Yüz nedir? Yüz ne demek?

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 

Yüz nedir? Yüz ne demektir?

Yüz kısaca anlamı, tanımı:

  • Utanma.
  • Yüzey.
  • Kesici araçlarda ağız.
  • Kere, kat vb. kelimeler ile birlikte kullanılarak yapılan işin çokluğunu abartılı bir biçimde anlatan söz
  • Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm, sima, çehre, surat.
  • On kere on, doksan dokuzdan bir artık.
  • Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret.
  • Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı.
  • Bir kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü.
  • Bir yapının dışa bakan düşey yüzeylerinin her biri.
  • Nedeniyle, sebebiyle.
  • Bir şeyin görünen bölümünde kullanılan kumaş.
  • Yan, taraf.
  • Yorgana ve yastığa geçirilen kılıf.
  • Bu sayıyı gösteren 100 ve C rakamlarının adı.

"Yüz" cümle içerisindeki kullanımı

  • "Ön yüz. Yan yüz. Arka yüz."
  • "Suyun yüzünde."
  • "Bu yüzden Fuat Köprülü ile çatışmaya başlamışlardı gazetelerde." - Y. Z. Ortaç
  • "Bıçağın keskin yüzü."
  • "Bir güzel çocuk yüzüyle gülümsüyor." - S. F. Abasıyanık
  • "Hikmet Bey'in kurum ve edası, her zamankinden belki yüz kat üstündü." - S. M. Alus
  • "Yorgan yüzü. Kanepenin yüzü."
  • "Ne yüzle? Yüzü olmamak."
  • "Adamda yüz yok ki!"

Yüz ile ilgili Atasözü, Deyimler, Birleşik Sözler veya Fiiller

  • Yüz verince astar istemek: kendisine gösterilen küçük bir ilgiden şımararak geniş yetki elde etmeye, daha çok yarar sağlamaya çalışmak.
  • Yüzü kızarmak: utanmak.
  • Yüz kızdırmak: utanmayı göze almak.
  • Yüzüne bakılmaz olmak: çok çirkin olmak.
  • Yüz yüze: Karşı karşıya, vicahen.
  • Yüzü kireç kesilmek: yüzünde renk kalmamak.
  • Yüzüne kan gelmek: sağlığı yerine gelmek, benzinin solgunluğu geçmek.
  • Yüzüstü: Yüzü yere gelecek biçimde, yüzükoyun. Başlanmış fakat tamamlanmamış bir durumda.
  • Yüzükoyun: Yüzüstü.
  • Yüzünün derisi yere geçmek: yüzü yere gelmek.
  • (birinin)  yüzünü gözünü açmak: bir çocuğa veya gence o zamana kadar bilmediği birtakım cinsel bilgiler vermek.
  • Yüzü yumuşak: Kendisinden istenilenleri geri çeviremeyen (kimse).
  • Arka yüz: Bir şeyin arkada kalan yüzü.
  • Ters yüz: Gerisin geriye, ters yüzü.
  • Yüz vermemek: ilgi, yakınlık göstermemek. önemsememek.
  • Yüzünüze güller: iğrenç bir şey anlatılırken söylenen bir söz.
  • Yüze vurmak: yüzüne vurmak.
  • Yüz takınmak: yüze verilen biçimle bir duyguyu belirtmek.
  • Yüz kaplama: Genellikle sert ve orta sert ağaçlardan biçilerek veya kesilerek elde edilen, kontratabla veya yonga levhalarının yüzlerine yapıştırılarak kullanılan, güzel desenli bir kaplama türü.
  • Paralel yüz: Her yüzü bir paralelkenar olan biçme.
  • Yüz surat davul derisi (veya mahkeme duvarı): utanması olmayanlar için söylenen bir söz.
  • Yüzü kasap süngeriyle silinmiş: "utanmayan, utanması sıkılması olmayan" anlamında kullanılan bir söz.
  • Yüzünden düşen bin parça olmak: öfke veya küskünlükten ileri gelen can sıkıntısıyla suratı asık olmak.
  • Şu yüzden: Şundan dolayı.
  • Yüzünü yere getirmek (veya geçirmek): utandırmak, mahcup duruma düşürmek.
  • Eli yüzü düzgün: Yüzüne bakılır, güzel (kimse).
  • Yüz ölçümü: Bir yerin veya bir şeyin yüzeyini ölçme, mesaha. Bu ölçme sonunda ortaya çıkan miktar, mesaha.
  • Güler yüz: İçten ve yapmacıksız, yumuşak, okşayıcı davranış.
  • İç yüz: Bir şeyin iç tarafı.
  • Yüz geri etmek: geri döndürmek.
  • Yüzü yerde: Alçak gönüllü (kimse).
  • Yüzüne hasret kalmak: birinden veya bir şeyden yoksun kalmak, özlemek.
  • Yüzünü buruşturmak (veya ekşitmek): yüzüne öfke ve hoşnutsuzluk gösteren bir biçim vermek.
  • Yüzü asılmak: somurtmak.
  • Yüzü kalmamak: bir kimseden daha önce birçok ricada bulunduğu için yeni bir şey istemeye sıkılmak.
  • Yorgan yüzü: Yorganı kirden ve dış etkilerden korumak için kumaştan yapılan yüz.
  • Yüz sürmek: aşırı sevgi göstermek için yere eğilmek.
  • O yüzden: Ondan dolayı.
  • Yüzü yere gelmek (veya geçmek): çok utanmak.
  • Yüzüne tükürseler yağmur yağıyor sanır: çok arsız ve onursuz kimseler için kullanılan bir söz.
  • Yüzbeşlik: Topçulukta ağır bombardımanda kullanılan bir top türü.
  • Yüzbaşı: Orduda rütbesi üsteğmenle binbaşı arasında olan subay.
  • Yüzü kireç gibi olmak (veya ağarmak): yüzünde renk kalmamak, rengi solmak.
  • Yüzü olmamak: bir şeye dayanamamak. cüret ve cesareti olmamak. utanmak.
  • Yüzünün derisi kalın: utanması, arlanması olmayan.
  • Yüz çevirmek: gösterdiği ilgiyi kesmek.
  • Yüz kiri: Yüz karası.
  • Yüze soğurma: Bir gazın veya sıvının, bir katının içine yüzeysel olarak girmesi, soğrumsama.
  • Yüzünden okumak: ezbere değil, yazılmış kâğıttan okumak. herhangi bir durumu yüzünden anlamak.
  • Yüz binlik: Yüz bin lira değerinde kâğıt para.
  • Yüz binlerce: Pek çok, çok sayıda.
  • Yüze duramamak: birinin hatırından çıkamamak, birinin hatırını kıramamak.
  • Yüzü ak: Suçu ve utanılacak bir durumu olmayan (kimse).
  • Yüz tutmak: yönelmek. giderek biçim ve renk değiştirmek.
  • Yüzüne bir daha bakmamak: darılıp konuşmamak.
  • Yüzünden akmak: herhangi bir durum yüzünden çok belli olmak.
  • Yüzsuyu: Bir kimsenin onuru, haysiyeti.
  • Yüzü gülmek: sevinci yüzünden belli olmak. feraha kavuşmak. temiz, tertipli duruma gelmek.
  • Yüz etmek: ısmarlamak, havale etmek.
  • Yüz akı: Övünç kaynağı.
  • Yüz görümlüğü: Damadın düğün günü geline verdiği armağan.
  • Yüz yapmak: makyaj yapmak.
  • Yüzüne vurmak (veya çarpmak): ayıplayarak kusurunu yüzüne söylemek.
  • Eli yüzü temiz: Düzgün.
  • Yüzüne bakamaz olmak: utanç, yüreksizlik vb. sebeplerle bir kimsenin karşısına çıkamamak.
  • Kara yüz: Utanç verici, yüz kızartıcı durum.
  • Yüz para: İki buçuk kuruş. Çok az (para).
  • Yüz göstermek: ortaya çıkmak.
  • Çatık yüz: Öfkeli yüz, çatık çehre, çatık surat.
  • Dış yüz: Bir şeyin dışarıdan görünüşü.
  • Arayüz: Bilgisayar yazılımlarının kullanıcı tarafından çalıştırılmasını sağlayan, çeşitli resimlerin, grafiklerin, yazıların yer aldığı ön sayfa.
  • Yüzüne gözüne bulaştırmak: bir işi becerememek, bozmak.
  • Yüzünü kızartmak (veya kızdırmak): bir kimsenin utanmasına sebep olmak, birini utanacak duruma düşürmek.
  • Yüzü asık: Somurtkan, küskün (kimse).
  • Yüzü sıcak olmak: çok sevilmek, hoşlanılmak.
  • Yeryüzü: Yer kabuğu. Dünya.
  • Yüz bulunca astar istemek: yüz verince astar istemek.
  • Yüzüne su çarpmak: yüzünü soğuk su ile yıkamak.
  • Yüzüne yazmak: gelinin yüzünü süslemek.
  • Yüz kızartmak: sıkılarak yalvarmak. utandırmak.
  • Ters yüzü: Ters yüz.
  • Yüzü karışmak (veya allak bullak olmak veya alabora olmak): can sıkıcı bir durum, yüzünden belli olmak.
  • Yüz yazmak: makyaj yapmak. köy seyirlik oyunlarında taklit edilen kişinin özelliklerini belirtecek biçimde yüz boyamak, maske yapmak.
  • Yüz kalıbı: İnsan yüzüne alçı dökülerek alınmış kalıp.
  • Yüzünden kan damlamak: çok sağlıklı olmak, sağlığı yüzünün renginden belli olmak.
  • Yüzünü karartmak: birine sinirlenerek somurtmak.
  • İçyüz: Herkesçe bilinmeyen, anlaşılmayan ve görünenden büsbütün başka olan neden veya nitelik, mahiyet, zamir (II), künh.
  • Yüz kere: Pek çok, tekrar tekrar, çok kez, defalarca.
  • Yüzüne bağırmak: birine öfke ile saygısızca sözler söylemek.
  • Yüzü suyu hürmetine: "birinin veya bir şeyin hatırına veya varlığına değer verildiği için" anlamında kullanılan bir söz.
  • Yüze çıkmak: bir sıvının üst bölümüne çıkmak. belli olmak, açığa çıkmak, belirmek. yüzsüz olmak, şımarmak.
  • Yüzünü gören cennetlik: uzun süre görünmeyen kimseler için söylenen bir söz.
  • Yüzbeyüz: Yüz yüze.
  • Yüzünü duvara yapıştırmak: ilgiyi kesmek.
  • (bir şeye)  yüzü tutmamak: haklı da olsa karşısındakini kıracak bir davranışta bulunmaktan çekinmek. utanmak.
  • Yüze gülmek: yalandan dost görünmek. sevimli, alımlı görünmek.
  • Yüzüne gülmek: dostmuş gibi görünmek. dostluk göstermek, ilgi göstermek, alakalanmak. temizliği, yeniliği dolayısıyla ferahlık vermek.
  • Yüzde yüz: Kesinlikle. Tam olarak.
  • Yüzünü güldürmek: birini mutlu etmek, birine iyilik etmek.
  • Yüz yazısı: Köylerde gelinin yüzüne yapıştırılan telli, pullu süsler.
  • Yüzü gözü açılmak: sıkılmaz, utanmaz bir duruma gelmek. toplumsal ilişkiler kurmaya, çevresini, dünyayı tanımaya başlamak.
  • Yüzünü görmemek: uzun süre görmemek. gereksinim duyulan bir şeyi özlemek, ona hasret kalmak.
  • Yüzü seçilmemek: açıkça tanınmamak, belli belirsiz görünmek.
  • (birinin)  yüzünü ağartmak: beğenilir iş yapmak, iş ve davranışlarıyla yakınlarının övünmesine sebep olmak.
  • Yüze gelmek: çekinmemek
  • Yüz yüzden utanır: "insanlar karşı karşıya geldiklerinde daha kolay uzlaşabilirler" anlamında kullanılan bir söz.
  • Ekşi yüz: Ekşi surat.
  • Yüz kızartıcı suç: İnsanlık onuruna yakışmayan suç.
  • Yüz karası: Utanılacak bir durum veya şey, yüz kiri.
  • Yüz bulmak: ilgi ve yakınlık görmek.
  • Eğri yüz: Asık surat.
  • Yüze gülücü: İkiyüzlü, riyakâr.
  • Yüzüne bakmaya kıyamamak: biri çok güzel olmak.
  • Yüzü suyuna: yüzü suyu hürmetine.
  • Yüzüne duramamak: dayanamamak, bir isteğe hayır diyememek, kıramamak.
  • (birinin veya bir şeyin)  yüzünü unutmak: uzun süre görmemek, varlığına hasret kalmak.
  • Yüzüne bakılacak gibi olmak: çok çirkin olmamak.
  • Yüz sabunu: Yüz yıkamak için kullanılan sabun.
  • (birinin)  yüzü kâğıt gibi olmak: kanı çekilip benzi solmak.
  • Gökyüzü: Atmosferin gözle görünen bölümü.
  • Yüz göz: "Biriyle gereksiz yere, aşırı derecede senli benli olmak" anlamındaki yüz göz olmak deyiminde geçen bir söz.
  • Yüzyıl: Yüzyıllık süre, asır. İçinde yaşanılan zaman. Milat başlangıç alınarak 1-100, 101-200, 201-300 vb. olarak sayılan yüzyıllık dönem.
  • (bir şey)  yüzü görmemek: ...-den yoksun olmak, uzak bulunmak.
  • Yüzü düşmek: somurtmak.
  • (bir şeye)  yüz tutmak: yönelmek. giderek biçim ve renk değiştirmek.
  • Yüzünü kara çıkarmak: birini utandırmak.
  • Yüznumara: Tuvalet.
  • Yüzü soğuk olmak: ürkütücü olmak.
  • Yüzü yazılı kalmak: kullanılmak, yenilmek için hazırlanmışken herhangi bir sebeple olduğu gibi dokunulmadan kalmak.
  • Yüzünü şeytan görsün: sevilmeyen bir kimseye karşı duyulan nefreti belirtmek için kullanılan bir söz.
  • Yüzüne karşı: bir kimsenin kendi önünde ve ondan çekinmeden.
  • Yüz havlusu: Yüzü yıkadıktan sonra kurulamak için kullanılan havlu.
  • Yüzü sararmak: korku, üzüntü, coşku vb. sebeplerle yüzün rengi solmak.
  • Yüzüne bakmamak: önem vermemek, ilgilenmemek. darılmak, gücenmek.
  • Yüzü kara: Utanacak bir durumu olan (kimse).
  • Yüzü pek: Birine söylenmesi güç olan şeyi sıkılmadan söyleyebilen veya kendisinden istenilen şeyleri rahatlıkla geri çevirebilen (kimse).
  • Yüzüne bakılır olmak: çirkin sayılmamak.
  • (bir şeyin)  yüzü açılmak: güzelliği, parlaklığı ortaya çıkmak.
  • (birinin)  yüzünü kızartmak: bir kimsenin utanmasına sebep olmak, birini utanacak duruma düşürmek.

Yüz hakkında resimler
(Resimleri Göster)

Yüz ile ilgili diğer yazılar

 
 

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Yüz nedir? Yüz ne demek? hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Yüz nedir? Yüz ne demek? siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2020 ilgiliFORUM.com