Başkomutan Mustafa Kemal Paşa Karşıyaka’da

Suluman

Global Mod
Global Mod
6 Kas 2020
2,927
0
36
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa Karşıyaka’da
10 Eylül 1922 gecesi, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Karşıyaka’daki İplikçizade Köşkü’nde kalması planlanmış ve ona bakılırsa hazırlıklar yapılmıştır. Bu yapılan seçimde Yunan Hükümdarı Konstantin’in 12 Haziran 1921 tarihinde bu köşkte kalmış olmasından kaynaklanan duygusal bir eğilim de rol oynamıştır. Gazi, İzmir Hükümet Konağı’ndan ayrılmış ve Karşıyaka’ya gerçek yola çıkmıştır. Ruşen Eşref Beyefendi, İplikçizade Köşkü’ne gelirken yolda yaşananları ve köşkün önünde gördüklerini şu biçimde anlatmıştır:

“Karşıyaka’dan içeri giriyordun. O denli bir karşılanıyordun ki! O sokaklar insan dolusu insan, önün sıra, arkanın sıra giden atlıların ayakları altında can verecekler üzere kendilerinden geçiyorlardı. Onların haykırışlarından atlar ürküyorlar, şaha kalkıyorlardı. Sevinçten gülenler’ Ama coşarak sevinçten bayılacak dereceye varıp hüngür hüngür ağlaşan bayanlar. Pencereden bayraklar ve çarşaflar üzere sarkıp yırtınırcasına bağrışa, sana haykıra haykıra dua eden bayanlar. Çırpınışları onların suratından daha rüzgârlanmış üzere dalga dalga harelenen bayraklar. O ne olduğunu çabucak hemen gereği üzere kavramamışlarsa da ömürlerinin gün doğumunda bir zafer geçidinin bütün heyecanını hayatları boyunca anacak İzmir çocukları! Atların nalları altında ezilecek üzere otomobile, ellerinde küçücük küçücük Türk bayraklarıyla, güllerle, karanfillerle koşuşa koşuşa sokulan çocuklar.

…Hep bitmeyen, tükenmeyen alkışlar ve kutlayışlar içinde meskenin önüne vardın. Atlar durdu. Otomobil durdu.

İki yanının sarmış bir coşkun halk içinden geçtin. Konutun merdiven taraçasına çıktın. Seni yerlere eğilerek; Seni el çırparak; Seni dualar ederek karşılayan bayan, erkek kalabalığın önünde durdun.

Seni içeri davet ediyorlardı. Sen duruyordun. Yerde yatan örtüyü sordun. O, ipekten kocaman bir düşman bayrağıydı ki üzerine basılarak geçilecek bir yol halısı üzere bu biçimde serilmişti.

Kadın-erkek oradaki İzmirliler:

‘Buyurunuz, geçiniz. Bizim öcümüzü yerine getiriniz! Yabancı kral, bu meskenden içeri, bizim bayrağımıza basarak geçmişti. Siz, lütfedin. Bu karşılıklı o lekeyi silin! Burası sizin şehrinizdir. Bu konut sizin evinizdir. Bu hak sizindir’ diye yalvarıyorlardı.

Sen, o yerde serili bayrağın önünde, bulunduğun noktada kaldın. Sana ağlaşarak yalvaran bayanlara, erkeklere tatlılıkla baktın:

‘O, geçmişse yanılgı etmiş. Bir milletin bağımsızlığının sembolü olan bayrak çiğnenmez. Ben onun yanlışını tekrar edemem’ dedin. Onu yerden kaldırttın ve bembeyaz mermerlere basarak içeri girdin.

İşte, sen İzmir’e birinci gün zaferinle bu biçimde girdin.” 29 Kasım 2021

Ahmet Gürel

Atatürk Araştırmacısı