Zulümden kaçan Suriyelileri, zulme geri göndermeyelim

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 
Zulümden kaçan Suriyelileri, zulme geri göndermeyelim

Gülgün Göktan

Dün ilginç bir gelişmeye seyirci olduk. SURİYE'YE, savaşın, zulmün, katliamın, bombardımanın içine doğru, ‘TERSİNE BİR GÖÇ' yaşandı. Reyhanlı saldırıları sonrasında hedef haline gelen Suriyeli mültecilerden bazıları ülkelerine geri dönmeye başladılar.

Neden mi? Çünkü son günlerde toplumun bazı kesimlerinden sık sık Suriyeli sığınmacılara sınırların kapatılmasına ve bu insanların ülkeden yollamasına yönelik çok katı ve sert sesler yükseliyor. “GELDİKLERİ GİBİ GERİ DÖNSÜNLER” diyorlar.

Çünkü Reyhanlı'daki saldırılardan sonra bölgedeki bazı insanlar onları artık orada istemiyor. “GİTSİNLER BURADAN” diyorlar.

Ve işte sırf bu yüzden 250 MASUM İNSAN, göz göre göre, bile bile ölmelerinin, yaralanmalarının, eziyet görmelerinin an meselesi olduğu, ATEŞ ALTINDAKİ ÜLKELERİNE GERİ DÖNDÜLER.

İnanılır gibi değil. Şaşkınlıkla izliyorum. İnsanlar nasıl ve ne zaman bu hale geldiler? Nasıl bu kadar duyarsız, umursuz, vicdansız, bencil ve egoist oldular?

Sıcacık evlerinde, aileleriyle çocuklarıyla güvenlik içinde yaşarken böyle konuşmalar yapmak onlara çok kolay geliyor. Hiçbir tehlikeyle yüz yüze değiller. Onları tehdit eden, öldürmeye yeltenen gözü dönmüş katiller yok çevrelerinde. Bu yüzden işte çok rahatlar. Bu yüzden işte vicdanları kapanmış. Bu yüzden işte düşünemiyorlar. Zihinlerinde canlandıramıyorlar. Bu yüzden işte halden anlamıyorlar.

Sadece “neden bir yabancının derdi benim derdim oluyormuş ki?” diyorlar. “Ona kalırsa, dünyanın her yerinde zulüm gören, ölüm tehdidi altında gören binlerce insan var. Hepsini biz mi kurtaracağız? Böyle bir şey mümkün olmadığına göre, bunlar da kendi başlarının çaresine baksın” diyorlar.

Peki o zaman bunun anlamı nedir? “Bana dokunmayan bin yıl yaşasın!” demek değil midir bu? Zalimliğin, vicdansızlığın, umursuzluğun en şiddetli, en gelişmiş hali değil midir bu?

Sormak lazım bu insanlara: “Sizin çocuğunuz, anneniz babanız Suriye'deki o zulüm ortamında yaşıyor olsaydı, katillerin elinden kaçıp can havliyle sınır kapısına gelip sığınmak isteseydi, o zaman da böyle öfkeyle “Açmayın kapıları, geri dönsünler” diyebilecek miydiniz? Ya da siz orada ateş altında sıkışıp kalmış olsaydınız, tek kurtuluşunuz buraya sığınmak olsaydı, ardınızda eli kanlı katiller olduğu halde “Hayır kardeşim” denip kapılar yüzünüze kapansaydı. Siz yine de en doğru tavrın bu olduğunu mu savunacaktınız? Sakın bunun cevabının “Evet” olduğunu söylemeyin. Emin olun, size tek bir kişi bile inanmaz. Hepimiz çok çok iyi biliyoruz ki, onların yerinde siz olsaydınız, yalvara yakara kendinizi kurtarabilmek için o kapıların açılmasını canı gönülden isteyecektiniz.

İşte böyle. Kendiniz olsa mutlaka ve mutlaka, hiç şüphesiz “sınır kapılarını sığınmacılara” açın diyecekken, başkaları söz konusu olunca, evinizde keyfiniz yerinde; ayağınızı uzatmış çayınızı yudumlarken, umursuzca “Yok kardeşim, biz kendimize yetemiyoruz daha, kimseye bakacak halimiz yok bizim” diye beylik sözler edebiliyorsunuz.

Bir de sadece kendiniz bu fikri savunmakla kalmıyorsunuz, insanları da böyle zalim, umursuz, vicdansız ve duyarsız olmaya teşvik ediyorsunuz.

 

MUHTAÇ OLAN ELİ TUTALIM VE BIRAKMAYALIM!

Nasıl göremiyorlar bu gerçeği: Bu mazlum insanlar can derdinde. Bildiğimiz ‘ölüm-kalım' meselesi. Şaka değil ki bu. Korkudan, dehşetten ne yapacaklarını şaşırmışlar. Can havliyle, sığınabilecekleri güvenli bir yer arıyorlar. Dünyada vicdan sahibi insanların var olduğuna inanıyorlar; bizim kapımıza geliyorlar. Müslüman olduğumuzu, Allah'tan korktuğumuzu, katillerden, zulümden kaçan insanlardan yüz çevirmeyeceğimizi düşünüyorlar.

 

BİZ MÜSLÜMANIZ VE BİZ ZULME RIZA GÖSTERMEYİZ!

Ve bizler böyleyiz de gerçekten de. Allah'tan korkuyoruz, vicdanlıyız, merhametliyiz, zulme rıza göstermeyiz, kendimiz tokken başkasının aç olmasına razı olmayız. Biz güvenlik, rahatlık içinde keyif sürerken, mazlumu aç, açık bırakmayız. Biz bunu İslam ahlakında böyle öğrendik. Bizim milletimizin ana özelliğidir bu; merhametli, vicdanlı, insaniyetli, özveriliyizdir biz...

Başbakanımız ne diyor: “Onlar bizim misafirimiz. Bizi büyük millet yapan zor zamanlarda mazlumların yanında durmamızdır. Kapıları kapatmak duvarlar örmek asla çözüm değildir. Bölgede kardeşlerine kayıtsız kalan bir devlet asla büyük devlet olamaz. Biz dünyanın bebekleri için siyaset yapıyoruz. Biz hesap gününe inanan bir kadroyuz.”

"Siyasetimizde vicdan var, kalp var, akıl var. AK Parti milletin kurduğu partidir. Bu millet misafirperverdir, mazlumun yanındadır. Suriye'de her gün onlarca bebek katlediliyor. “Suriye'den bize ne?” diyenler acaba çocuklarının yüzüne nasıl bakabiliyor. Suriyeli mülteciler gitsin diyenler komşularının yüzüne nasıl bakabiliyor. Biz ırkçı millet değiliz bencil bir millet değiliz. Kim ne derse dersin hakkı savunmaya devam edeceğiz. Görmezden geleceğimize siyaseti bırakır gideriz. Bizim anlayışımız bu. Biz hesap gününe inanan kadroyuz. Bebekler için sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz."

 

MAZLUMUN YANINDA OLALIM!

İşte budur Müslümanın tavrı. Budur Müslümanın ahlakı. Mazlumun yanındadır Müslüman, zulme rıza göstermez.

Kuran ahlakında bu vardır. Mekke'deki eziyet gördükleri için her şeylerini geride bırakıp, zor şartlar altında Medine'ye hicret eden Müslümanları, oradaki müminler en güzel şekilde karşılamışlardı. Hicret eden mümin kardeşlerinin rahatına kendilerinden daha çok önem vermiş ve sahip oldukları her şeyi seve seve onlarla paylaşmışlardır. Kendileri, ihtiyaç içerisinde kalsalar bile, onların rahatını üstün tutmuşlardır. Kuran'da, Ensar adı verilen Medineli Müslümanların, Muhacir olarak adlandırılan Mekke'den hicret eden müminlere karşı gösterdikleri bu üstün ahlak şöyle bildirilir:

 

Kendilerinden önce o yurdu (Medine'yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, HİCRET EDENLERİ SEVERLER VE ONLARA VERİLEN ŞEYLERDEN DOLAYI İÇLERİNDE BİR İHTİYAÇ (ARZUSU) DUYMAZLAR. KENDİLERİNDE BİR AÇIKLIK (İHTİYAÇ) OLSA BİLE (KARDEŞLERİNİ) ÖZ NEFİSLERİNE TERCİH EDERLER. Kim nefsinin 'cimri ve bencil tutkularından' korunmuşsa, işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır. (Haşr Suresi, 9)

 

Öne geçen Muhacirler ve Ensar ile onlara güzellikle uyanlar; Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır ve (Allah) onlara, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur. (Tevbe Suresi, 100)

 

Müslümanlar, kendileri de ihtiyaç içerisinde oldukları halde, ellerindeki imkanları yoksullara, yetimlere ve esirlere veren insanlardır:

 

KENDİLERİ, ONA DUYDUKLARI SEVGİYE RAĞMEN YEMEĞİ, YOKSULA, YETİME VE ESİRE YEDİRİRLER.

"Biz size, ancak Allah'ın yüzü (rızası) için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür."

"Çünkü biz, asık suratlı, zorlu bir gün nedeniyle Rabbimiz'den korkuyoruz."

Artık Allah, onları böyle bir günün şerrinden korumuş ve onlara parıltılı bir aydınlık ve bir sevinç vermiştir.

Ve sabretmeleri dolayısıyla cennetle ve ipekle ödüllendirmiştir. (İnsan Suresi, 8-12)

 

Kuran'daki tüm bu örnekler inanan bir insanın fedakar ahlakını, merhametini, vicdanını gösterir. İşte bizim milletimize de bu yakışır.

Bizim tarihimiz bu ahlakın örnekleriyle doludur. Bizler her zaman mazlumun yanında olmuş, hakkı savunmuş, bu uğurda her türlü fedakarlığı göze almış bir milletiz. Bir ekmek daha az yeriz, ama aç olana da mutlaka yediririz.

Aksi ne demektir? “GİDİN, GERİ DÖNÜN. BİZİM KAPIMIZ SİZE KAPALI” DEMEK, BU İNSANLARA “ZULMÜN İÇİNE, KATİLLERİN ARASINA GERİ DÖNÜN” DEMEKTİR. Onları katillerin eline bizzat teslim etmek demektir.

Bu neye benzer biliyor musunuz? Elini tutsanız kurtarabileceğiniz bir insanın size uzatılmış elini görmezden gelip, elini tutmayıp bile bile onu uçurumdan aşağı atmak gibidir. İmkanınız olduğu halde, bile bile o insanları ölüme zulme terk etmek demektir.

 

MÜLTECİ KARDEŞLERİMİZE KUCAK AÇALIM!

Ve Allah Katında her insan için bunun sorumluluğu vardır. Ve bu büyük bir sorumluluktur. Zulme rıza gösteren, zulme ortak olmuş olabilir. Mazlumu katilin eline bırakan, katile destek olmuş olabilir. Acz içinde yardım isteyenden yüz çevirip yardım etmemek büyük bir günah olabilir.

Allah Kuran'da bu gibi duyarsız ve umursuz insanlara, “Size ne oluyor ki?” diye seslenmiş, “Ne oluyor ki bu “BİZİ HALKI ZALİM OLAN BU ÜLKEDEN ÇIKAR” diyerek yardım dileyen zavallı, muhtaç insanlara, çocuklara, kadınlara, güçten düşmüş, acz içerisindeki insanlara yardım etmiyorsunuz da onlardan yüz çeviriyorsunuz?” buyurmuştur:

 

Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahip) gönder, bize Katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına mücadele etmiyorsunuz? (Nisa Suresi, 75)

 

Ve Allah bize, “Aranızda dünyadaki bu zulmü önleyecek fazilet sahibi, güzel ahlak vicdan sahibi insanlar bulunması gerekmez miydi? diye hatırlatmıştır:

 

Sizden önceki nesillerden onlardan kurtardığımızdan pek azı dışında YERYÜZÜNDE BOZGUNCULUĞU ÖNLEYECEK FAZİLET SAHİBİ KİŞİLER BULUNMALI DEĞİL MİYDİ? Zulmedenler ise, içinde bulundukları refahın peşine düştüler. Onlar, suçlu-günahkarlardı. (Hud Suresi, 116)

 

Allah ‘kendi refahlarının, rahatlarının peşine düşenlerin, zulmedenlerden olduklarını' bildirmiştir.

İşte bizler rahatını düşünüp zulme rıza gösteren bu insanlardan değiliz. Bu nedenle Suriye'deki zulümden kaçıp yardım isteyen, sığınma talep eden, korunmaya muhtaç, mazlum insanlardan yüz çevirmeyeceğiz.

Her türlü imkanımızla, güzel ahlakımızla onlara, hiçbir karşılık beklemeden, hiçbir menfaat kaybını önemsemeden, yalnızca Allah'ın rızasını umarak yardım eli uzatacağız. Çünkü bizim milletimiz tarih boyunca bu ahlakı gösterdi, bugün de aynı İslam terbiyesi ile örnek bir ahlak göstereceğiz. 

Gülgün Göktan
http://facebook.com/gulgun.goktan
https://twitter.com/GulgunGoktan
 
 

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Zulümden kaçan Suriyelileri, zulme geri göndermeyelim hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Zulümden kaçan Suriyelileri, zulme geri göndermeyelim siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com