

Henüz gencecikti, taze bir fidan gibiydi; büyüyecek, kocaman bir çınar olacaktı. Bırakmadılar! Şimdi yüreğime kurşun misali bir ağırlık çkmüş, çaresizliğimin acısında boğulacak gibiyim. Önümdeki kağıda da, kalemimin ucunda çırpınan kelimelere de kahrediyorum. Emine bacısı, İmamoğlu kardeşinin şehitliğine ağıt yazacak ama neye yarar ki! Memleketin yüksek mefaatları diyoruz; kardeş kavgası felaket getiri, diyoruz; "siz de vurun!.. demeğe dilimiz varmıyor!" Peki, ne yapacağız? Milletimizin belki de son umudu genç yiğitlerin yıkılışlarını seyrederek zaman mı tükedeceğiz? Ve yaşamaktan utanmıyacak mıyız?

Doğrudur tabii, kardeş kavgası felaket getirir. İyi ama, "kardeş" nerede ki! Yusuf İmamoğluna kıyanlar, bırakın kardeşliği, herhangi bir düşmanın haysiyetinden bile uzaktırlar! İmamoğlunun şehit düşmesi olayında öyle müthiş bir hainlik var, öylesine anlaşılmaz ve anlatılamaz. Bir kin var ki, vahşetin her türlüsünü mumla aratır. Gazetelerde okuduğum vakit inanmak istememiştim; sonra araştırdım, meğerse doğru imiş: İmamoğlu, hemen ölmemiş. Çevresinde yavaş yavaş büyüyen bir kan gölcüğü yatıyormuş. Hastaneye haber salınmış, derhal ambulans göndermişler ve birileri çıkmış, fakültenin kapılarını tutmuş, ambulansın yanına gitmiş, can kurtarmaya gelenleri önce paylamış, sonra da kovmuşlar! "Kim çağırdı sizi, demişler, ihtiyacımız yok, dönün!" Ve yiğit Yusuf, öz vatanın da garip Yusuf, kanını tükete tükete dünyasını değiştirmiş. Canavarlık mı bu o bile değil! Çirkin, küçültücü, insanı insanlığından utandırıcı bir şey!

Affet beni Allahım, kulun böylesini niye yarattın! Ölmenin vazife öldğrmenin hak sayıldığı tek yer savaş meydanlarıdır. Ve savaşta, yaralı düşmana silah çekilmez, hemen tedavisine koşulur. Sağlık ekiplerinin yardımını önlemek savaş kanunlarında bile suçtur. Ve İmamoğluna yapılanlar, aslında açık bir işarettir. Beyni yıkanmış bir zümrenin, insanlık ölçülerinde tamamen saptığını gösterir. İmkan ve fırsat buldukları vakit, Lenin ve Mao sosyalizmi ardına nasıl bir kavga vereceklerini gösterir. Ders bir değil çoktur, gizli değil, açıktır. İbret almakta gecikilmesine tahammül yoktur.

İmamoğlunun artık bize ihtiyacı kalmamıştır. Şimdi o, Bir hilal uğruna" batan "güneşler"in yanındadır. Şehit kardeşi Süleyman Özmenle eleledir. Yüreğimizdeki acı Süleymanlardan, Yusuflardan gelir ama, endişemiz cümle Bozkurtlar içindir; Türklüğün son bağımsız kalesi bu mübarek topraklar içindir... Gayri söze ne hacet..."

İmamoğlu, ülküdaşlarının tekbir sesleri eşliğinde araba vapuruyla Bursadaki ebedi istiratgahına uğrlanırken...

Türk - İslam davasının yılmaz bir eri olan Yusufu da vurdular. Hemde kahpecesine, alçakcasına arkadan vurdular. Yusuf gençti, güzeldi, bilgiliydi ve herşeyden evvel Hak yolunun savaşçısıydı. Yusuf Allaha inanıyordu ve Türktü. İşte bütün suçu buydu rahmetli kardeşimizin. Bunun içinde Türk olmayan, Allaha inanmayan komünist kürtçü piçler tarafından şehit edildi.

Yusuftan evvel bir Bahrettin Dedeşan, Mustafa Kahraman, Kenan Ertürk, Mustafa Bilgi, Ruhi Kılıçkıran ve Süleyman Özmende şehit edilmişti. Tam 7 şehit verdik. Onlar canlarını vererek, vatana ve Allaha karşı borçlarını ödediler. Ya biz ne yaptık?

Müslüman Türkoğlu düşün bunu hemde çok iyi düşün!... Cevap ara!...kendi kendine ver, bu sualin cevabını. Hiç olmazsa vicdanının sesini dinle!...

Büyük Türk Milleti
Sözde bağımsızlık ve demokrasiden yana olduğunu söyleyen anarşist komünist uşakların kurşunlarına hedef olan Yusuf İmamoğlunun suçu nedir: Türk ve müslüman olması, Türk milletini, vatanını çok sevmesi, okuyup milletine ve vatana faydalı olabilmek arzudur.

Biz Türk Milliyetçisi Ülkücü Gençlere sıkılan bu kurşunlar aslında Türk Milletine atılmıştır. Bu anarşist çapulcuların sıktığı ilk kurşun değildir. İçindeki Türklük ve islam ateşi alevlenmedikçe bu kurşunlar devam edecektir."




Ankara Ülkü Ocakları Birliği
Haziran 1970

AZİZ MİLLETİM

5 Haziran 1970 Pazartesi günü Edebiyat Fakültesi asistanları odası eli silahlı komünist anarşitler tarafından tecavüze uğramıştır. Bir doçent ve iki silahlı arkadaşımız silahla tehdit edilerek hırpalanmış, dersine girilen bir profesör de hırpalanarak yaka paka dışarı çıkarılmıştır. Bu tecavüzleri haber alan öğrenciler koridorda kaçışmışlardır. Ancak koridorun iki tarafından ateş eden komünistler asistanlar odasının kapısı önünde duran YUSUF İMAMOĞLU adındaki öğrenciyi başından vurarak şehit etmişlerdir. Yaralı öğrenci koridorda 23 dakika kanlar içinde yatmış, komünistler ambulansı içeri bırakmamışlardır. Silahlar patlar patlamaz polise ve valiye telefon edilip yardım istendiği halde ancak birbuçuk saat sonra polis gelebilmiştir. Bu yüzden mütecavizler silahları ellerinde olduğu halde komünist marşlar söyleyerek uzaklaşmışlardır. Biz bu hain manzarayı Türk Milletine, kendimizi tamamıyla yalnız ve himayesiz hissedildiğimizi esefle ilan ediyoruz. Ne devlet kuvvetleri ne de adliye bizim can emniyetimizi temin edememektedir. Kahraman Milletimizi kendisine bağlı evlatlarını müdafaaya davet ediyoruz.


UNUTMAK İHANETTİR  ( Yusufiyeli Cengiz Akyıldız )


İmamoğlunun şehadetinden sonra Edebiyat Fakültesi asistanları Cumhurbaşkanına, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğine ve Genel Kurmay Başkanına aşağıdaki telgrafı çekmiştir.

"Komünist anarşistlerle, Kürtçüler bugün Edebiyat Fakültesine baskın yaparak bir öğrenciyi daha şehit etmişlerdir. Yaralı öğrenci koridorda 25 dakika kanlar içinde yattığı halde silahlı zorbalar ambulansı dahi içeri bırakmamışlardır. Hocalar da odalarında kurşunların tehdidi altında iki saat mahsur kalmışlardır. Müteaddit müracatlarımıza rağmen polis ancak silahlı mütecavizler kaçtıktan birbuçuk saat sonra gelebilmiştir. Durumu arz eder, devletin bizim can emniyetimizi sağlanmasını dileriz. Saygılarımızla."



İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Asistanları
Haziran 1970



Unutturacaklarmış benliğimizi,
Kundaklayacaklarmış kimliğimizi,
Yeniden göstermek için varlığımızı,
Haydi yiğit! Haydi yeni akına!
Ülkümüzün cihan varsın farkına!

Kurana rehber diye sarıldık,
Eğilmedik, düştük öldük, kırıldık,
Ne yazık düşmanı dışta bilirdik,
Haydi yiğit! Haydi yeni akına!
Ülkümüzün cihan varsın farkına!

Elimizi Haktan yana açarak,
Zafer ışığını coşup saçarak,
Maziden atiye bir yol açarak,
Haydi yiğit! Haydi yeni akına!
Ülkümüzün cihan varsın farkına!

İmamoğlu getir bu aşkı dile,
Atıver kendini şu coşkun sele,
Kimbilir kaç yürek çarpar seninle,
Haydi yiğit! Haydi yeni akına!
Ülkümüzün cihan varsın farkına!







Bayrağım
Binlerce Şehidin kanıdır Bu Renk,
Hiç biri olmaz benzerin dengin
Ne güzel yakışmış nazlı ahengin
Dalgalan sen benimsin ey nazlı hilal.

Aşık sana ülkücü şanlı bayrağım,
Tüm dünya ya dikmek hayalim,
Rabbim nasip eyle yetsin mecalim
Dalgalan üstümüzde ey üç hilal im..

Uğrunda binlerce şehitler verdik,
Gururla idam sehpalarına gittik,
Ölümle eylenen tunç yürekleriz
Dalgalan üstümde ey ay yıldızım…

Türk ün Bayrağını Turan a dikeyim,
Vurulup düşsemde dimdik durayım,
Ya rab,ben şehitlerime varayım,
Ebedi yurdumda dalgalan benim….

Arzu eder;Cengiz böyle ölmeyi
Rabbim nasip eyle şehit olmayı
Öldüğüm zaman da o nu görmeyi
Üstüme örtünüz ÜÇ Hilalimi….
Yusufiyeli Cengiz Akyıldız


Ona Yanarim
Türk’üm, Müslüman’ım elhamdülüllah
Anamın, kızımın ırzına geçeni,
Türk’e kurşun sıkıp hedef göstereni,
Vatan’ımı üç beş kuruşa satanı,
Vurmadan ölürsem ona yanarım…

Bu vatanı satanı,satıp ta İhanet yapanı,
Brüksel yolunda kalleşlik yapanı,
Gecenin karanlığında oğluma kurşun sıkanı,
Türk’lük, turan yolundan sapanı,
Vurmadan ölürsem o na yanarım….
Yusufiyeli Cengiz Akyıldız

DÜNYA DÖNDÜKÇE ÜLKÜCÜ ŞEHİTLERİM İLELEBET YAŞAYACAK.
UNUTMAK İHANETTİR.
 
 

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Yusuf İMAMAOûLU’nu unutmadık. (8.HAZİRAN.1970) hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Yusuf İMAMAOûLU’nu unutmadık. (8.HAZİRAN.1970) siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com