PAC-R Nedir? Otizmde Ruh Sağlığı Taramasını Anlamak
Son zamanlarda otizm ve eşlik eden ruh sağlığı sorunları hakkında okurken PAC-R kısaltmasına denk gelenler için konu ilk bakışta biraz teknik görünebilir. Benim dikkatimi çeken tarafı ise yalnızca yeni bir değerlendirme aracı olması değil; belirtilerin nasıl fark edildiği, kadın ve erkeklerde deneyimlerin nasıl farklılaşabileceği ve bir ölçüm aracının gerçek hayattaki insan deneyimini ne kadar yakalayabildiği.
Burada önemli bir noktayı baştan netleştirmek gerekiyor: PAC-R, “Psychopathology in Autism Checklist–Revised”, yani kabaca Otizmde Psikopatoloji Kontrol Listesi – Revize anlamına geliyor. 2026'da yayımlanan bir çalışmada PAC'ın yeniden yapılandırılmış biçimi olarak tanıtıldı. Araç özellikle otistik bireylerde eşlik eden ruh sağlığı sorunlarının taranmasına yardımcı olmak amacıyla geliştirildi. Tanı koyan bağımsız bir test değil, tarama aracıdır. Sage Journals+1
Peki PAC-R'yi kadınlar ve erkekler açısından nasıl değerlendirmek gerekir? Burada “erkekler objektif, kadınlar duygusal” gibi basit kalıplara sığınmak yerine, ölçülebilen belirtiler ile kişinin yaşadığı sosyal ve duygusal bağlamın nasıl birbirini tamamladığına bakmak daha anlamlı.
PAC-R Tam Olarak Ne İçin Kullanılıyor?
PAC-R'nin amacı otistik kişilerde depresyon, anksiyete, obsesif-kompulsif belirtiler, psikoz ve saldırganlık/kendine zarar verme davranışları gibi ruh sağlığı sorunlarının taranmasına yardımcı olmak.
Yeni PAC-R, orijinal PAC'tan bazı önemli noktalarda ayrılıyor. Önceki yapıda 42 madde bulunurken revize edilen sistemde 38 madde kullanılıyor. Maddeler beş temel alanda değerlendiriliyor:
- Psikoz
- Depresyon
- Anksiyete
- Obsesif-kompulsif bozukluk (OKB)
- Saldırganlık/kendine zarar verme davranışları
Bunun yanında “herhangi bir ruh sağlığı bozukluğu” için genel bir indeks de bulunuyor. Orijinal PAC'taki “general adjustment problems” (GAP) alt ölçeği kaldırılmış ve bazı maddeler yeni faktör yapısına göre farklı alt ölçeklere dağıtılmış. Sage Journals
PAC-R'nin önemli özelliklerinden biri de belirtileri yalnızca “var/yok” şeklinde ele almaması. Orijinal PAC'ta problemlerin derecesi dört seviyeli bir ölçek üzerinden değerlendiriliyordu. Yeni sistem de 4 puanlı değerlendirmeyi kullanıyor.
Ancak burada kritik ayrım şu: yüksek PAC-R puanı tek başına psikiyatrik tanı anlamına gelmiyor.
Çalışmanın yazarları da kapsamlı ve çok yöntemli değerlendirmelerin gerekli olduğunu özellikle belirtiyor. Sage Journals
PAC-R'nin Veri Odaklı Tarafı: Rakamlar Ne Söylüyor?
PAC-R'nin geliştirilmesi iki farklı örneklem üzerinde test edilmiş.
İlk örneklemde ruh sağlığı değerlendirmesine yönlendirilmiş 182 otistik birey bulunuyordu. Katılımcıların yaşları 13 ile 68 arasında değişiyordu ve 126'sı erkek, 56'sı kadındı. Bu grubun 116'sında, yani yaklaşık %63,7'sinde, en az bir eşlik eden ruh sağlığı bozukluğu tanımlanmıştı. Sage Journals
İkinci örneklemde ise otizm değerlendirmesi için yönlendirilmiş 197 çocuk ve ergen vardı. Bu grubun 140'ı erkek, 57'si kızdı. Çalışmada kullanılan tanımlara göre 48 katılımcıda, yani yaklaşık %27,7'sinde, en az bir eşlik eden ruh sağlığı bozukluğu bulunuyordu. Sage Journals
Bu iki grubun karşılaştırılması bence oldukça önemli. Çünkü bir psikiyatri değerlendirmesine zaten yönlendirilmiş yüksek riskli bir grupla, başlangıçta otizm değerlendirmesi için başvuran daha düşük riskli bir grubu aynı kefeye koymak doğru olmaz.
PAC-R'nin psikometrik sonuçlarında da ilginç ayrıntılar var. Örneğin ilk örneklemde “herhangi bir ruh sağlığı bozukluğu” indeksinin iç tutarlılığı McDonald's omega ile .88 olarak raporlandı. Saldırganlık/kendine zarar verme alt ölçeği .82, OKB .79, depresyon .77, psikoz .78 ve anksiyete .75 düzeyindeydi. Sage Journals
Bunlar aracın ölçüm açısından umut verici olduğunu gösteriyor; fakat “bilimsel olarak kusursuz” anlamına gelmiyor.
Erkeklerin Bakış Açısı: Ölçülebilirlik ve Verinin Önemi
Burada özellikle altını çizmek istediğim şey, “erkekler objektiftir” şeklinde biyolojik veya psikolojik bir genelleme yapmanın bilimsel açıdan doğru olmayacağı.
Fakat bazı erkeklerin PAC-R gibi araçlara yaklaşırken ölçülebilir belirti, puan, eşik değeri ve istatistiksel doğruluk üzerinden düşünmeyi tercih etmesi mümkün. Örneğin bir kişi şöyle yaklaşabilir:
“Bu testin duyarlılığı nedir? Yanlış pozitif oranı ne kadar? Depresyon alt ölçeği gerçekten tanı alan kişilerle almayanları ayırabiliyor mu?”
Bu sorular son derece değerlidir.
Örneğin ikinci örneklemde PAC-R depresyon alt ölçeğinin duyarlılığı .88, özgüllüğü ise .73 olarak raporlandı. Buna karşılık aynı alt ölçeğin pozitif öngörü değeri .13 idi. Bu ayrıntı çok önemli çünkü bir testin belirli bir durumda yüksek duyarlılığa sahip olması, pozitif çıkan herkesin gerçekten ilgili bozukluğa sahip olduğu anlamına gelmiyor. Sage Journals
Dolayısıyla veri odaklı yaklaşım bize şunu hatırlatıyor:
Bir ölçüm aracının sonucu ile klinik tanı aynı şey değildir.
Bu özellikle internette kişilerin kendi kendilerine test sonuçlarından tanı çıkarmaya çalıştığı günümüzde oldukça önemli.
Kadınların Bakış Açısı: Belirti Kadar Bağlam da Önemli
Kadınların PAC-R'ye ilişkin deneyimlerini ise “kadınlar duygusaldır” gibi basit bir cümleyle açıklamak doğru olmaz.
Daha anlamlı soru şu:
Aynı belirti farklı sosyal koşullarda yaşayan iki kişi için aynı anlama mı gelir?
Örneğin sosyal ortamlardan geri çekilen otistik bir kadın düşünelim. Bu davranış PAC-R açısından ruh sağlığı problemiyle ilişkili olabilecek bir belirti olarak ele alınabilir. Ancak davranışın nedeni tükenmişlik, sosyal baskı, yoğun duyusal yük, iş yerindeki ayrımcılık, sosyal maskeleme veya depresif belirtiler olabilir.
Dışarıdan bakıldığında sonuç aynı görünebilir:
“İnsanlardan uzaklaşıyor.”
Fakat altında yatan mekanizma farklı olabilir.
Başka bir örnek düşünelim. Bir erkek otistik birey öfkesini dışarıya daha görünür biçimde yansıtabilirken, başka bir kadın aynı yoğun stresi içine kapanarak, iletişimi azaltarak veya kendine zarar verici davranışlarla gösterebilir.
Bu, “erkekler dışa dönük, kadınlar içe dönük” şeklinde kesin bir kural olduğu anlamına gelmez. Sadece belirtilerin görünürlük biçiminin kişiden kişiye değişebileceğini gösterir.
İşte burada sadece puana bakmak yetersiz kalabilir.
PAC-R'de Kadın-Erkek Karşılaştırmasının En Büyük Sorunu
Bence bu konuda tartışılması gereken en önemli nokta, PAC-R'nin kadın ve erkekleri doğrudan karşılaştırmak üzere geliştirilmiş bir araç olmaması.
Son zamanlarda otizm ve eşlik eden ruh sağlığı sorunları hakkında okurken PAC-R kısaltmasına denk gelenler için konu ilk bakışta biraz teknik görünebilir. Benim dikkatimi çeken tarafı ise yalnızca yeni bir değerlendirme aracı olması değil; belirtilerin nasıl fark edildiği, kadın ve erkeklerde deneyimlerin nasıl farklılaşabileceği ve bir ölçüm aracının gerçek hayattaki insan deneyimini ne kadar yakalayabildiği.
Burada önemli bir noktayı baştan netleştirmek gerekiyor: PAC-R, “Psychopathology in Autism Checklist–Revised”, yani kabaca Otizmde Psikopatoloji Kontrol Listesi – Revize anlamına geliyor. 2026'da yayımlanan bir çalışmada PAC'ın yeniden yapılandırılmış biçimi olarak tanıtıldı. Araç özellikle otistik bireylerde eşlik eden ruh sağlığı sorunlarının taranmasına yardımcı olmak amacıyla geliştirildi. Tanı koyan bağımsız bir test değil, tarama aracıdır. Sage Journals+1
Peki PAC-R'yi kadınlar ve erkekler açısından nasıl değerlendirmek gerekir? Burada “erkekler objektif, kadınlar duygusal” gibi basit kalıplara sığınmak yerine, ölçülebilen belirtiler ile kişinin yaşadığı sosyal ve duygusal bağlamın nasıl birbirini tamamladığına bakmak daha anlamlı.
PAC-R Tam Olarak Ne İçin Kullanılıyor?
PAC-R'nin amacı otistik kişilerde depresyon, anksiyete, obsesif-kompulsif belirtiler, psikoz ve saldırganlık/kendine zarar verme davranışları gibi ruh sağlığı sorunlarının taranmasına yardımcı olmak.
Yeni PAC-R, orijinal PAC'tan bazı önemli noktalarda ayrılıyor. Önceki yapıda 42 madde bulunurken revize edilen sistemde 38 madde kullanılıyor. Maddeler beş temel alanda değerlendiriliyor:
- Psikoz
- Depresyon
- Anksiyete
- Obsesif-kompulsif bozukluk (OKB)
- Saldırganlık/kendine zarar verme davranışları
Bunun yanında “herhangi bir ruh sağlığı bozukluğu” için genel bir indeks de bulunuyor. Orijinal PAC'taki “general adjustment problems” (GAP) alt ölçeği kaldırılmış ve bazı maddeler yeni faktör yapısına göre farklı alt ölçeklere dağıtılmış. Sage Journals
PAC-R'nin önemli özelliklerinden biri de belirtileri yalnızca “var/yok” şeklinde ele almaması. Orijinal PAC'ta problemlerin derecesi dört seviyeli bir ölçek üzerinden değerlendiriliyordu. Yeni sistem de 4 puanlı değerlendirmeyi kullanıyor.
Ancak burada kritik ayrım şu: yüksek PAC-R puanı tek başına psikiyatrik tanı anlamına gelmiyor.
Çalışmanın yazarları da kapsamlı ve çok yöntemli değerlendirmelerin gerekli olduğunu özellikle belirtiyor. Sage Journals
PAC-R'nin Veri Odaklı Tarafı: Rakamlar Ne Söylüyor?
PAC-R'nin geliştirilmesi iki farklı örneklem üzerinde test edilmiş.
İlk örneklemde ruh sağlığı değerlendirmesine yönlendirilmiş 182 otistik birey bulunuyordu. Katılımcıların yaşları 13 ile 68 arasında değişiyordu ve 126'sı erkek, 56'sı kadındı. Bu grubun 116'sında, yani yaklaşık %63,7'sinde, en az bir eşlik eden ruh sağlığı bozukluğu tanımlanmıştı. Sage Journals
İkinci örneklemde ise otizm değerlendirmesi için yönlendirilmiş 197 çocuk ve ergen vardı. Bu grubun 140'ı erkek, 57'si kızdı. Çalışmada kullanılan tanımlara göre 48 katılımcıda, yani yaklaşık %27,7'sinde, en az bir eşlik eden ruh sağlığı bozukluğu bulunuyordu. Sage Journals
Bu iki grubun karşılaştırılması bence oldukça önemli. Çünkü bir psikiyatri değerlendirmesine zaten yönlendirilmiş yüksek riskli bir grupla, başlangıçta otizm değerlendirmesi için başvuran daha düşük riskli bir grubu aynı kefeye koymak doğru olmaz.
PAC-R'nin psikometrik sonuçlarında da ilginç ayrıntılar var. Örneğin ilk örneklemde “herhangi bir ruh sağlığı bozukluğu” indeksinin iç tutarlılığı McDonald's omega ile .88 olarak raporlandı. Saldırganlık/kendine zarar verme alt ölçeği .82, OKB .79, depresyon .77, psikoz .78 ve anksiyete .75 düzeyindeydi. Sage Journals
Bunlar aracın ölçüm açısından umut verici olduğunu gösteriyor; fakat “bilimsel olarak kusursuz” anlamına gelmiyor.
Erkeklerin Bakış Açısı: Ölçülebilirlik ve Verinin Önemi
Burada özellikle altını çizmek istediğim şey, “erkekler objektiftir” şeklinde biyolojik veya psikolojik bir genelleme yapmanın bilimsel açıdan doğru olmayacağı.
Fakat bazı erkeklerin PAC-R gibi araçlara yaklaşırken ölçülebilir belirti, puan, eşik değeri ve istatistiksel doğruluk üzerinden düşünmeyi tercih etmesi mümkün. Örneğin bir kişi şöyle yaklaşabilir:
“Bu testin duyarlılığı nedir? Yanlış pozitif oranı ne kadar? Depresyon alt ölçeği gerçekten tanı alan kişilerle almayanları ayırabiliyor mu?”
Bu sorular son derece değerlidir.
Örneğin ikinci örneklemde PAC-R depresyon alt ölçeğinin duyarlılığı .88, özgüllüğü ise .73 olarak raporlandı. Buna karşılık aynı alt ölçeğin pozitif öngörü değeri .13 idi. Bu ayrıntı çok önemli çünkü bir testin belirli bir durumda yüksek duyarlılığa sahip olması, pozitif çıkan herkesin gerçekten ilgili bozukluğa sahip olduğu anlamına gelmiyor. Sage Journals
Dolayısıyla veri odaklı yaklaşım bize şunu hatırlatıyor:
Bir ölçüm aracının sonucu ile klinik tanı aynı şey değildir.
Bu özellikle internette kişilerin kendi kendilerine test sonuçlarından tanı çıkarmaya çalıştığı günümüzde oldukça önemli.
Kadınların Bakış Açısı: Belirti Kadar Bağlam da Önemli
Kadınların PAC-R'ye ilişkin deneyimlerini ise “kadınlar duygusaldır” gibi basit bir cümleyle açıklamak doğru olmaz.
Daha anlamlı soru şu:
Aynı belirti farklı sosyal koşullarda yaşayan iki kişi için aynı anlama mı gelir?
Örneğin sosyal ortamlardan geri çekilen otistik bir kadın düşünelim. Bu davranış PAC-R açısından ruh sağlığı problemiyle ilişkili olabilecek bir belirti olarak ele alınabilir. Ancak davranışın nedeni tükenmişlik, sosyal baskı, yoğun duyusal yük, iş yerindeki ayrımcılık, sosyal maskeleme veya depresif belirtiler olabilir.
Dışarıdan bakıldığında sonuç aynı görünebilir:
“İnsanlardan uzaklaşıyor.”
Fakat altında yatan mekanizma farklı olabilir.
Başka bir örnek düşünelim. Bir erkek otistik birey öfkesini dışarıya daha görünür biçimde yansıtabilirken, başka bir kadın aynı yoğun stresi içine kapanarak, iletişimi azaltarak veya kendine zarar verici davranışlarla gösterebilir.
Bu, “erkekler dışa dönük, kadınlar içe dönük” şeklinde kesin bir kural olduğu anlamına gelmez. Sadece belirtilerin görünürlük biçiminin kişiden kişiye değişebileceğini gösterir.
İşte burada sadece puana bakmak yetersiz kalabilir.
PAC-R'de Kadın-Erkek Karşılaştırmasının En Büyük Sorunu
Bence bu konuda tartışılması gereken en önemli nokta, PAC-R'nin kadın ve erkekleri doğrudan karşılaştırmak üzere geliştirilmiş bir araç olmaması.